
Almanya’da yaşayan Kürtlerin Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu’na verdikleri dilekçe ardından 15 Ekim’de yapılan görüşmede temsilcisini hazır bulunduran İçişleri Bakanlığı, resmi tutumunu yazılı olarak da iletti. 5 Kasım’da Federal Parlamento Dilekçe Komisyon Başkanı Kersten Steinke’ye gönderilen mektupta taleplere olumsuz cevap verildi. Hükümetin tavrının kendileri için sürpriz olmadığını belirten YEK-KOM Başkanı Yüksel Koç, Dilekçe Komisyonu için bağlayıcı olamayacağını, Kürtlerin de meşru, hukuki ve haklı talepleri için çalışmalarının sürdüreceğini söyledi.
Alman Federal Meclisi Dilekçe Komisyonu üyeleri, 15 Ekim günü “Kürt Kimliği Tanınsın” başlığıyla 12 talep için onbinlerce dilekçe için YEK-KOM Başkanı Yüksel Koç’u dinlemişti. Almanya’nın Kürtlere yönelik sürdürdüğü ayrımcı politikalara dikkat çeken Yüksel Koç, ısrarla şu vurguyu yapmıştı: “Burada yaşayan 1 milyondan fazla Kürt, diğer göçmen gruplarıyla eşit haklara sahip olmak istiyor. Kampanyadaki birinci maddede ısrar ediyoruz. Kürt kimliği tanınmalı. Biz Türk, Arap ve Fars değiliz.”
Merkel Hükümeti adına Komisyon toplantısına katılıp soruları yanıtlayan Federal Hükümetin Azınlık ve Göçmenlerden Sorumlu Devlet Müsteşarı Dr. Christoph Bergner, 6 Kasım’da da İçişleri Bakanlığı adına Dilekçe Komisyonu’nun 26 üyesine mektup gönderdi. Kürtlerin taleplerine verilen yanıtların özeti şöyle:
Kürtlerin bir göçmen grubu olarak tanınması
“Kürt göçmenler ayrı bir göçmen grubu olarak tanınmalı ve diğer göçmen gruplarıyla eşit görülmelidir” talebinin yanıtı: “Alman yasaları gereği Kürtlere ulusal azınlık hakkı verilemez. Çünkü Almanya’da yaşayan Kürtler, azınlık olma kriterlerini yerine getirmiyor. Almanya’ya göçmenler değişik amaçlar için ve değişik gruplardan geliyor, bütün bu halk gruplarının üyelerini teker teker tanınmak mümkün değil.”
PKK yasağının kaldırılması
“Kürtlerin Alman toplumuna entegrasyonunu teşvik etmek ve Türkiye’de Kürt sorununun çözümünü desteklemek için, PKK yasağı ve bu bağlamda Kürt örgütlerine yönelik yasaklar kaldırılmalı, baskılara son verilmelidir” talebinin yanıtı: “PKK yasağına ilişkin istekler yerine getirilmeyecek. PKK, 30 yıldan bu yana Türkiye’de terörist yöntemlerle sürdürdüğü davasını aynı zamanda Batı Avrupa’da da canlı tutmak istiyor. Son dönemlerde Almanya’da ve komşu Avrupa ülkelerinde kundaklama, medya ve parti binalarını işgal gibi militanca eylemler yapılıyor. PKK, Almanya’da yaşayan yüzbinlerce Türk ve Kürt’ün birlikte yaşamasına zarar veriyor. PKK iç güvenliğimizi tehdit ediyor ve dernekler yasası çerçevesinde bu yapılanmaya karşı mümkün olan her şey yapılacak.”
Kürtçe danışmanlık hizmeti
“Kürt göçmenlere, mültecilerine ve özellikle de kadınlara yönelik Kürtçe danışmanlık ve destek hizmetleri verilmeli, Kürtçe bilgilendirme materyali çıkarılmalı” talebinin yanıtı: “Uyum, herkesin görevidir. Bu konudaki destek etnisiteye göre yapılmaz, Kürtler de diğer göçmen gruplar gibi ele alınıyor. İhtiyaç üzerine ‘Almanca öğrenin’ afişleri 2009 yılında Kürtçe de basıldı. Bunun dışında başka özel bir ihtiyaç gözükmüyor.”
Kürtçe derslerinin verilmesi
“Şu anda sadece 5 eyalette olan Kürtçe anadil dersleri diğer 11 eyalette de başlamalı” talebinin yanıtı: “Eğitim politikası ve ders dilini eyaletler belirliyor. Federal yönetim eyaletlere bu konuda müdahale edemez.”
Kürtçe isimler
“Kürtlerin geldikleri ülkelerin resmi makamları onaylamazsa bile, Kürt isimlerin verilmesi kabul edilmelidir” talebinin yanıtı: “Bu konuda Alman vatandaşı olmayanlar için vatandaş olunan ülkenin yasaları geçerlidir. Alman vatandaşları olanlar için de Alman yasaları geçerlidir. Nüfus dairelerimiz Kürtçe isimler konusunda hoşgörülü davranıyorlar ve bu konuda bize yansıyan hiç bir engelleme olmamıştır.” (Çocuklarına Kürtçe isim vermek isteyen Kürt ailelerin son yıllarda yaşadığı sorunları YEK-KOM Başkanı Koç, 15 Ekim günü belgeleriyle açıklamıştı.)
Almanya’da Kürtçe TV ve radyo yayını
“Televizyon ve radyo gibi kamuya ait yabancı dildeki yayınlarda Kürtler eşit muamele görmelidir” talebinin yanıtı: “Devlet yayın programlarına müdahale edemez, bu konuda yayınların yapıldığı eyaletlerin yasaları geçerlidir. 1987 yılında Avrupa’da ilk kez WDR Kürtçe radyo yayına başladı. Şu anda ise ‘Funkhaus Europa’ radyo yayına bağlı olarak haftada bir saat Kürtçe yayın var.”
Newroz gününün tanınması
“Newroz günü UNESCO’nun 23 Şubat 2010 tarihli kararı doğrultusunda tatil günü olarak kabul edilmeli” talebinin yanıtı: “Federal Hükümet, tatil günlerine belirleme yetkisine sahip değil, bu konuda eyaletlerin yasaları geçerlidir. Bu konuda anayasanın maddeleri var, istisna olarak iki Almanya’nın birleşmesinin yıldönümü ülke çapında tatil günü kabul ediliyor.”
Uyum Konseyi’ne Kürt temsilcilerinin alınması
“Entegrasyon için Federal Danışma Konseyi’ne Kürt temsilciler de alınmalıdır” talebinin yanıtı: “Konsey’in 32 üyesi bulunuyor, bunlar Almanya çapında etkili olan göçmen kuruluşlardan ve öne çıkan göçmen isimlerden seçildi. Bu konseyde BAGIV adlı STÖ temsilci Kürt kökenlidir.
Sosyal hizmetlerde Kürtçe bilgilendirme
“Özyardım teşvik edilmeli, siyasal ve kültürel bilgiler Kürtçe ana dilde yayınlanmalı” talebinin yanıtı: “Bu konuda federal hükümetin bütçesi yok.”
Kürt mültecilerin sınırdışı edilmelerinin durdurulması
“Kürtlerin sınırdışı edilmesine ve ilticası kabul edilmiş Kürt mültecilerin statülerinin geri alınmasına son verilmelidir” talebinin yanıtı: “Kürtlere yönelik özel bir sınır dışı politikası yok. Sınırdışı edilen ise sırf Kürt oldukları için değil, dosyaları bunu gerektiği için sınırdışı ediliyor. Kürtlere verilen mültecilik statüsünün geri alınması durumu ise söz konusu değil. Bu konuda bazı istisnalar yaşanmış olabilir. Çünkü mültecinin geldiği ülkede izlenme durumu yoksa daha önce verilen mültecilik statüsünün geri alınması söz konusu olabiliyor.”
Kürt sorununun çözümüne katkı
“Federal hükümet, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için daha fazla çaba göstermeli” talebinin yanıtı: “Hükümetimiz Kürt sorununu dikkatle takip ediyor ve çatışmaların siyasal yollarla çözülmesini istiyor. Kürt sorununun çözümünü hedefleyen Türk hükümetinin 2009’da açıkladığı ‘demokratik açılım’ sürecini ise destekliyoruz. Bu amaçla Kürtlerin kültürel hakları güçlendirildi. Kürtçe TV, Türk üniversitelerinde Kürtçe eğitim ve seçimlerde Kürtçenin kullanılması gibi adımlar atıldı. Gerginliğin ve çatışmaların arttığı bu dönemde federal hükümetimiz Kürt sorunun sadece siyasal yollarla çözülebileceği konusunda Türk hükümetini cesaretlendirmiştir. 2011 sonbaharında gerçekleşen ve Kürt parlamenterlerin de katıldığı anayasa reformunu önemli buluyoruz. Kürt çatışması bütün tarafların katılacağı barışçıl bir çözümle sona ermelidir. Terörist saldırılar ve şiddet ise siyasal bir çözüm havasını yaratmanın önündeki en önemli engeldir.
Dinlerin diyalog grubu dahil olunsun
“Kürtler; Hıristiyanlık, Êzîdîlik, Alevilik ve İslam gibi farklı dinsel inançlara sahiptirler. Bundan dolayı Dinlerin Diyaloğu İçin Çalışma Grubuna dahil edilmelidirler” talebinin yanıtı: “Almanya’da yaşayan Kürtlerin dini inançlarına göre çalışma gruplarına katılmalarının veya dernek kurmalarının önünde her hangi bir engel yok. Alman vatandaşı olmamalarına rağmen bu konuda bütün haklardan yararlanabiliyorlar. Bu yüzden hükümet bunu müzakere etme gereği bile bulmuyor.”
YEK-KOM: Sürpriz olmadı
Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu Başkanı Yüksel Koç, İçişleri Bakanlığı’nın mektubunun kendileri için sürpriz olmadığını, 15 Ekim’de Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu’nda İçişleri Bakanlığı adına yapılan konuşmaya denk düştüğünü belirtti.
Koç şunları söyledi: “Bu mektup hükümetin görüşüdür. 15 Ekim’de de bu görüşleri toplantıda dile getirmişti. O toplantıda Kürtlerin ayrı bir halk olarak kabul edilmesi ve PKK yasağı konusunda İçişleri Bakanlığı sözcüsü düşüncelerini aktarmıştı. Ancak, Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu’nun Sol Parti ve SPD’li iki komisyon üyesi, Kürtlerin diğer talepleri konusundaki görüşlerini sormuştu. Mektup, talepler konusundaki hükümetin düşüncesini dile getiriyor. Bundan sonra ise Dilekçe Komisyonu sözcüleri, kendi partilerindeki diğer komisyon üyelerine düşüncelerini sunacak.”
Hukuki değil, siyasidir
Koç, Kürtlerin talepleri konusundaki kararın ise bu süreç sonunda ortaya çıkacağını dile getirdi. Mektubun, Alman hükümetinin yaklaşımının hukuki değil siyasi olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Koç, şöyle devam etti: “Hükümetin bu yaklaşımı aynı zamanda Almanya’nın demokrasi anlayışını ve Almanya Anayasası’na aykırıdır. Alman Anayasası’nın birinci maddesi eşitlikten bahsediyor. Almanya’da ikinci büyük göçmen topluluğu durumundaki Kürtler, diğer göçmen topluluğu ile eşit değil. Kürtler, eşitlik talep ediyor. Ancak Alman hükümeti Türkiye ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerine Kürtleri kurban ediyor. Bu anayasaya aykırı bir durum. Kürtlerin ayrı bir halk olarak talebine karşı çıkmak ve PKK yasağını savunmak hukuki değil, siyasi bir karardır. Kürtlerin talepleri önünde hukuki değil, siyasi engeller var. Yine, Almanya’da uyum yasaları çerçevesinde tüm göçmen toplulukları için onların kendi anadilleri ile broşürler çıkarılıyor. Kürtlerin de kendi anadilleri ile bu hizmetlerden yararlanma talepleri var. İçişleri yetkilileri ‘biz bir afişi Kürtçe bastırdık’ diyebiliyor. Yine toplantıda 15 Ekim’deki toplantıda ben, ‘Kürtler neden kendi çocuklarına Kürtçe isim veremiyorlar. Burayı Türkiye mi yönetiyor’ diye sormuştum. Komisyon üyelerine gönderilen mektupta, Türkiye ile olan ikili anlaşmaların buna engel olduğu söyleniyor. ‘Türkiye’nin söylediğini yapmak zorundayız’ şeklinde yaklaşılıyor. “
Çalışmalar belirleyici olacak
Almanya’da Kürtlerin haklarının resmi olarak tanınması için yaptıkları çalışmaların bundan sonra da süreceğini dile getiren Yüksel Koç, hükümetin mektubunun Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu üyelerini bağlamayacağını belirtti. Kürtlerin taleplerinin, Almanya demokrasisi ve anayasası ile de uyum halinde olduğunu sözlerine ekleyen Koç, komisyon üyelerinin bunu dikkate alacağına inandığını söyledi.
Koç, eyalet parlamentoları nezdinde yürüttükleri Kimlik Kampanyası taleplerine ilişkin, Federal Almanya İçişleri Bakanlığı’nın bir mektup göndererek bu talepleri dikkat almamaları yönünde uyardığını ancak, eyalet parlamentolarının buna karşı çıktığını da hatırlattı.
Koç, ulaşabildiği bazı komisyon üyelerinin de kendisine ‘bu hükümetin görüşüdür bizi bağlamaz’ dediğini belirtti. Koç, son olarak “Bundan sonra yapacağımız çalışmalar var ve bu çalışmalar çok önemli. Kimlik Kampanyası’na ilişkin Almanya’da oluşturduğumuz bir üst komite var. Bu komite, Federal Almanya Parlamentosu Dilekçe Komisyonu’un grup sözcüleri ile temas kurmalı. Eyaletler çapında da oluşturduğumuz, komisyon üyeleri de Dilekçe Komisyonu’nun eyeletteki üyeleri ile görüşmeli. İleri sürdüğümüz talepler, yapacağımız çalışmalara bağlıdır. Bu nedenle kurumlarımızın çalışmaları çok önemlidir” dedi.
HABER MERKEZİ