Oturum iptali, imzaya tabi tutma, geçici oturum, yardım parasının kesilmesi gibi antidemokratik yollara başvuran Almanya devleti, bu yolla Kürtleri yasal olan dernek ve kurumlardan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu haksızlığa karşı bir süredir hukuk mücadelesi veren Şükrü Karakuş, oturumların iptal edilmesini, Kürtlere karşı bilinçli bir uygulama olarak niteliyor.
Riha’nın Xelfetî İlçesi’ne bağlı Göksu Köyü doğumlu olan Şükrü Karakuş, 2000 yılında Almanya’ya gelerek, siyasi iltica başvurusunda bulunur. Karakuş’un başvurusu kabul edilir ve kendisine oturum verilir. Karakuş, 2004 yılından beri Münih kentinde yaşıyor. 2009 yılının Ağustos ayında ise Münih Mezopotamya Kültür Derneği’nin kurucuları arasında yer alır.
İki yılda bir oturum süresini uzatmakta olan Karakuş, en son 2009 yılında  Münih Yabancılar Dairesi’ne oturumunu uzatmaya gider. Ancak Yabancılar Dairesi, Karakuş’un oturumuna el koyarak, bir aylık geçici izin belgesi vermeye başlar. 2009 yılından bugüne kadar iki ayda bir geçici ikamet belgesi alan ve oturum hakkı sürüncemede bırakılan Şükrü Karakuş, Yabancılar Dairesi’nin bu haksız tutumuna karşı hukuk mücadelesi başlatır.

Yasal kurumlar ceza gerekçesi

Avukatı aracılığıyla hukuk kurumlarına başvuru yapan Karakuş’a, Alman İçişleri Bakanlığı İstihbarat Dairesi’nin raporları gerekçe gösterilir. Raporlarda, Karakuş, ‘PKK’li olmak, PKK’ye yakın kurumlarda faaliyet yürütmekle’ suçlanıyor. En vahim olanı da Karakuş’un, ‘Alman devletine karşı potansiyel tehlike’ olarak görülmesi...
Evli ve iki çocuk babası olan Karakuş, demokratik etkinliklere katılmanın ve yasal derneklerde faaliyet yürütmenin neden suç olduğunu soruyor. Hukuksuzluğa isyan eden Karakuş, şu konulara dikkat çekti: “Demokratik ve yasalar çerçevesinde mücadele yürüten bir insan nasıl ‘potansiyel tehlike’ olur? Onurlu bir Kürt olarak halkımın hakları için demokratik zeminde mücadele veriyorum. Bu en doğal hakkım. Hatta Alman yetkililer, daha da ileri giderek, 2010 yılının sonunda kapanan Mezopotamya Kültür Derneği’nin tüzüğünde yer alan ‘Kültür Derneği’nin kapanması durumunda malları Kürt hümaniter kuruluşu Heyva Sor’a hibe edilir’ maddesi dahi bana karşı kullanılıyor

Yıldırma politikası

12 Eylül faşist darbesi sonrasında Türk devletinin vatandaşlıktan attığı ve halen ‘vatansız’ olan Şükrü Karakuş, bu hukuksuzluğun son bulmasını istiyor. Sudan gerekçelerle iki buçuk yıldır bu durumun devam ettiğini ifade eden Karakuş, bunun, Kürt halkına karşı bilinçli bir uygulama olarak niteliyor. “Bu uygulama ve yıldırma politikaları ile insanları mücadelelerinden bezdirme, soğutma hedef alınıyor” diyen Karakuş, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Alman devleti, bu uygulamalarla insanları kendi benliklerine yabancılaştırmak istiyor. Bunu kısmen de başarıyor. Ancak bunun hiçbir yasal dayanağı yok. İlticamızda siyasi kimliğimiz esas alınarak, oturum verildi. Biz buraya kimlik sorunlarımızdan dolayı geldik. Can güvenliğimden ötürü Türkiye’den değil, kaçmak zorunda kaldığım İran’dan buraya geldim. Dolayısıyla siyasal gerekçelerle verdikleri oturumu, yine siyasal gerekçelerle iptal etmeleri bir çelişkidir. Alman devletinin bu çifte standart, çelişkili yaklaşımına karşı hukuk mücadelesini sürdüreceğim.”
Karakuş’un durumu ile ilgili bilgi istediğimiz Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM ) yetkilileri de, bu durumda olan insanların giderek arttığına işaret ettiler. Yetkililer, bu tür uygulamalara maruz kalan Kürtlerin sessiz kalmamalarını, hukuki yollardan haklarını aramaları gerektiğini ifade ettiler. 


MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF