Bazı okuyucularmızın sordukları ve tüm Almanya‘da başvuruları kabul edilmiş mültecilerin de ortak sorunu olan “İltica Hakkının İptali“ konusunu, önemli olması açısından bu hafta köşemizde işleme gereğini duyduk.

01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren ‘Alman Yabancılar Kanunu’na göre; iltica başvurusu kabul edilmiş bir yabancının sahip olduğu süreli oturumunun uzatılıp uzatılmaması, o kişiye verilen oturum için öngörülen gerekçelerin devam edip etmediğine göre düzenlenmektedir.
Federal Göç Dairesi (BAMF); ‘Türkiye’de ölüm cezasının kalkması, Kürtçe kursların açılması, Kürtçe Radyo ve TV yayın hakkı, dernek ve dini vakıfların kurulma izni, partilerin kapatılmasının zorlaştırılması, işkence yapanlar hakkında soruşturmaların açılması, serbest düşüncenin suç olmaktan çıkması vs.’ gibi reformları yeterli bularak, Türkiye’den gelen ve Almanya’da iltica hakkı almış ilticacılara, ‘demokratik yasaların uygulanmaya konulması ve ülkenizde güven içerisinde yaşayabilirsiniz’ gerekçesiyle statülerine son vermek için iptal davaları (Widerrufsverfahren) açmaktadır.
Yürürlükteki Alman Yabancılar Kanunu’nun 73. maddesinin 1. paragrafına ve Yabancılar Yasasının 51. maddesinin 1. paragrafına ve 53. maddesinin 1,2,4,6 paragraflarına göre, yani yurtdışındaki siyasi faaliyetlerinden ve insani nedenlerden dolayı iltica hakkı alanların, görevli Yabancılar Daireleri gerekli gördükleri durumlarda, verilmiş iltica haklarını iptal etme yetkisine sahiptirler. Bu hakkın ne zaman verildiğine bakılmaksızın oturumun iptali söz konusu olabilir.
Yukarıdaki durumdan dolayı mağdur duruma düşen birisi buna karşı ne yapmalıdır?
BAMF’tan gelen ilk mektup “İptal Davası“ (Widerrufsverfahren) bildirimidir. Bu bildirimde dört hafta içerisinde iptal gerekçesi hakkında görüş bildirilmesi istenilmektedir.
Bu dairenin iddiaları yasalara göre geçerli olabilir, ama pratikte bunun doğruluğu tartışma konusudur. Bunun için yapılması gereken en kısa süre içerisinde konunun uzmanı bir Avukata başvurmaktır. Çünkü hukuki bir izahla ilgili dairenin iptal davası açmasının önüne geçilebilir.
İltica hakkının bireysel gerekçelerden dolayı verilmesi nedeniyle, kişinin bireysel konumu önplanda tutulmalıdır. Öncellikle Almanya’daki yaşam ve bu topluma olan uyum, çalışma, eğitim ve dil durumunu, çocukların okul ve meslek eğitimlerini ve benzeri birçok insani konuyu uygun bir dille formüle ederek, ilgili dairaye cevap olarak yazılmalıdır. Fazla politik gerekçelere ilk başta değinmeye gerek yoktur. Bu sonraki aşamlarda yapılabilir.
BAMF kendisine yazılan cevaba ikna olmamışsa ilticayı iptal ettiğini beyan eder ve buna itiraz için 2-4 hafta süre tanır. Bu durumda derhal oturulan Eyaletin İdari Mahkemesinde itiraz davası açılmalıdır.
Bundan sonraki aşamada iş tamamen hukukçulara kalmaktadır. Mahkemenin ikna edilmesi için Avukatlar iyi bir şekilde hazırlanmalıdırlar. Daha çok somut delil ve belgelerle Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini belgelendirilmeleri önemlidir. İş sadece avukat tutmakla bitmeyecektir. Kişinin kendisi de aktif olarak hakkındaki ve ülkesindeki gelişmeleri takip etmeli ve avukatını ona göre bilgilendirmelidir.
Hatırlatmakta yarar var; BAMF siyasi mercilere bağlı bir kurumdur. Bunların Türkiye’deki gelişmeleri yeterli görmeleri sonucu böylesine iptal davalarının açmaları, mevcut Almanya yasalarına göre normaldır. Ancak buna karşı kamuoyunu bilgilendirme, Türkiye’deki reformların ne kadar günlük yaşamda hayata geçirildiğini, yaşanan hak ihlallerini, işkence ve baskıları ortaya çıkarma görevi ise tüm duyarlı kurumlara, insan hakları savunucularına, mülteci derneklerine ve hukukçulara düşmektedir.
Tüm bunlara rağmen oturum hakkının iptal talebi, hemen sınırdışı edilme anlamına gelmemektedir. Buna karşı mutlaka konunun uzmanı Avukatlardan bilgi almak en doğru yol olacaktır.
Özet olarak: Zaman yitirilmeden gelen bildirime yazılı itirazda bulunmak ve dava açılması durumunda ise belge ve delillerle avukat vasıtasıyla iyi bir savunma yapmak gerekir.

YEK-KOM Beratungsstelle/
Adres: Graf Adolf Str.
70a,40210 Düsseldorf
hukukyardim@gmx.net
Tel: 0211-1711454