Erdoğan, 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsünü "Allahın bir lütfu" olarak değerlendirmişti. Gerçekten Erdoğan için bir lütuf oldu. OHAL ilan edip "Fırsat bu fırsat" diyerek tepe tepe kullanıyor. Ama ezilen insanlarımız için bir lütuf değil, bir felakettir.
Yıllardır akşam sabah birbirlerine her türlü küfrü, hakareti, tehdidi savuran Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli hepsini de unutup birleşti. Aslında her zaman beraberlerdi. Bakmayın aralarındaki kayıkçı dövüşüne. Hepsi de, her zaman HDP'ye, Kürtlere ve demokrasi güçlerine karşı elele oldular. CHP ve MHP, 14 senedir hangi konuda ciddi bir muhalefet yaptı? Yaptıysa da AKP'nin Kürt düşmanlığını yetersiz bulduğu için yaptılar. 7 Haziran sonrasında ateş bacayı sarınca hepsi de HDP'ye karşı birleşti. 7 Haziran seçimini geçersiz sayarak, halkı imha saldırılarını başlattılar. 1 Kasım sahte seçim oyununu tezgahladılar. AKP yeniden tek parti olarak hükumeti kurdu. Ama sorun çözüldü mü?
İstikrar için, huzur için, kalkınma için tek parti iktidarı şart diyordu Erdoğan. Oysa tarihin en istikrarsız, en kanlı dönemi yaşanıyor. Erdoğan sadece tek partiyi değil, üç partiyi birleştirip diktasını ilan etti ama gene de ne huzur var ne de istikrar. Çünkü bu üç partinin birleşme zemini ve çerçevesi halk düşmanlığına dayanıyor. Bahçeli "Teröre karşı yanındayız" diyor. Kılıçdaroğlu ise "Anayasaya aykırı ama evet" diyerek kendisini ortaya koydu.
Halkın iradesini yok saydılar, gasp ettiler. Halkın iradesi gasp edilirse, demokrasi reddedilirse darbelerin yolu açılmış demektir. Olup biten de budur. "Başarılı" olur ya da olmaz, artık darbeler, karşı darbeler ve iç savaş sürecine girilmiştir. Erdoğan, bunu da kullanarak üç partiyi de kontrol altına alıp HDP'ye yani Kürtlere, Alevilere, işçilere ve tüm özgürlük güçlerine karşı birleştirmiştir. Yenikapı'da ilan edilen "milliyetçi cephe"nin anlamı budur. Erdoğan TEK, TEK, TEK diye diye bu üç partiyi tek cephe-tek parti haline getirmiştir. Ama bu çözüm müdür? Yoksa sistemin can çekişmesi, son çırpınışları ve girdiği bir çıkmaz sokak mıdır?
Üç partinin demokrasi şöleni diye toplanıp hiç utanmadan idam vaat ettiği bir çözüm olur mu? Oradaki kalabalığın bir kısmının bunu alkışlamasının ne değeri var?
Üç partinin birleşip HDP'yi imha kararı alması açıkça bir iç savaş ilanı değil mi?
Açık ki Erdoğan şefliğinde birleşen üç parti demokrasi için değil, demokrasiyi katletmek için birleşiyor.
Üç partinin kurduğu cephe, demokrasi cephesi değil, halklara karşı savaş ve diktatörlük cephesidir.
Bu savaş ve zulüm cephesine karşı HDP ve tüm yurtsever-demokratik-sol güçlerin birleşmesi ve demokrasi cephesini kurması tek çözüm yoludur.
Türkiye ya tam demokrasiyi kuracak ya da darbeler, ekonomik ve siyasi krizler, katliamlar içinde iç savaşa sürüklenip gidecektir.
Erdoğan ve üçlü MC hala ibret almamış, laftan da anlamıyor. Demokrasiyi, çözümü değil, inatla savaşı tercih ediyor. Onların iç savaş macerasına dur demek için en geniş halk kitlelerinin demokrasi cephesiyle direnişi zorunludur.
Bugüne kadar her ne sebeple olursa olsun, bu üç partiye oy veren vatandaşlar da yeniden düşünmek zorundadır. Erdoğan şefliğinde tek parti haline gelen üç partinin halklarımıza kan ve gözyaşından başka vereceği bir şey kalmamıştır. Al birini vur öbürüne. Üçünü de birbirine vurup tarihin çöplüğüne atmak kaçınılmazdır. Bu üç parti etkili olduğu sürece her gelen gün geçen günümüzü aratacaktır. Üç parti birbirine sarılmış ayakta kalmaya çalışıyor. Üçüne de son tekmeyi atma zamanıdır.
Türkiye ve bölge halkları tarihi bir dönüm noktasında bulunuyor. Bütün kirli geçmişe bir çizgi çekip yeni bir özgürlük dünyasını kurmak kendi elimizdedir.