Çetelerin Alman silahlarını kullandığını ortaya çıkaran Berliner ve Frankfurter Rundschau gazetelerinin yanı sıra ARD TV ve NRD Radyo da geniş biçimde haber yaptı. Olayla ilgili Sol Parti ve iktidar ortağı CDU/CSU’dan siyasetçiler de görüş bildirdi. Sol Parti Milletvekili Jan van Aken, güvenli silah ihracatının olamayacağını vurgularken CDU/CSU Ekonomi Politikaları Sözcüsü Dr. Joachim Pfeiffer de “Suriye’ye silah göndermemeliyiz” dedi.

Alman devlet televizyonu ARD TV’nin yaptığı haber, şu cümlelerle sunuldu: “Angela Merkel, El Kaide gibi bir örgüte silah satmamıştır; fakat eğer birileri yıllardır birçok devlet adamına çeşitli silahlar satıyorsa, bunların bir gün yanlış ellere düşmesi de mümkün olabiliyor. El Kaide’nin Almanya’nın silah ihracatında en çok satılan silah unvanına sahip bir silaha sahip olma sevinci ise günümüzün ‘Worst Case’ (ing. İhtimaller arasında en kötüsü) senaryosu olarak belirtilebilir.” Sunumda silahların Almanya ile Suriye arasındaki gayrimeşru bir ilişki sonucu El Kaide’nin eline geçmiş olabileceğine dair şüphelere yer verilmemesi dikkat çekti.

‘Güvenli silah ihracatı yoktur’

Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Jan van Aken ise Rojava’daki YPG savaşçılarıyla roketatarlar kendisine gösterilirken çekilen fotoğrafların görüntülenmesi ardından şunları söyledi: “Bunu düşünmezdim, beklemezdim. Dünyanın her yerinde Alman silahları için pazarlık yapıldığını biliyoruz. Ama El Kaide’de Alman roketatarı MILAN’ın bulunması beni şok etti. Bu bir skandaldır. Her silah savaşını bulur. Bunları nereye ihraç ederseniz edin. İhraç ettiğiniz ülkelerin mantıklı ve sorumlu olduklarına inansanız da, iyi bir şey için kullanılacağını düşünseniz de, 10 yıl sonra, 20 yıl, 30 yıl sonra ne olabileceğini bilmiyorsunuz. Elde bile kolayca taşınabilecek ve savaştan savaşa dolaşabilecek böyle silahlar, bir gün elbet birilerini katledecektir. Yani güvenli silah ihracatı diye bir şey yoktur.”

Esad - Strauß anlaşması

Haberin devamında 1970’lerde üretilmeye başlanan MILAN roketatarlarının üretildiği döneme ait tanıtım filmi gösteriliyor. Filmde, 1975 tarihinde yayınlanan “Report Mainz” programından görüntülere yer veriliyor. Bu görüntülerde MILAN roketatarının nasıl kullanılacağı ayrıntılı biçimde anlatılırken dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’a nasıl satıldığına dair bilgiler de yer alıyor. Bu bilgilere göre, 1978 yılında 4 bin 400 MILAN roketatarı Esad rejimine satılıyor. Görüntülerde ise Hafız Esad ile Almanya’da Nükleer İşlerden Sorumlu Devlet Bakanlığı, Savunma Bakanlığı gibi mevkilerde bulunmuş, bugünkü CSU (Hristiyan Sosyal Birliği) ve Bundeswehr’in (Federal Ordu) kurulmasında önemli rol oynamış Franz Josef Strauß’un MILAN roketi mutabakatı yer alıyor. Esad ve Strauß, ihracat anlaşması ardından kameralara poz veriyor.
Haberdeki bir diğer görüntüde El Kaide militanları Esad rejiminin bir cephaneliğine saldırıyor ve “Allahu Ekber! Milan Roketi! Bazuka! Alman üretimi!” bağırışları arasında roketatarları ele geçiriyor. ARD TV, roketatarların El Kaide’nin eline bu şekilde düştüğünü öne sürüyor.

‘Suriye’ye silah göndermemeliyiz’

Roketatarlar üzerine yazılı bir açıklama yapan Almanya Ekonomi Bakanlığı, MILAN roketatarlarının Suriye’de kullanıldığını bugüne kadar bilmediklerini iddia ederken, ARD TV’ye konuşan CDU/CSU Ekonomi Sözcüsü Joachim Pfeiffer ise şunları söyledi: “Kimse bunu tahmin edemezdi. Tabii ki gerçekten böylesi istisnalar üzücüdür. Bundan sonra herhangi bir silahı Suriye’ye göndermememiz gerekir. Tek çözüm yolu budur.”
Pfeiffer, ARD TV muhabirinin “‘Ticaretimizi yaptık, paramızı kazandık; ondan sonra ölüm ve yıkım olması bizi ilgilendirmez’ mi deniliyor” sorusuna ise, “Korkarım ki, maalesef Suriye’de iç savaş yaşanacaktır. Alman üretimi olan ve bilinmeyen yollarla Suriye’ye gönderilen silahlar olmasa da bu iç savaş gerçekleşirdi” şeklinde yanıt verdi.

‘Almanya veto edebilirdi’

Berliner Gazetesi ve NDR Radyo’nun ortak haberinde ise YPG gerillalarının Sol Parti Milletvekili Jan van Aken’e MILAN roketatarlarını göstermesi anlatıldıktan sonra roketatarların ihracatı sürecine değiniliyor. İhracatın İsrail ve Almanya Parlamentosu tarafından protesto edildiği hatırlatılan haberde, Almanya’nın veto hakkı olmasına rağmen ihracatı sürdürdüğü, Esad’a silah satmaktan hiçbir biçimde imtina etmediği vurgulanıyor.

‘Ölüm Alman silahlarıyla geliyor’

Haberde YPG Komutanı Redûr Xelîl’in Jan van Aken’e verdiği bilgilere de yer veriliyor. Buna göre Xelîl, Aken’e, roketatarlar ile bazı roket kabuklarının Irak sınırı yakınlarında El Nusra’yla gerçekleşen bir çatışmada ellerine geçtiğini aktarıyor ve şunları söylüyor: “Bize ölümü Alman silahlarıyla getiriyorlar. 45.000 YPG savaşçısının ve 2,5 milyon Kürt’ün yaşadığı Rojava’da Fransız-Alman üretimi MILAN roketatarları kullanılıyor.”

Fransa mı sağladı?
Haberde El Nusra’nın 15 Mart 2013’te Suriye ordusunun bir cephaneliğini basıp 22 kasa MILAN roketatarı ele geçirdiği bilgisi de yer alıyor. Habere göre yetkililer, “Nasılsa yalnızca roketatarlarla bir şey yapamazlar” diyerek bu durumu önemsemiyor. Ancak 3 ay sonrasında Fransa’nın Libya’ya ihraç ettiği öne sürülen 200 parça ‘roket ucu’, Libya’daki çeteler üzerinden Suriye’ye ulaştırılıyor. Haberde bir gemiye yüklenen, üzerinde MILAN roketlerini taşıdığına dair ipucu veren “Bodenziel” ve roketlerin kısaltılmış adı olan LFK yazıları göze çarpan konteynerlere ait bir fotoğraf da bulunuyor. Habere göre, bu cephaneyle El Nusra’nın elindeki roketatarlar kullanılabilir hale geliyor. El Nusra çetelerinin çektiği görüntüde de MILAN roketatarlarının kullanıldığı görülüyor. Görüntülerde çete gruplar roket atıyor ve ardından sevinç nidalarında bulunuyorlar.