
FEHMİ KATAR / BERLİN
Federal Meclis’ten bir heyetle Türkiye’ye giderek mülteci kamplarını ziyaret eden ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle görüşen Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, "Erdoğan'ın Suriyelilere pasaport vererek, kendisi için yeni bir seçmen grubu oluşturacağından, Kürt bölgelerinde de onlara yerleşim alanları oluşturarak demografik yapıyla oynama isteğinden korkuluyor" dedi.
Almanya Federal Meclisi İçişleri Komisyonu’ndan Dr. Tim Ostermann başkanlığında bir heyet 6-10 Şubat tarihleri arasında Türkiye‘de hem meclisteki içişleri ve göç komisyonlarıyla hem de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Kızıl Haç gibi sivil toplum örgütleriyle görüştü. Gündemlerinde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mülteci anlaşması bulunan Alman vekiller, mülteci kamplarını da ziyaret etti.
Amaç mülteci anlaşmasının sonuçlarını yerinde görmekti
Ziyarete ilişkin gazetemize konuşan Komisyon üyesi Die Linke (Sol Parti) Milletvekili Ulla Jelpke, amaçlarının Türkiye ve AB arasında yapılan mülteci anlaşmasının sonuçlarını yerinde görmek olduğunu söyledi.
Mülteciler zor koşullarda kalıyorlar
Bunun için delegasyon olarak Türkiye’deki mülteci kamplarını ziyaret ettiklerini belirten Sol Parti Milletvekili "Mültecilerin içinde yaşadıkları koşullar çok kötü. Bunu orada görüştüğümüz sivil toplum örgütleri de söylüyor. Özelikle de sağlık, barınma ve beslenme konusunda. Bangladeş, Afganistan gibi ülkelerden gelenler için yaşam oldukça zor orada. Onlar eski konumlandırma programına göre UNCHR'e tarafından tanınırlarsa ancak eğitim hakkı, çalışma ve barınma hakkı elde ediyorlar. Ama sayıları 3,5 milyonu bulan Suriyeliler de durum farklı" diye konuştu.
Mülteciler arasında kast sistemi oluşturulmuş
"Nasıl farklı?" diye sorduğumuzda ise Jelpke izlenimlerini şöyle aktardı: "AKP, Suriyelilerin bazılarına pasaport, vatandaşlık öneriyor; Suriyeli mültecilerin çocukları okula gidebiliyor. Bu şekliyle, mülteciler arasında da bir kast sistemi oluşturulmuş oluyor."
Sınırdaki kamplar cezaevi gibi
Bulgaristan sınırındaki hem ilk alım hem de sınır dışı edileceklerin kaldığı kampı ziyaret ettiklerini anlatan Alman siyasetçi, "Orası gerçek bir cezaevi. Mülteciler sabahtan akşama hiç bir şey yapamadan öylece tutuluyorlar orda. İçlerinde hamileliğin son ayında olan kadınlar ve hasta çocuklar da var" bilgisini verdi.
Yoğun insan hakları ihlalleri yaşanıyor
Milletvekili her ne kadar AKP hükümeti gizlemeye çalışsa da sivil toplum örgütlerinin çalışmalarıyla Türkiye’de çocuk işçi, dilencilik, taciz, tecavüz ve fuhuşa zorlanan çocuklar ile ilgili bir dizi insan hakları ihlalinin yaşandığının açığa çıkarılmış olduğuna dikkat çekti.
AB Erdoğan’ın politikalarına hizmet ediyor
Türkiye’de UNCHR, HRW ve Kızıl Haç gibi uluslarası sivil toplum örgütlerinin de olduğu birçok kuruluşun temsilcileriyle görüştüklerini aktaran Ulla Jelpke, şöyle devam etti: "Biliyorsunuz, mülteci pazarlığı sonucu Türkiye'ye gönderilen paraların çoğunluğunu bu sivil toplum örgütleri alıyor. Oraya oldukça yüksek miktarda para pompalanıyor. Ancak bana göre bu paraların çoğu da Erdoğan'ın politikalarına hizmet ediyor."
Suriyeliler oy deposu olarak görülüyor
Jelpke "Bu nasıl oluyor?" dediğimiz de ise "Örneğin Erdoğan, Sünni mültecileri kendi politikasına entegre etmek istiyor; onlara vatandaşlık vermek istiyor; Böylece kendi Suriyelilerini oluşturmaya çalışıyor" yanıtını verdi.
STÖ’lerin ciddi kaygıları var
Alman siyasetçi, görüştükleri sivil toplum örgütlerinin bu konuda ciddi kaygıları olduğunu paylaşarak, "Erdoğan'ın Suriyelilere pasaport vererek, kendisi için yeni bir seçmen grubu oluşturacağından, Kürt bölgelerinde de onlara yerleşim alanları oluşturarak demografik yapıyla oynama isteğinden korkuluyor" dedi.
Yunanistan’a ‘tasarruf yap’ deniyor
"Yunanistan'da da ciddi oranda bir mülteci var oraya AB'den para gönderiliyor mu?" sorumuza ise Ulla Jelpke, "Hayır, orada tam aksi bir durum yaşanıyor. Yunanistan AB ülkesi olduğu halde, çok bilinçli bir şekilde yardım gönderilmiyor. AB, halkın fakir olmasına rağmen Yunan hükümetine sosyal konularda ‘tasarruf yap’ baskısı yapıyor" diye konuştu.
Türkiye’ye kepçe ile para gönderiliyor
Sözlerinin devamında AB’nin Türkiye ile Yunanistan’a farklı davrandığını özellikle vurgulayan Jelpke, "Yunanistan’a baskı yapan aynı AB, Türkiye'ye özelikle Sünni mültecilerin entegrasyonu için kepçe ile para gönderiyor. Bu da tabii Erdoğan için yeni bir seçmen grubunun oluşmasına yardımcı oluyor. Yani aslında Almanya, Erdoğan için yeni bir seçmen grubunun oluşmasını sağlamış oluyor" tespitinde bulundu.
Tutuklu vekillerle dayanışma AKP’lileri çıldırttı
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ziyaretinin ardından Ankara’ya giden Alman parlamenter ile AKP milletvekilleri arasında HDP’li vekillerin tutuklanması konusunda ciddi tartışmalar yaşandı. Görüşmeye muhalefet partilerini çağırmayan AKP’lilerin HDP’ye yönelik saldırgan tutumu Alman heyetin tepkisini çekti.
Jelpke olan biteni anlattı
AKP’li Celalettin Güvenç ile karşı karşıya gelen Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, Türkiye Parlamentosu’nun İçişler Komisyonu’nda yaşanan gerginliği gazetemize anlattı: "İçişleri Komisyonu ile yaptığımız görüşmede farkettik ki sadece AKP milletvekilleri var toplantıda. AKP'liler daha baştan Almanya'yı suçlamaya başladılar. Almanya 'teröristleri' destekliyor, PKK'ye, Gülen'e, TKPML'ye destek veriyor, bu destekle bu grupların da Türkiye'ye karşı her şeyi yaptıklarını iddia ettiler. Daha sonra da HDP'ye karşı bir nefret dili kulanmaya başladılar. HDP'nin şiddet ile arasına mesafe koymadığından tutun da terörü desteklediğine kadar; ki bunlar AKP'lilerin bilindik terörize etme argümanları. Bunun üzerine ben söz alıp, öncelikle Türk İçişleri Komisyonu üyelerini tanımadığımı, sadece isimlerini söylediklerini ama hangi partiye üye olduklarını söylemediklerini belirttim. O zamana kadar belki içlerinde MHP vekilleri de vardır diye düşünüyordum ama söyleyince anladım ki sadece AKP’li vekiller vardı.
AKP’lilerle HDP gerilimi yaşandı
Ben HDP'li tutukluları hatırlatınca, AKP'li Komisyon Başkanı Celalettin Güvenç sözümü kesti. Ben de bunun üzerine onlara, bugün burada bu komisyonun üyesi olan HDP‘li vekillerin cezaevinde olmasının utanç verici olduğunu söyledim. HDP'nin hala bu parlementonun üyesi olduğunu, bu görüşme için HDP ve CHP’li vekillere davet gönderilip gönderilmediğini sordum.
Bunun üzerine AKP'li Komisyon Başkanı, lafımı bana ’sen' diye hitap ederek kesmeye çalıştı. Bunun üzerine ben kendisinin sonuna kadar dinlediğimi ve sözünü kesmediğimi belirterek, HDP'nin şimdiye kadar yaptığı bütün açıklamaları takip ettiğimi, HDP'nin bütün bombalı saldırılara karşı açıklama yaparak arasına mesafe koyduğunu ve ‘HDP bombalı saldırıları destekliyor‘ demenin büyük bir yalanın yayılmak istenmesinden başka bir şey olmadığını söyledim.
Oradaki tavrım başta bizim delegasyondan biri tarafından eleştirildi ama herkes komisyonda sadece AKP'lilerin olduğunu anlayınca, onlar da durumdan rahatsız olduklarını belirttiler.
Delegasyonun tutumu netti
Orada HDP milletvekilleri dayanıştığımızı belirterek "Parlamenterler Parlamenterleri koruyor" programından bahsettik. Bunu görüştüğümüz AKP'li Komisyon Başkanı Celalettin Güvenç de söyledik. Bizim delegasyondan herkes, tutuklu HDP vekilleri ile dayanışma içinde olduklarını belirterek, HDP'lilerin dokunmazlığının kaldırılması ve tutuklanmasıyla ile ilgili rahatsızlıklarını dile getirdi."
‘Casus imamlar’ da gündeme geldi
Temasları sırasında Almanya’da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'ne (DİTİB) bağlı imamların casusluk faaliyetlerinin de gündeme geldiğini aktaran Sol Parti Milletvekili, "Görüşmelerde, DİTİB’in casusluk faaliyetlerinden rahatsız olduğumuzu ve ileriki dönemde imamların dışardan değil, Almanya'daki okullarda yetiştirileceğini de söyledik" dedi.
Türkiye’de korku atmosferi hakim
"Siz sanırım 30 yıla yakın süredir Türkiye'ye gidip geliyorsunuz? Bu kez gittiğinizde nasıl bir fark gördünüz?" sorumuza karşılık ise Ulla Jelpke, "Şunu çok açık farkettik: Şu an Türkiye'de bir korku atmosferi hakim. Uluslararası Af Örgütü (AI), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi uluslararası örgütler bile korkuyorlar ve sıranın yarın öbür gün kendilerine geleceğini söylüyorlar. Korku kesinlikle her yerde hissediliyor" dedi.
Erdoğan yıldırma politikası uyguluyor
Görüşme yaptıkları bütün sivil toplum örgütlerinin istisnasız rahatsızlıklarını dile getirdiklerini ve Erdoğan tarafından bir yıldırma, bastırma politikası uygulandığını söylediklerini vurgulayan Alman siyasetçi, "Görüşmelerde bize ‘Hayır’ kampanyasının her yerde saldırıya uğradığını, Erdoğan'ın başkanlık sistemine karşı olan herkesi ‘terörist‘ olarak kriminalize etmeye çalıştıkları aktarıldı" bilgisini verdi.
CDU ile SPD milletvekileri de rahatsızlar
"Türkiye ziyaretinden sonra komisyon olarak değerlendirme yaptınız mı? CDU ve SPD'li üyelerin tepkileri nasıldı?" sorusuna da Sol Partili vekil, şu yanıtı verdi: "Delegasyondaki herkes orada neler olup bittiğini gördü. Onlar da Türkiye’de oluşturulan korku atmosferini gördüler ve bu durumdan rahatsızlar."