
Almanya'nın Nürnberg kentinde, hafta sonu, Uluslararası Halkların Avukatları Birliği (IAPL), Kürt Hukuki Yardımlaşma Derneği (AZADÎ), Uluslararası Hak ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) ve Kızıl Yardım Örgütü (Rote Hilfe) tarafından düzenlenen uluslararası sempozyumda, Almanya'daki 129 a-b yasaları başta olmak üzere antiterör yasaları tartışıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını, IAPL Başkanı Prof. Dr. Julio da Silveria, "Latin Amerika'da Direniş Hakkı ve Hukuk" başlıklı sunumuyla yaptı.
Sunum ardından yapılan ilk oturumda, Türkiye'deki hukuk ihlalleri konuştu. Gazetemizin yazarı ve Rosa Luxemburg Vakfı yöneticisi Murat Çakır'ın yönettiği oturumda, avukatlar Eren Keskin ve Ercan Kanar sunum yaptı; Açılım Hukuk Bürosu'ndan Kemal Toraman ile Ezilenlerin Hukuk Bürosu'ndan Özlem Gümüştaş ise güncel durumu kısaca özetledi.
'Polis ve istihbarat birlikte'
Sempozyumun Avukat Britta Eder'in yönettiği ikinci bölümünde, Almanya'daki antiterör yasası 129 a-b ile hukuk ihlallerine dair Alman avukatlar Frank Josenski, Dr. Peer Stolle ve Stephan Kuhn'un sunumları yer aldı.
Almanya'nın ülke içinde ve dışındaki dinleme faaliyetleri için özel cihazlar satın aldığını belirten Dr. Peer Stolle, "Polis ve istihbarat örgütü, defakto olarak her alanda birlikte çalışıyor" dedi.
'Tek gerçek suç sınır ihlali'
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) üyelerinin tutuklanmasına neden olan operasyona ilişkin de konuşan Stolle, dava dosyasında hukuki olarak hiçbir suç unsuru ve delili olmadığına dikkat çekti. Stolle, "Dosyadaki tek gerçek suç, Müslüm Elma'nın zamanında pasaportsuz Almanya'dan İsviçre'ye girmesi" dedi. Avukat Stephan Kuhn ise, etkinlik organize etmek, bağış toplamak gibi demokratik faaliyetlerin bile 25 yıldır "PKK üyeliğinden" ceza almaya neden olduğunu belirtti ve şunları söyledi: "İlk davalarda PKK'nin kendisi kriminal değildi ama içinde küçük gruplar vardı ve onlar kriminaldi. Böyle söyleniyordu. PKK, kaçakçılık gibi işlerle suçlanıyordu ve Kürtlere, 'Kriminal bir örgütün üyesisiniz' deniliyordu. Türkiye'deki savaşın yoğunlaşması sonrasında PKK, Almanya'da da terör örgütü ilan edildi."
Alman mahkemesi her yeri yargılar!
Alman Ceza Yasası'ndaki, "yurtdışında bir terör örgütüne üyelik suçunu" düzenleyen 129b maddesiyle Alman mahkemesinin bütün uluslararası durumları yargılayabilme yetkisine sahip olduğunu söyleyen Kuhn, "Ama devletleri hiçbir zaman yargılamıyor tabii" diye konuştu. "Erdoğan'a siz tepside hangi örgütü terörist olarak sunuyorsunuz, bilmiyoruz ama bu kararlar hukuki değildir" diyen Kuhn, şimdi de aynı kararın TKP/ML için verildiğini belirterek, avukatı olduğu ATİK operasyonlarına değindi: "Bu dava siyasi. İddianamede ATİK'e paravan örgüt deniyor. Ama ATİK, yasal bir örgüt, Almanya örgütlenmesine izin veriyor. Biz de, izin veren devlet dairelerine suç duyurusunda bulunalım mı, diye düşünüyoruz."
Megafon benzetmesi
Alman hukukunun Türkiye'yle ilişkilerinden dolayı açtığı soruşturmalarda "13 bin PKK üyesi var" tespiti yaptığını anlatan Kuhn, bu tespitlerle yapılan mahkemeleri "komik" olarak nitelendirdi. Bir mahkemede hakime "129b maddesiyle siz hükümetin megafonu oldunuz" dediğini aktaran Kuhn, "Alman hükümetinin Türkiye hükümetiyle birlikte verdiği kararlar sonrası bu mahkemeler ortaya çıkıyor. Bu sisteme hukuk demek mümkün değil. 129 a-b, başından beri Almanya'nın içeride ve dışarıdaki çıkarlarıyla ilgili. Bu, hiçbir zaman hukuki bir madde olmadı, hep siyasi bir maddeydi."
'Hukukla çözülmez'
Antiterör yasaları dolayısıyla yaşanan ihlallerin hukuk içinde çözülebileceğini düşünmediğini ekleyen genç avukat, şunları söyledi: "Hukuk sistemi, kendiliğinden bizim lehimize bir değişme göstermeyecek. 129b kalksın diye Anayasa Mahkemesi'ne de gittik, reddettiler. 'Terörist' argümanıyla geldiler ve Almanya bize kalkıp Kürdistan'ın neden sömürge olmadığını anlattı. Evet, biz avukatlar yine elimizden geleni yapacağız; ama değiştirmek için size ihtiyacımız var."
24 boş hücre arasında bir başına...
Frank Josenski ise, ATİK'li 10 tutsağın izolasyon şartlarında tutulduğuna dikkat çekerek, "Örneğin Nürnberg'deki tutsağın tek başına kaldığı hücrenin etrafında 24 boş hücre vardı, tek başına havalandırmaya çıkarılıyordu. 5 Kürt arkadaş da gözaltına alındı, bölge sorumlusu diye... Temmuz 2015'ten beri içerdeler, onlar da aynı durumda" dedi.
Karar yürütmeden, icra yargıdan!
"Almanya'da Kürt Özgürlük Hareketi ve sola yönelik baskı giderek artıyor" tespitinde bulunan Josenski, 129b dahilinde verilen cezaların tamamının siyasi olduğunu söyleyerek PKK yasağıyla ilgili yaptıkları bir başvuruyu örnek gösterdi. Alman mahkemesine "Asıl Türkiye teröristtir" iddialı bir dilekçe yazdıklarını anlatan Josenski, mahkemenin cevaben, "Yürütme yurtdışı politikasıyla ilgili mantıklı bulduğunu yapsın" anlamına gelen bir yanıt verdiğini söyledi. Mahkemenin PKK'nin "terör örgütü olup olmadığını" soruşturmayı da reddettiğini belirten Alman avukat, "Onlar kararı vermişler, biz de uyguluyoruz, diyorlar. Almanya'daki hukuk işte bu."
Döner standı açma suçu!
Kararlarda rapor yazmak, bağış toplamak gibi rutin işlerin "PKK üyeliğine" delil sayıldığını belirten avukat Josenski, "Mesela Hamburg'ta hapiste olan müvekkilimiz, o kadar büyük bir suç işlemiş ki! Döner standı organize etmiş mesela. Sonra, bir yürüyüşte güvenliği organize etmiş. Alman polisi önce güvenliği zorunlu kılıyor, sonra bunu yaptığı için de suçlu sayıyor" dedi.
Sempozyumun MAF-DAD Başkanı Avukat Heike Geisveid'in moderatörlüğünde yapılan üçüncü ve son oturumunda AZADÎ Köln Başkanı Dr. Elmar Millich, İsviçreli avukat Marcel Bosonnet, İngiltereli aktivist ve Örgütlenmelerin Kriminalize Edilmesine Karşı Kampanya (CAMPACC) Sözcüsü Saleh Mamon, Rote Hilfe Yönetim Kurulu Üyesi Henning von Stoltzenberg ve ATİK-Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi (UPOTUDAK) üyesi Süleyman Gürcan'ın sunumları yer aldı.
'PYD'yi listeye aldırmak istiyor'
Dr. Elmar Millich, Erdoğan'ın en büyük isteğinin PYD'yi de Avrupa'nın "terör örgütleri listesine" dahil etmek olduğuna dikkat çektiği konuşmasında şunları kaydetti: "Herkes IŞİD'e karşı birlikte savaşmak gerektiğini söylüyor; ama Erdoğan YPG'yi, yani IŞİD'e karşı savaşan en önemli gücü kriminalize etmek istiyor. Avrupa da Rojava'ya gitmiş insanları ya da burada faaliyet yürütenleri, 'YPG'ye savaşçı göndermek'ten dolayı 129b'den yargıladı. 8 İspanyol ve 1 Hollandalının davaları buna örnek. Dikkatli olmamız gerekiyor."
'Sırada MLKP, MKP ve Devrimci Karargah var'
Oturumda konuşan UPOTUDAK üyesi Süleyman Gürcan ise, Ulla Jelpke'nin daha önce Almanya Federal Meclisi'nde verdiği soru önergesine İçişleri Bakanlığı'nın yanıtını işaret ederek, "Almanya PKK, DHKP-C ve TİKKO ile ilgili soruşturmalar yapıldığını, MLKP, MKP ve Devrimci Karargah'la ilgili de soruşturmanın devam ettiğini söylüyor. Sağdan ise ne olduğunu bilmediğimiz 'Türk Hizbullahı' denilen bir örgütten bahsediyorlar" dedi. Tüm baskılara rağmen Türkiye ve Kürdistanlı devrimcilerin geri çekilmeyeceğini belirten Gürcan, herkesi 129 a-b yasasına karşı mücadele etmeye çağırdı.
OSMAN OÐUZ/NÜRNBERG