Duruşmada dinlenilen polislerin, Kürt halkının mücadelesinden ne kadar habersiz oldukları dikkat çekerken bir çok polis de Türk devletinin söylemlerinden başka bir şey ileri süremedi.
Halk oyunları, kültür çalışmaları ve başka sıradan konular üzerine yapılan telefon görüşmeleri örgütsel işleyiş olarak gösteriliyor. Avukatlar ise bu iddiaları kabul etmiyor.
Seyahat özgürlüğü çerçevesinde müvekilleri tarafından yapılan yolculukların dahi suç kapsamına alınmaya çalışıldığını belirten avukatlar, sıradan ve günlük yaşamda kullanılan bir çok söylemin Kıtay'ın aleyhine bir kanıt olarak gösterilmeye çalışıldığını belirtiyor.
Avukatlar ayrıca izinli ve yasal gösterilerin bile Ali İhsan Kıtay'ın aleyhine bir suçmuş gibi yansıtıldığı, böylece Kıtay'a 'liderlik vasfı' suçunun yüklenmek istendiğini dile getiriyor.
Dava boyunca dinlenilen BKA polislerinin bilgilendirmelerinin eksik ve yetersiz olduğunu dile getiren avukatlar, bilgilerin Türk devletinin resmi söylemlerininin kopyası olduğunu kaydediyor.
Türk devletinin Kürt halkına karşı yürütüğü imha ve inkar politikasının tüm dünya tarafından bilinmesine rağmen Alman polisinin bilinçli bir şekilde bu durumu çarpıttığını vurguluyor.

HAMBURG