Kalıntıların adli tıp uzmanlarınca incelenmesinin ardından başkent Santiago’da açıklama yapan kızı Isabel Allende, “Başkan Allende, olağanüstü bir durumda bulunduğu 11 Eylül 1973’te aşağılanmak ya da başka bir şeye maruz kalmak yerine intihar etmeye karar verdi” dedi. Şili Adli Tıp Kurumu Başkanı Patricio Bustos de, “Ölümüne bir kurşun yarasıyla neden olduğu belirlendi ve bu da intihar demek oluyor” açıklamasını yaptı. Allende’nin ölümünden sonra yapılan otopside de çenesinin altına dayadığı tabancanın kurşunuyla öldüğü belirtilmişti. İki ay önce yapılan son otopsiye Şilili ve yabancı adli tıp uzmanları katıldı.

‘Buradan mezarlığa kadar’
Allende, danışmanları ve arkadaşlarının ifadelerine göre darbenin başladığı 11 Eylül 1973 tarihinde, başkent Santiago’daki başkanlık sarayının darbecilere karşı savunulması esnasında AK-47 tüfeği ile kendini başından vurdu. Silahın, dönemin Küba Devlet Başkanı Fidel Castro’nun hediyesi olduğu belirtiliyor. 1970 yılında yapılan seçimlerde Sosyalistler, Komünistler, Liberaller ve Hıristiyan Demokratlardan ayrılmış olanların birleşmesiyle kurduğu Unidad Popular’ın (Halk Birliği) adayı olarak başkanlık seçimlerini kazanan Salvador Allende, henüz aynı yıl yapılan ilk kabine toplantısında, sağcı kesimlerle ABD’nin sosyalist hükümetine karşı direncinin farkında olarak, “Buradan mezarlığa, sürgüne gidecek adam değilim” demişti.

Darbeci general Augusto Pinochet, ülkeyi diktatör olarak 1990 yılına kadar yönetti. Cunta döneminde Şili’de yaklaşık 3 bin rejim karşıtı katledilirken, on binlercesi ya işkence edilip tutuklandı ya da sürgüne zorlandı. Pinochet, işlediği suçların hesabını vermeden 2006’da öldü. Rejiminden yaklaşık 200 kişi, son 15 yılda diktatörlük döneminde işlenen suçlardan ötürü yargılandı. Ancak İçişleri Bakanlığı tarafından verilen bilgilere göre sadece 65’ı mevcut durumda tutuklu.

SANTIAGO