Medyada köşe yazarları günlerden beri Başbakan’ın neden idamdan söz ettiğini soruyor. 
En süfli durumda olanları, Başbakan’ın “has” köşebazları ile AKP’nin “Kürt kökenli” vekilleri. Bunlara bakılırsa, “Başbakan idamı getirmeyecekmiş, tartışmaya açmışmış…”
Bu nasıl bir tartışma?
AKP’nin “ikinci sınıf” Kürt asıllı vekilleri arasında en tanınmışı Galip Ensarioğlu. Ensarioğlu bakınız ne diyor:
“Ben idam cezasına karşıyım. Sayın Başbakan, bunu tartışalım dedi, ben bu tartışmada onay vermeyen taraftayım. Her konuda tartışabiliriz, bu konuda da tartışılabilir, başbakan idam gelsin demiyor. Şu an böyle bir tasarı yok. Ama ben eskiden de idama karşıydım, şimdi de karşıyım, yarın da karşı olacağım.”
İşte eskiler tam da bu gibi çaresizler için “çevir kazı yanmasın” demişler.
Başbakan “tartışalım” diyormuş, ama “başbakan idam gelsin demiyormuş”…
Ne diyor Başbakan. “İdam cezası gelmesin” mi diyor?
İdam cezası gelmesin diyen bir Başbakan, idam cezası olmayan bir ülkede idam cezasını tartışmaya açar mı?
İdam cezasıyla ilgili tartışma, idam cezası olan bir ülkede “idam cezasının kalkması” için yapılır. İdam cezasını kaldırmış bir ülkede “idam cezasını tartışma konusu” yapana hilkat garibesi gözüyle bakılır.
Başbakan tartışmak için tartışıyormuş.
“Yani idamı getirmek istemiyormuş”, ama “vatandaş idam istediği için” o da –ileri demokrat ya,- o nedenle tartışıyormuş…
Bre dinsiz, imansızlar, bre Allahtan korkmaz, kuldan utanmazlar, bre kitapsız, müshafsız, binamazlar…
“Vatandaş idam istiyor” diye, güya “idam istemediği” halde “idam tartışması” yapan Başbakanınıza şu soruyu sormak aklınıza gelmiyor mu?
“Ey Başbakan, sen Öcalan’a özgürlük istemiyorsun, ama vatandaş üstelik ölümü göze alarak Öcalan’ın özgürlüğünü istiyor, sen ki vatandaş idam istiyor diye idam gibi bir rezilliği tartışıyorsun, neden özgürlük gibi insani bir isteği, karşı olsan bile tartışmıyorsun? Ey Başbakan, sen ki vatandaş idam istiyor diye, bizim karikatüristimiz Halil İncesu’nun mükemmel çizdiği gibi, günlerdir elinde imamesi yağlı urgan tesbihle, Allahın 99 adı yerine “idam, idam, idam” diye tartışadurursun, neden vatandaşın istediği ana dilde eğitim hakkını, karşı olsan da tartışmazsın?...”
Zavallı “Kürt kökenli” vekil… O da durumun farkında ama, çaresiz. Siyaseti “ikbal kapısıdır” diye bilip, o “alçak” kapıdan iki büklüm eğilerek girenler, bir daha bellerini doğrultamazlar. İşte böyle “tartışma, martışma” laflarıyla her daim temenna halinde iki büklüm kalırlar.
Her neyse?
Gelelim köşebazların yanıtını aradığı soruya: Başbakan neden “idam”dan söz ediyor?..
Bunun biricik nedeni şu: Çünkü AKP Hükümeti Kürt Özgürlük hareketine karşı yürüttüğü topyekün savaşı kaybediyor.
O elindeki bütün silahları savaş alanına sürdü. Yüzbinlerce askerle, toplarla, tanklarla, uçaklarla, heronlarla, kilitlendiği en küçük hedefi yüzde yüz vuran yüksek teknikli füzelerle yürüttüğü savaşta hezimet üstüne hezimet yaşıyor. Bahçeli bile, “düşen helikopterler metal yorgunluğundan mı, teröristler tarafından mı düşürülüyor” sorusunu sormaya başladı bile. PKK şu ana kadar “helikopteri biz düşürdük” demedi. Dese, hükümet feleğini şaşırırdı. Ama PKK’nin “düşürdüm dediği helikopterleri düşürdüğü de “düşürmediğine düşürmedim” demesiyle kanıtlanmış oldu.
Başka?... Başbakan elindeki polisle ve yargıyla BDP’ye savaş açtı. Onbin nitelikli parti kadrosunu tutukladı, hala tutukluyor. Ne oldu? Amacına ulaşabildi mi? Bizim gazeteci arkadaşlarımız, evet gazetede yazı yazamıyor, ama şimdi açlık grevinde tarih yazıyor. Onbin nitelikli parti kadrosu, hükümeti sarsıyor. Onu birbirine düşürüyor. Başbakan ağzını bozarken, Arınç “terörist” diye hapse atılanlara “değer” verdiğini açıklıyor. Ve onbin nitelikli kadrosunu kaybeden BDP’nin mücadele gücünden hiçbir şey eksiltilemiyor. İşte vekillerin bir kısmı serhildanı örgütlüyor, bir kısmı açlık grevine yatıyor.
Ordunun öldürmesi, polisin coplaması, gaz bombası atması, yargının tutuklaması, ömür boyu hapse mahkum etmesi Kürt halkını sindirmek şöyle dursun, onun mücadelesini yükseltiyor. AKP’’nin “alçak” “ikbal kapısından” iki büklüm giren Kürt kökenliler bile artık bu kapıdan çıkmanın yolunu arıyor.
İşte bu yenilgi durumunda, AKP’nin şu ana kadar kullanamadığı tek silah kalıyor: İdam…
Zavallı AKP ve biçare Başbakan Allah’ın ipine sarılacağına, işte bu yüzden, celladın ipine sarılıyor.