31 Mart tarihinde gerçekleşen seçim sonuçlarını sadece yerel anlamdaki sonuçlar olarak almamak gerekiyor. Zira Türkiye’deki 31 Mart yerel seçimleri, despot bir rejimin temellerinin sarsılması açısından önemli sonuçlar doğurdu. AKP İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin gibi büyük şehirler başta olmak üzere birçok kentte belediyeleri kaybetti. Nitekim bu şehirlerde yerel anlamda kaybetmek, genel tablo açısından da stratejik önem taşıyor.

Uzun süredir umuda tutunmak için beklenen adım da seçim sonuçları ile birlikte tekrardan kendini gösterdi.

Türkiye’nin en büyük stratejik ortaklarından Almanya’dan da seçim sonuçları dikkatle takip edildi. Alman parlamenterler seçim sonuçlarına saygı duyulması gerektiği mesajını verdi. Alman medyası Erdoğan için seçim sonuçlarını büyük bir yenilgi, sembolik güç anlayışının düşüşü olarak gördü, özellikle Erdoğan’ın iktidarı boyunca ülkedeki insan hakları ve ekonomik sürecin geldiği durum aktarıldı.

Bu noktada bir kaç büyük Alman gazetesinde çıkan yorumu aktarmakta fayda var.

Süddeutsche Zeitung seçim sonrası yaptığı bir yorumda AKP’nin Ankara ve İstanbul’u kaybettiğini belirterek, Türkiye’de demokrasinin hala yaşadığını ifade etti. Seçim sonuçlarının ardından ise yaşanan eksikliğin iç uzlaşma olduğu dile getirildi. Erdoğan’ın gücünün tehdit edildiği anda bildiği tek reçetenin ise daha fazla baskı olduğu da hatırlatıldı.

Der Spiegel’de yer alan bir yorumda ise Erdoğan’ın düşmanlık ve saldırganlık dozunu diğer seçimlere nazaran aştığı bir seçim kampanyası yaptığı kaydedildi. Rakiplerini terörist olarak lanse ettiğini, seçim sonuçlarını ise tanımayacağı yönündeki tehditleri de hatırlatıldı. Ayrıca seçim kampanyasında Yeni Zelanda’daki cami saldırını bir argüman olarak kullanmaktan çekinmediği de dile getirildi.

Die Welt gazetesi de Erdoğan’ın artık istediği gibi ulaşacağı bir toplum tabakasının bulunmadığını yorumunu yaptı. Erdoğan’ın güç tabanının parçalandığı belirtildi.

Seçim sürecini Almanya’dan giden heyetler de yerinde inceledi. Heyet üyelerinin gözlem sonuçları ise seçimlerin adil ve özgür bir ortamda gerçekleşmediği yönünde.

Seçim sonuçlarına yönelik parlamenterlerin değerlendirmeleri kadar, Alman medyasının ve kamuoyunun bakış açısı da oldukça önemli. Zira Alman medyasının sunumu kamuoyunun reflekslerini belirlemek açısından sürükleyici bir zemin sunuyor.

Seçim sonuçlarının kamuoyuna sunduğu mesaj da oldukça açık ve net: “Türkiye’de artık Erdoğan rejiminin temelleri çatırdamaya başladı. Özellikle son seçimlerde oluşan tablo yerel bunu belgeledi.”

Oluşan bu kanı ile birlikte, resmi sonuçların açıklanmasının ardından politik anlamda nasıl bir tavır alınacağı da gözler önüne serilecek.

Seçimlerin yarattığı tablo resmi sonuçlar açıklanana kadar, açıklandıktan sonra da tartışılmaya devam edecek muhtemelen. Bu sonuçlarla birlikte, tek adam tarafından yönetilen bir sisteme olan itirazın süreklileşmesi, etkin birleşik bir mücadelenin geliştirilmesi için bir fırsat daha sunuldu. Bu seçimlerin önemli mesajlarından biri de HDP’nin seçim stratejisi ve sunduğu kazanımlar.

Özellikle Kürtler tarafından verilen mesaj artık görmezden gelinemeyecek kadar değerli.

Zira artık Almanya’nın özellikle kritik eşiğin aşıldığı açlık grevlerine yönelik açıklamalarının da netleşmesi bekleniyor.

* NOT: Gelecek haftadan itibaren yazılarım Cumartesi günleri yayınlanacak.