Almanya’dan Rojava’ya ‘gizli operasyon’!

Meral ÇİÇEK yazdı —

22 Aralık 2020 Salı - 23:00

  • Alman basını DAİŞ’li üç kadının çocuklarıyla Kuzeydoğu Suriye’den “kurtartıldığını” yazdı. Ama işin özü hiç de böyle değil. Zira söz konusu kadınlar ve çocukları bizzat Rojava Özerk Yönetim tarafından Alman Dışişleri Bakanlığı yetkililerine teslim edildi, üstelik protokol imzalanarak. 

Geçtiğimiz günlerde Alman basını DAİŞ’li üç kadının çocuklarıyla Kuzeydoğu Suriye’den “kurtartıldığını” yazdı. Spiegel’de çıkan habere göre Alman vatandaşı kadınlar ve çocukları “gizli bir operasyon” ile Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetiminin denetiminde bulunan Roj Kampı’ndan çıkartıldı. Kamptaki koşulların “felaket” olduğu, “insani” sebeplerden dolayı böylesi bir “operasyonun” gerekli görüldüğü ve bu konuda Alman Dışişleri Bakanlığında Finlandiya hükümetinin yardımcı olduğu da ayrıca belirtildi.

Yoğun tepki çeken haber okunduğunda, DAİŞ’li kadın ve çocukların Alman devleti tarafından Roj Kampı’ndan kaçırıldığı sonucu çıkıyor. Yoksa neden “gizli operasyon” denilsin, “kurtarıldılar” denilsin?

Ama işin özü hiç de böyle değil. Zira söz konusu kadınlar ve çocukları bizzat Rojava Özerk Yönetim tarafından Alman Dışişleri Bakanlığı yetkililerine teslim edildi, üstelik protokol imzalanarak. Ancak haberde bundan hiç söz edilmiyor. Ve Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da Özerk Yönetimin adı hiç geçmiyor, Bakan Heiko Maas’ın yazılı açıklamasında sadece “yerel muhataplar”dan söz ediliyor.

Bu durum, Alman devletinin Rojava ve Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimine yaklaşımı ile gayet de örtüşüyor.

Şu anda Hol ve Roj kamplarında Almanya’dan en az 100 kadın ve erkek bulunuyor. Özerk Yönetim, özellikle bir yıldan beri söz konusu devletlerin vatandaşlarını teslim alıp yargılamasını talep ediyor, bu yönde yoğun çaba sarf ediyor. Çok sayıda devlet bu konuda sorumluluğunu yerine getirirken, DAİŞ’e en fazla katılımın olduğu Batı devleti olarak Almanya ısrarla bu konudaki sorumluluğundan kaçıyor. Şimdiye kadar sadece bir DAİŞ’li kadın ve az sayıda çocuk Almanya’ya götürülmüştü, ki o zaman da bir ABD’li yardım kuruluşu aracılık etmişti. Hol ve Roj kamplarında bulunan çok sayıda kadının, Almanya idari mahkemelerinde Federal Hükümetin kendilerini ve çocuklarını ülkelerine götürmesi gerektiği yönde karar aldırdı. Ancak Berlin bu konuda adım atmamakta ısrar ediyor.

Bunun sebebi, Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi ile resmi ilişki geliştirmekten kaçınması. Çünkü resmi bir ilişkinin fiilen Özerk Yönetimi tanımak adına geleceğini biliyor. Dolayısıyla mecbur kaldığında yabancı kurum ve devletlerin aracılığında ancak sorumluluklarını yerine getiriyor. Eğer bugüne kadar hem Özerk Yönetimin hem de ailelerin çabalarına rağmen kamplardaki Alman vatandaşı ya da Almanya katılımlı DAİŞ’lileri teslim almıyorsa, bunun bir nedeni bu politik kibridir.

Diğeri ise Alman devletinin Kürt politikasıdır. Hatırlanırsa Alman Başbakanı Merkel, Serêkaniyê ve Girê Spî TC tarafından işgal edildiğinde Erdoğan’a, BM Mülteciler Yüksek Komiserliğini ikna etmesi durumunda Almanya’nın buraya kış kampı inşa edebileceğini söylemişti. Yani Merkel, bu şekilde uluslararası hukuk ihlali olan TC’nin işgalini onaylamakla kalmayıp, Erdoğan’a işgaline resmi meşruluk kazandırmanın yolunu gösterip akıl vermişti.

Yine, Dışişleri Bakanlığından da finanse edilen Alman yardım kuruluşu Welthungerhilfe sosyal medyada gösterilen yoğun tepki sonucu Efrîn’deki işgalciler için yıkılan evleri yeniden inşa etmekten vazgeçti. TC’nin işgali altındaki Rojava ve Kuzey Suriye şehirleri, Almanya hükümeti açısından ayrıca Suriye vatandaşlarının sınırdışı edilebileceği ‘güvenli limanlar’ olarak görülüyor. Federal ve eyalet içişleri bakanlarının 6 aylık toplantısında Suriye için 2012’den beri uygulanan genel sınırdışı yasağının kaldırılması kararı verildi, suç işlemiş kişilerin Kuzeydoğu Suriye’deki “güvenli bölgelere” -ki bundan kasıt TC’nin işgal ettiği bölgelerdir- gönderileceği niyeti kaydedildi.

Almanya devleti açısından Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi ve Şam rejimi meşru muhataplar değilken, faşist TC’nin işgali uygun ve meşru, oradaki İslamcı katil çetelerle resmi ilişki geliştirmekte beis görülmüyor! Ne demişti Alman savaş karşıtı roman yazarı Erich Maria Remarque, ‘Batıda yeni bir şey yok’… 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.