Türk hukuksuzluğu iltica sebebi sayıldı

Diaspora Haberleri —

30 Ekim 2020 Cuma - 23:00

  • Osnabrück İdari Mahkemesi, Almanya Göçmen ve Mülteci Dairesi’nin (BAMF) iltica başvurusunu reddettiği Kürt mültecinin itirazını, Türkiye'de hukuk devletinin işlemediği gerekçesiyle yerinde buldu.

 

FEHMİ KATAR

İltica Bürosu BAMF bir Kürt mültecinin iltica başvurusunu 'Türkiye'de verilen ceza, hukuk devletinin işleyişidir' gerekçesiyle reddetti. Osnabrück İdari Mahkemesi ise BAMF kararını "Türkiye'de hukuk devleti işleyişi yok, yeniden görevlendirilen savcı ve hakimlerin büyük oranda AKP'yle bağı var" diyerek reddetti. Mahkemenin "5A338/18" nolu dosyaya ilişkin kararı 1 Temmuz tarihli.

Türk yargısı referans alındı

Türkiye'de 2017’de hakkında verilen ceza kesinleştiği için Almanya'ya gelerek iltica eden Kürt bir mültecinin başvurusunu,  BAMF tarafından “Türk devleti hukuk devleti işleyişini yerine getirmiştir” denilerek reddedildi. İltica Bürosu, Kürt mültecinin 'PKK üyeliği' ile Türkiye'de ceza aldığını ve bundan dolayı da Sığınma Kanunu’nun 3 maddesinde belirtilen "mülteci statüsünün tanınması" kapsamına giremeyeceğine karar vermişti.

AİHS 3. maddesi ihlal ediliyor

BAMF kararını idari mahkemeye taşıyan Kürt mülteci, kendisinin anayasada belirtilen yasal haklar dışında hiçbir yasadışı eylemde bulunmadığını, HDP üyesi olmamakla beraber etkinliklerine katıldığını, sadece bu etkinliklerden dolayı 14 sene ceza aldığını belirtti. Türkiye'de  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine dikkat çekerek, Kürtlerin Türkiye'de insanlık dışı, onur kırıcı muameleye tabi tutulduğunu aktardı.

BAMF kararı hukuk dışı

Osnabrück İdari Mahkemesi, Türkiye'deki genel durum ve Kürt mültecinin yargılamasına ait savcılık iddianamesi ve yargılama koşullarını değerlendirerek verdiği kararda, BAMF'in kararın "hukuk dışı" olduğu, başvurucuya "sığınma hakkı verilmesi" gerektiğine karar verdi. Mahkeme karar gerekçesinde, Türkiye'de son dönemlerde yargının AKP eliyle bağımlı bir kurum haline getirildiğine vurgu yapıldı.

Yargı bağımsız değil

İdari Mahkeme kararında, "Türkiye'de yargının her ne kadar Anayasa’da bağımsız olduğu belirtiliyorsa da uygulamada hakim ve savcıları atama, görevden alma yetkisine sahip olan Hâkimler ve Savcılar Kurulu hükümete bağlı Adalet Bakanlığı’nın kontrolüne alındığı için, yargı bağımsızlığı ciddi anlamda zedelenmiştir."

Hükümet güdümünde

Mahkeme kararında 15 Temmuz devlet içi çatışma sonrası duruma da işaret edilerek, "Yargının hiç de azımsanmayacak bir bölümü (14 bin 993 kişi) değiştirildi, toplamda 4 bin 166 hakim ve savcı görevinden alındı" denilerek şu ifadelere yer verildi: "Darbe girişiminden itibaren özelikle PKK, DHKP-C ve Gülen Hareketi (FETÖ) üyeliği iddası ile yapılan yargılamalarda sadece kısıtlı bir hukuki yargılamadan bahsedilebilir."

Hakimlere gözdağı veriliyor

Mahkemenin karar gerekçesinde Türk hükümetinin, hakim ve savcıları toplu olarak görevden almanın yani sıra, kendi istediği doğrultuda karar almayan hakimleri de ya görevden aldığı ya da yargıladığı belirtildi. Böylece diğer hakimlerin hükümetin isteği yönde karar aldığı kaydedildi.

Avukatlar engelleniyor

Mahkeme kararında Türkiye’deki hukuk dışılığa bir örnek de PKK ve KCK yargılamalarına ilişkin verildi. Bu davalara gizlilik kararı getirildiği ve avukatların dosyaya mahkeme gününe kadar ulaşmasının engellendiği kaydedildi. Avukatların gizli tanıkları sorgulayamadığı, mahkeme protokollerinin de ancak haftalar süren gecikmeden sonra verildiği belirtildi.

Adil bir yargılama yok

Savunma mercinin kanıtlarının sunumu ve tanıkların avukatlarca sorgulanmasının mahkeme tarafından engellendiğinin de altı çizilen kararda, davaya konu olan suçlamaların mahkeme heyeti tarafından doğru olarak kabul edildiği belirtildi. Savunmanın bütün kanıt ve dilekçelerinin reddedildiğinin belirtildiği kararda, "Adil bir yargılamadan bahsedilemeyeceğinin" altı çizildi.

'Terör' tanımı çok geniş

İdari mahkeme karar gerekçesinde Türkiye'de özelikle PKK, DHKP-C ve FETÖ ile ilgili davalarda yargının bağımsız karar veremediğini kaydederek, davaya konu olan Kürt mültecinin de politik duruşundan dolayı büyük olasılıkla adil yargılanmadığını belirtildi. Türk yargısının 'terörizme mücadele' tanımını çok geniş bir alan için kullandığı belirtilen kararda, aynı eksikliğin Kürt mültecinin yargılanması sürecinde de yaşandığına vurgu yapıldı.

İddiadan başka bir şey değil

Mahkeme, BAMF'in Türk mahkemesinin verdiği kararı referans alarak iltica başvurusunu reddetmesini de yerinde bulmadı ve PKK üyesi olduğunu gösteren hiçbir emareye rastlanmadığı kaydedildi.

Söz konusu kararla ilgili ayrıntılara şu link üzerinden ulaşmak mümkün:

https://www.asyl.net/rsdb/m28860/

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.