FEHMİ KATAR/BERLİN
Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgali Almanya kamuoyu ve medyasında büyük yankı uyandırdı. Alman demokratik kamuoyunda farklı etkinliklerle işgale tepki gösterilirken, Alman medyası ise özelikle mülteci anlaşmasıyla Erdoğan’a verilen kredi ile Erdoğan’a bağımlı hale gelen AB politikası ve bu savaştaki rolü eleştiriliyor.
Roth: NATO üyeliği gözden geçirilmeli
Yeşiller Partisi Milletvekili ve Alman Federal Meclis Başkanvekili Claudia Roth, NATO’nun Türk devletinin üyeliğinin iptalini artık gündemine alması gerektiğini belirtti. Roth, “Eğer NATO yine tepkisiz, sessiz kalacak ve Türk devletinin üyeliğini sorunsallaştırmayacaksa, dünya birliğinden de bir daha bahsetmemesi gerekiyor” dedi.
Yeşiller ve Sol: Silah satışı durdurulmalı
Yeşiller ve Sol Parti’nin önde gelen politikacıları farklı zamanlarda yaptığı konuşmalarda Alman hükümetinden “Türkiye’ye bütün silah ve diğer askeri ekipmanlarının satışının durdurulmasını talep etti.” Bu yılın haziran ayına kadar Alman hükümeti Türk devletine 23,3 milyon değerinde askeri ekipman satışı onayını vermişti. Bu miktar 2018’in bütününde 12,9 milyon Euro değerinde olan silah satısının nerdeyse iki katı.
CDU: Türk devleti DAİŞ’i hortlatacak
Alman iktidar partisi CDU Başkanı ve Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer bu saldırı ile DAİŞ terörizminin tekrardan hortlayacağını işaret ederek “Bölgedeki her istikrarsızlaştırma ve karışıklık DAİŞ terörizminin burada Avrupa’da da güçlenmesı ihtimalini güçlendiriyor” dedi. CDU’nun önemli figürlerinden olan Dışişleri Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen de işgal hareketini kınayarak, Türk devletinin saldırısını “yasadışı askeri müdahale” olarak niteldi.
‘Erdoğan’ı en sert şekilde eleştirdik’
SPD Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu üyesi Niels Annen, Alman hükümetine muhalefet tarafından yapılan “tepkisizlik” eleştirilerine cevaben Almanya’nın hükümet nezdinde bu yasadışı saldırıyı en sert şekilde eleştirdiğini ve bu eleştirileri diğer bütün AB üyesi ülkelerle beraber yaptıklarını ileri sürerek, bu net tavırlarının Alman Dışişleri Bakani Heiko Mass tarafından Ankara’ya aktarıldığını söyledi.
AB mülteci anlaşmasıyla bağımlı
Alman medyasında ise Erdoğan’ın AB’nin operasyonu işgal olarak tanımlamaları durumunda ülkesindeki 3.5 milyon mülteciye kapıyı acacağı tehditi genişçe yer aldı. Türk devletinin işgal saldırısının DAİŞ’i tekrardan dirilteceği ve Avrupa’daki DAİŞ üyeleri motive ederek harekete geçireceği yorumları da yapılıyor. Türk devletinin saldırısını işgal ve yasadışı olarak gösteren Alman medyası, işgal hareketine karşı Almanya’da yapılan eylemlere de büyük yer ayırdı.
Üniversite’de Rojava için saygı duruşu
Berlin’deki Meslek Yüksek Okulu Alice Salomon Hochschule’de hem pazartesi günü Halle’de Naziler tarafından katledilen iki Yahudi Alman için hem de Türk devletinin Rojava’ya yaptığı işgal saldırısına karşı saygı duruşu yapıldı. Okul hoparlöründen duyulan saygı duruşu ile beraber sınıflarda dersler durdu, koridorlarda ve kafede oturan öğrenciler de saygı duruşuna katıldı.
Çevrecilerden Kürtlerle dayanışma
Almanya’nın başkenti Berlin’in Kreuzberg ilçesinde küresel ısınmaya karşı eylem yapan çevreciler de işgali protesto etti. Eylem koridoru çevrecilerin yanından geçerken, binlercesi uzun süre eylem kortejini alkış ve sloganlarla destekleyerek Erdoğan ve işgal karşıtı slogan attı.
Mülteci Örgütü: Erdoğan mülteciliğin sebebidir
Mülteci hakları derneği PRO-Asyl Başkanı Günther Burkhard da yayınladığı basın açıklamasında Türk devletinin işgal saldırısını kınadı. Burkhard, “Erdoğan’ın kendi ülkesinde uyguladığı baskı, mülteciler ve muhalefete karşı şiddet politikası ve en son olarak da Rojava’ya yaptığı askeri operasyon, ki bu binlerce insani göçe zorlayacak” derken, “Buna rağmen Lüksemburg’da toplanan AB İçişleri bakanları Türk devleti ile partnerliklerinin altını çiziyor” eleştirisinde bulundu.