Yılda 12 milyar Euroluk ticaret hacmiyle Almanya, Türkiye’nin bir numaralı ticaret ortağı. Almanya’nın silah sattığı ülkeler sıralamasında Türkiye ilk sıralarda yer alıyor.
Kürt sorununu, Türk devletine paralel bir politika ile ele alan bu iki devlet, sorun günün birinde çözülürse eğer ekonomik olarak büyük bir “gelir” kaybına uğrayacaklar. Çünkü iki devlet de Türkiye’ye büyük silah satıcısı konumunda. Uçak, helikopter, tank, zırhlı araçlar ancak savaş ve çatışma ikliminde alıcı bulur. O nedenle Almanya ve Fransa’da hükümetler değişir ama Kürt politikasında en küçük bir değişiklik olmaz.
Almanya ve Fransa rutin olarak her yıl mutlaka bir kaç Kürt siyasetçiyi tutukluyor. Mutlaka bir kaç derneğe baskınlar düzenleniyor. Kürt yurtseverlerin evleri basılıyor. Amaç Kürtlerin örgütlü siyasal mücadelesini ve kurumlarının meşruiyetini lekelemek, açık ve meşru faaliyetleri polis ve yargı yolu ile kriminalize etmek.
Geçen hafta Fransa’nın Bordeaux ve Toulouse kentlerinde 16 Kürt gözaltına alındı. Bu operasyon Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Paris ziyaretine denk geldi. Fransa Dışişleri Bakanı Laurant Fabius meslektaşını memnun edecek listeyi büyük bir memnuniyetle uzatmış olmalı. 2011 yılında Fransa ile Türkiye arasında güvenlik işbirliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşma her iki ülke polisine, Kürtlere karşı ortak operasyon yapmayı içeriyordu.
Gözaltıların gerekçesi “PKK’ye finansman sağlamak için fon toplama teşebbüsü”. Soruşturmayı anti-terör savcısı yürütüyormuş. Ama Paris’teki savcılarda ses yok. Kırk gündür gizlilik adına hiçbir açıklama yapılmıyor. Üç Kürt kadının cinayetini zamana yayarak unutturma taktiği uygulanıyor.
Fransa Paris’teki cinayetin utancını unutarak Kürtlere karşı operasyon düzenliyor. Çünkü her devlet gibi Fransa’da da savcılara, hakimlere okullarda dürüstlük, vicdan, ahlak değil devletin çıkarları öğretiliyor.
Kim terörist? Terörizme destek sunan kim?
Utanmazlığın ve ahlaksızlığın zirve yaptığı yere bakalım: Türk devleti 4000 Kürt köyünü yakmış. 30 bin Kürt, Alman tankları ve Fransız uçakları ile katledilmiş. Cezaevleri tıka basa Kürt dolu. Fransa ve Almanya’nın bu Türkiye’ye siyasi, askeri ve ekonomik desteği gayet meşru, insani ve olağan. Ama Türk devletinin yürüttüğü devlet terörüne karşı, bir halkın kendi olanakları ile meşru savunmasını yapması “terör”, “terörizm” sayılıyor.
Soykırım yapan, köy yakan, defalarca sivil katliamlar gerçekleştiren bir devlete Leopard tank, patroit füze, uçak satmak terörizm sayılmıyor. Ama halkın kendi evlatlarına, kendi kurumlarına sahip çıkması, ekonomik destek sunması terörizm sayılıyor.
İlk kez zengin olmadığına bu kadar hayıflanıyor insan. Keşke çok paramız olsaydı da bu adaletsiz bu eşitsiz savaşta, gayri ahlaki devletler ittifakına karşı, parasını basıp Kürt gerillalarına leopard tanklar, uçaklar, füzeler, roketler alabilseydik.
Üstelik herkesi bu kampanyaya destek olmaya çağırarak!
Emin olun ABD’ye, Almanya’ya, Fransa’ya Türkiye’nin verdiğinden üç beş kuruş fazla para verilebilse o gün PKK terör listesinden çıkar.
Dolayısıyla terörist, devlet terörünü destekleyenlerdir. PKK, Kürt halkının meşru ve haklı mücadelesinin temsilcisidir. Bu gerçeği hiçbir güç kirletemez, lekeleyemez. Bir halkın kendi özgücü ve kendi kararı ile, hiçbir emperyal güce bağlı olmaksızın kurduğu kurumlar -gerilla ordusu da dahil- yeryüzünün en temiz en meşru oluşumlarıdır. Kürt halkının bu mücadeleyi desteklemesinden daha doğal ve daha meşru hiçbir şey olamaz.
ABD ve Avrupa Birliği’nin uyduruk listelerinde “terörizm”le suçlanması bu gerçeği değiştiremez.
Almanya ve Fransa’nın PKK düşmanlığı neden?
Türkiye, Fransa’nın en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 6 milyar 264 milyon Euro ile 11. sırada yer alıyor. Türkiye’de bine yakın Fransız şirketi faaliyet gösteriyor, yatırımları 8,6 milyar Doları buluyor. Bu veriler 2011 yılına ait.