O kurşun yarasının öyküsünü anlatıyor Ali Dayı: “Askerler geldi. Bizim aileyi ve köydekileri topladılar. Sonra bir yere götürdüler. Çoluk çocuk, yaşlı genç hepimizi taradılar. Benim karnıma da kurşun isabet etmiş. Ben düştüm, üzerime de Dayım düştü. Sonra askerler bizi bırakıp gitti. Dağdakiler geldi. Beni cesetlerin içinden çıkardılar. Yaramı sardılar. Bir torbaya koyup dağa, saklandıkları yere götürdüler. Sonra yaram iyileşince Annemi buldular. Annem benim öldüğümü sanıyor. Ama beni görünce çığlıklar atıyor, ağlıyor. Sonra beni bağrına basıyor. Ama babamı, diğer yakınlarımı öldürmüşlerdi.”
Sonra, “Dêrsim’de kıtlıklar, sügünler başladı“ diyor. Ve devam ediyor anlatmaya, “Ben o zaman bir tek kelime Türkçe bilmezdim. Birgün Amcam geldi yetim okuluna beni götürecek. Dêrsim’e gittik. O zaman devlet yeni yeni yerleşmişti Dêrsim’e. Amcam beni okula yazdıracak, müdürle konuşuyor. Amcam müdür karşısında iki büklüm. Müdür beyaz gömleği üzerinde siyah yeleği ile koltuğuna kurulmuş. Amcama sorduğu hiçbir şeyi anlamıyorum. Amcam bizim dile Zazacaya çevirdi bana ‘Dedi ki Müdür beg diyor okuyunca ne olacak?’ diye soruyor. Ben de Zazaca ‘müdür olacam’ diye cevap verdim. Amcam Müdüre söyler söylemez müdür yerinden kalktı ve benim kafama ve boynuma iki tokat attı. Ben yere düştüm ve ağladım. ‘Müdürlük sizin neyinize ulan’ diyormuş. Amcam ‘çocuktur Müdür beg’ dedi. Müdür dönüp amcama da tekme tokat girişti. Amcam boynu bükük bana ‘me berbi lacem me berbi. Na dina dina ama niya’ dedi. Yani ‘bu dünya artık bizim dünyamız değildi.’ Sonra dönüp köye gittik. Kıtlık, sürgün, baskılar parçalanma, acının ve zulmün her türünü gördük. Ben hiçbir zaman o acıların, o karanlık dönemlerin bitebileceğini hayal edemezdim” diyor Ali Dayı.
“Kurumuş ırmaktık. Çöle dönmüştük. Kim baş edebilir di ki bu zulümle..” diyor Ali Dayı. Ali Dayı sonra “o gençler geldi, Başkan ve arkadaşları…” Kürt Derneğinin duvarlarındaki Abdullah Öcalan’ın posterini ve onlarca gerilla resimlerini göstererek “bunlar gelince ben rahatladım. Yeniden doğmuş gibi oldum PKK ortaya çıkınca. Artık içim rahattı çünkü PKK vardı, gerillalar vardı ve onlar Dêrsim’in de Zilan’ın da hesabını soracaklardı. Hatta ben yaşlı halimle çıkıp Bekaa’ya, Şam’a gittim. Başkan Apo’yu ve arkadaşlarını gördüm, onlarla birlikte kaldım, onları tanıdım” diyor. Anlattıkça heyecanlanıyor. Duvarda onlarca gerilla resmi var. “Bu gençler diyor, başımızı dik, bizi onurlu bir halk yaptı. Artık gözüm arkada kalmaz” diyor.
Evet, Ali Dayı 81 yaşında. Kürtlerin nereden nereye geldiğini yaşayarak görmüş. Kürtler belleği ve bilinci yok edilmek üzereydi; eğer 27 Kasım 1978’de PKK kendisini ilan etmeseydi. Eğer 15 Ağustos 1984 olmasaydı Kürtlerin ruhuna Fatiha bile okunmazdı. Çünkü yok hükmünde bir halk unutulacaktı. Ama öyle olmadı işte. 40 yıldır kesintisiz devam eden Kürt Özgürlük Hareketi artık sadece Kürtler için değil, Ortadoğu halkları ve diğer ezilenlerin esin ve umut kaynağı durumunda. Geçtiğimiz günlerde 11. Kongresini yaparak tarihi ve toplumsal sorumluluğunun gerektirdiği ciddiyetle bütün gelişmeler değerlendirdi PKK.
PKK’nin 11. Kongresini yapması kendi başına büyük bir başarı. Dünyanın eski sayılı partileri bile böylesine bir istikrarar sahip değil. PKK’nin kongrelerine biçtiği misyonun anlamını bilenler için Kongrenin yapılmasının nasıl büyük bir başarı olduğu daha iyi görülebilir. Çünkü kongre kararlaşma, stratejik ve taktik planlama, örgütlenme ve mücadeleyi yükseltme anlamı taşıyor. Çok uzağa gitmeden PKK’nin 10. Kongresi 2008’de yapılmıştı. 2008’deki kongreden sonra 5 yıldaki verilen mücadelenin boyutları, gösterilen direnişi ve kazanımlarını kim görmezden gelebilir ki!.. Sadece son 5 yıldaki mücadeleye baktığımızda PKK’nin önümüzdeki 4-5 yıl içinde neler yapabileceğini rahatlıkla görebiliriz.
Dolayısıyla Kürtler ve dostları rahat. Zulmün bütün zorluklarına direnerek yanıt veren bir hareketin kendilerine neler kazandıracağını artık çok daha iyi biliyorlar. O yüzden özgürlüklerinden bir milim dahi geri adım atmayarak, kendilerine hayat veren hareketle geleceğe doğru yol alacaklar. Çünkü bu hareket yani PKK, sosyolojik, siyasal ve kültürel olarak Kürt halkının özgürlüğünün ve mutluluğunun kaynağı olmuş durumda. 81 yaşındaki Ali Dayı’nın da büyük sevinci ve hala Kürdistan dağlarına gerillaların yanına gitme istenci bu nedenledir…
Ali Dayı ve PKK’nin kongresi
Almanya’da Kürt derneğinde Ali Dayı, eşi Gülten teyze ile sohbetteyiz. Öyle heyecanlı ki Ali Dayı. PKK’den söz ediyoruz o biraz kederli ama coşku ile geçmişi anlatıyor. O anlatınca Kürtlerin nereden nereye geldiğini daha iyi anlıyor insan. Ali Dayı 81 yaşında. Dêrsimli. 38’de Dêrsim katliamında devlete direnen Demanan aşiretinden. Hem 1938’i hem de sonrasını hatırlıyor. Hem kendi yaşadıklarını hem de kendisine anlatılanları hiç unutmamış. İstese de unutamaz Ali Dayı yaşadıklarını çünkü vücudunda 1938’de devletin sıktığı kurşunun izi hala duruyor.