Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Barosu üyesi Avukat Lukas Theune: ”Biz şu an yürürlükte olan davalarda Adalet Divanı kararını dillendirip ona göre savunmamızı yapacağız. Bana göre Almanya’da da PKK yasağına karşı dava açılmalı.”
DİLAN REŞWAN-FEHMİ KATAR
Adalet Divanı’nın PKK’nin Avrupa Birliği ‘terör örgütleri listesi’ne alınmasının haksız ve hukuksuz olduğu yönünde verdiği kararın sonuçları tartışılmaya devam ediyor. PKK yasağı nedeniyle binlerce kişinin mağdur olduğu Almanya’ya bu kararın sonuçlarının nasıl yansıyacağı da merak konusu. Bu konuyu Thüringen Eyaleti Sol Parti Milletvekili Kati Engel, Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Barosu üyesi Avukat Lukas Theune ile hukukçu Mahmut Şakar’la konuştuk.
Kararın önemli olduğunun altını çizen Engel, özellikle 129b mağdurları için önemli bir kapı araladığı, verilen hukuki ceza ve yaptırımlara itiraz hakkı doğduğu görüşünde. Kürtler aleyhinde açılan davalarda ismini birçok kez duyduğumuz avukat Lukas Theune geçmiş davaların yeniden açılabileceği görüşüne sıcak bakmazken, ”Kararı yürürlükte olan davalarda dillendirip savunmamızı ona göre yapacağız” dedi. Adalet Divanı’na başvuru sürecinde de aktif rol alan Av. Mahmut Şakar ise hukukun yorum meselesi olduğunu belirterek, ”Mutlaka itirazlar yapılmalı ve hukuk alanı adım atmak için zorlanmalı” diye belirtti.
Sonuçları da iptal edilmeli
2002 yılında PKK’nin AB ‘terör örgütleri listesi’ne alınmasına ilişkin 2014 yılında PKK yöneticileri Murat Karayılan ve Duran Kalkan adına hukukçular başvuru yapmış, sonrasında her 6 ayda bir yayınlanan listelere itiraz edilmişti. 2017 yılında davayı sonuçlandırmaya karar vererek başvuruları görüşmeye başlayan Adalet Divanı 15 Kasım 2018’da kararını açıkladı. 2014-2017 yılları arasında yapılan itirazlara ilişkin PKK’nin AB ‘terör listesi’ne alınma gerekçelerinin hukuki temellere dayanmadığını, ”haksız” ve ”hukuksuz” olduğunu hükmetti. 2018 yılı listesi dava kapsamı dışında tutulduğu için PKK hala ‘terör listesi’ içinde yer alıyor. 2019 listesinde PKK’ye yer verilip verilmemesine bağlı olarak Adalet Divanı’nda yeni davaların açılması da gündeme gelecek.
Bir yandan da Adalet Divanı kararı ardından listenin iptal edildiği yıllar arasında bazı Avrupa ülkelerinde açılan veya karara bağlanan davalara karşı yerellerde bir çalışma içerisine girilmesi planlanıyor. Listenin iptaliyle birlikte geriye giderek sonuçlarını da iptal etmenin mücadelesi verilecek.
129b mağdurları başvuru yapabilir
PKK’nin 25 yıldır yasaklı olduğu Almanya’da da binlerce Kürt mağdur edilmiş durumda. ”Adalet Divanı kararı Almanya’ya nasıl yansır” diye sorduğumuz Thüringen Eyaleti Sol Parti Milletvekili Kati Engel, ”Karar önemli ve olumlu. Almanya’da 2014 ve 2017 yılları arasında hakkında PKK bağlantılı herhangi bir soruşturmadan dolayı dava açılanlar, bu davanın düşmesi için müracaat edebilir” dedi. PKK yasağının sadece örgüt üyeleri için değil özgürlük hareketinin sempatizanları ve destekçilerini kriminalize etmek, sindirmek ve güçsüz kılmak için de getirildiğini belirten Engel, ”Bu yasak kapsamında sadece sosyal medya paylaşımları ve eyleme katılma gibi sıradan faaliyetler bile Anti Terör Yasası’nın 129’uncu maddesiyle suçlanabiliyor. Bu yasa, yasal faaliyetleri yasadışı politik faaliyetler sayılıp kriminalize edilmek için kullanılıyor. İfade, basın, örgütlenme ve toplanma gibi temel demokratik hakları ellerinden alınan Kürtlerin 1993’ten bu yana çok sayıda eylem ve etkinlikleri yasaklandı; kültür merkezi ve evler polis tarafından basıldı, PKK sembolü veya Abdullah Öcalan’ın posterlerini taşıdıkları gerekçesiyle yüzlerce soruşturma açıldı” dedi.
Sindirmeye izin vermeyeceğiz
PKK yasağına karşı tüm bunlara rağmen Kürt toplumunu da aşan oturmuş güçlü bir direniş olduğunu ifade eden Engel, ”Bu umut vericidir. Özgürlük hareketinin baskılardan daha güçlü olduğunun da göstergesidir” diye konuştu. ”25 yıldır devam eden PKK yasağının olmaması, kaldırılması gerekiyordu” ifadesini kullanan Engel, şunun altını çizdi: ”PKK’yi bir terör örgütü olarak yaftalamak saçma ve derhal sonlandırılması gerekir. Sol Parti olarak her zaman Kürt hareketinin yanında ve dayanışma içinde olduk, bu her zaman sürecek. Bizler ne sindirilmemize ne de bizi bölmelerine izin vereceğiz.”
PKK bir özgürlük hareketi
Kürtler ve dostlarına karşı yapılan baskının çoğu zaman kamuoyuna yansımadığını kaydeden Engel, ”Çok sayıda tutuklamalar oluyor, ifade ve basın özgürlüğü kısıtlanıyor evlere baskın yapılıyor ancak bu ne masaya yatırılıyor ne de basında yer alıyor. PKK yasağının artık kaldırılması gerekiyor; Kürt özgürlük hareketi ve sempatizanlarına karşı yapılan baskıların da derhal sonlanması gerekiyor, kamuoyu da bu konuda bilgilendirilmeli. Aynı zamanda federal hükümet diktatör Türk rejim hükümeti ile işbirliğine sonlandırılmalı ve baskısını artırmalı” dedi. ”PKK’nin bir özgürlük hareketi olduğunu göstermenin zamanı” diyen Engel, ”Bizler gibi barış, dayanışmacı ve daha iyi bir dünya için mücadele eden bir hareket olduğu artık anlaşılmalı” diye belirtti.
Haksız yere listede kaldı
Milletvekili Kati Engel, Adalet Divanı’nın PKK’ye ilişkin verdiği karara atıfta bulunarak, ”Adalet Divanı’nın kararından sonra 2018 yılında PKK’nin hala terör listesinde bulunması siyasi bir karardır. 2014 ve 2017 yılları arasında haksız yere terör listesinde bulunduğu kararını önemsiyoruz. Bu karar, PKK’nin haklı ve meşru bir mücadeleyi sürdürdüğünün ve yıllarca haksız yere terör listesinde bulunduğunun kanıtıdır” dedi.
Listeyi bahane ettiler
”Avrupa Birliği terör listesi olmasaydı geçtiğimiz yıllarda çok sayıda soruşturma ve dava gerçekleşemeyecekti” diyen Engel, PKK yasağının Almanya’da yarattığı sonuçlara da işaret etti: ”Legal olan herhangi siyasi faaliyet sırf yasaktan dolayı illegal hale getirilip soruşturma açılabilir. Örneğin; eyleme katılmak demokratik haktır ancak PKK üyesi olduğunuz gerekçesiyle bundan dolayı hapis cezası alabilirsiniz. Almanya’da doğan çok sayıda genç sırf bu yüzden Alman vatandaşı olamıyor. Aileleri veya kendileri PKK bağlantısı olduğu gerekçesiyle derneklerde faaliyet yürüttükleri için vatandaş olma hakları ellerinden alınıyor. Yine Türk devleti tarafından hakkında soruşturma açılan ve daha sonra sonra Almanya’ya gelen mülteciler PKK’ye yakınlığı gerekçesiyle kendilerine verilmediğini görülmüştür. Birçoğunun oturum izini beklemeye alındı.”
Almanya’daki kararlar da hükümsüz
Adalet Divanı kararının Almanya için de sonuçları olması gerektiğini vurgulayan Engel, ”Almanya’da 2014 ve 2017 yılları arasında hakkında PKK bağlantılı herhangi bir soruşturmadan dolayı dava açılanlar, bu davanın düşmesi için müracaat edebilir” dedi. Almanya’da anayasanın ”yabancı örgütleri” kapsayan ve kamuoyunda ”129b maddesi” olarak bilinen yasa gerekçe gösterilerek açılan davaları hatırlatan Engel şöyle devam etti: ”Adalet Divanı’nın kararından sonra, 129b maddesinden yargılanan ve yargılanmak üzere olan tüm davalara, yargı gerekçesinin hükümsüzlüğünden dolayı itiraz edilebilir. Ancak bu dava ve kararlara hukuki girişimlerinin nasıl yapılacağı konusunda henüz avukatlar araştırma halinde. Ancak, şu bilinmeli, İçişleri Bakanlığı tarafından getirilen ‘Dernekler Yasası’ndan yargılananlar bu karardan faydalanamayacak. Örneğin; semboller nedeniyle hakkında dava açılanlar.”
PKK yasağına karşı dava açılmalı
Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Barosu üyesi Avukat Lukas Theune, 129b mağdurlarının geçmiş davalarının yeniden görülebileceğini ilişkin milletvekili Kati Engel’le aynı görüşte olmasa da ”Biz şu an yürürlükte olan davalarda Adalet Divanı kararını dillendirip ona göre savunmamızı yapacağız” dedi ve ekledi: ”Bana göre Almanya’da da PKK yasağına karşı dava açılmalı. Şu an bu tartışılıyor ama net bir şey yok.”
Av. Theune’nin sorularımıza yanıtları şöyle:
Sol Parti Milletvekili Kati Engel, Avrupa Adalet Divanı’nın PKK’yle ilgili kararına ilişkin Almanya’da bu yıllar arasında PKK’den dolayı açılmış davalara itiraz edileceğini belirti. Siz buna ne diyorsunuz, böyle bir şey mümkün mü?
Şimdi iki şeyden bahsediyoruz. Birincisi; AB’nin PKK’yi ‘terör listesi’ne alması diğeri ise devletlerin ulusal hukuklarına göre açtıkları ceza davaları. Ceza davalarını her ülke kendi ulusal hukuk sistemine göre yürütüyor. Ancak Almanya’da Kürtlere yönelik verilen cezalarda PKK’nin AB’nin ‘terör listesi’nde olmasının dolaylı olarak bir etkisi var. Mesela şöyle deniliyor: ”Davalı PKK’nin yasak bir örgüt olduğunu biliyor çünkü AB’nin terör listesinde yer alıyor. Bundan yola çıkarak biz şunu söyleyebiliriz: ”PKK terör listesinde değil, Adalet Divanı tarafından çıkarılması kararlaştırıldı.” Ama birinin PKK yasağından dolayı Almanya’da cezalandırılması için PKK’nin AB terör listesinde olması gerekmiyor, çünkü bu davalar Alman ceza sistemine göre yürütülüyor. Ama tabi biz şu an yürülükte olan davalarda, PKK’nin Adalet Mahkemesi kararı ile AB’nin terör listesinden 2014-2017 yıllarında çıkarıldığını dillendirip ona göre savunmamızı oluşturacağız.
Ama size göre o zaman 2014-2017 yılında kararlaştırılmış davaların tekrar açılması söz konusu değil?
Karara çok detaylıca bakmadım ama bana göre bu mümkün görünmüyor çünkü PKK’nin 2014-2017 yılında AB’nin terör listesinde olmasının direkt Almanya’daki davalara etkisi yok. Sadece davalılar belki PKK’nin yasaklı olduğunu bilmiyorlardır, burdan belki argüman geliştirilebilir ama davaların tekrardan görülmesinin önü pek açık görünmüyor.
Sizin deneyiminize göre peki Almanya’daki savcılar açtıkları soruşturmalarda ya da hakimler verdikleri kararlarda PKK’nin AB’nin ‘terör listesi’nde olmasını ne kadar göz önünde bulunduruyor?
PKK’nin AB’nin terör listesinde olduğu her zaman açılan davaların iddianamesinde yer alıyor ama mesela iddianamede davalı olan kişinin yaptığı seyin ‘terör’ olup olmadığı ile ilgili bir şey söylenmiyor, bu mahkeme hakimine bırakılıyor. Sadece iddianamede davalı kişinin PKK’nin yasaklı bir örgüt olduğunu bildiğine yer veriliyor.
Peki bu kararın Almanya’daki davalara nasıl bir etkisi olacak ya da olabilir?
Bana göre Almanya’da da PKK yasağına karşı dava açılmalı. Bunu ama kimse yapmıyor ya da yapmak istemiyor. Şu an bu tartışılıyor ama net bir şey yok. Bana göre kesinlikle Almanya’da da PKK yasağına karşı bir dava açılmalı.
PKK yasağı ile ilgili ama zaten hukuksal bir karar yok, yasak daha çok idari bir karardan ibaret değil mi?
Evet, PKK yasağı ile ilgili hukuki bir karar yok. 1993’te İçişleri Bakanı PKK’yi yasaklayınca PKK buna karşı o zaman dava açmadı. Sadece birkaç Kürt derneği dava açtı. Hatırladığım kadarıyla Serxwebûn gazetesi dava açıp kazanmıştı ama o da direkt PKK yasağına karşı değil, kendilerinin PKK ile organik bağları olduğuna dair bir kanıtın olmadığı argümanı ile dava açmışlardı. Ama PKK’nin yasaklanması ile ilgili bugüne kadar hiçbir mahkeme kararı yok.
Peki size göre PKK yasağına karşı Almanya’da dava açılması durumunda, Adalet Divanı kararının nasıl bir etkisi olabilir ?
Dava açmamız durumunda ilkin İçişleri Bakanına yazacağız ve onlara ”Avrupa Adalet Divanı mahkemesinin verdiği kararda gördüğünüz gibi PKK yasağı yasaya aykırı. Ayrıca PKK yasağını 25 yıl önce kararlaştırdınız. Bugün PKK o zamana göre oldukça farklı, değişen bir çok faktör var, lütfen kararı tekrardan gözden geçirin” diyeceğiz. İçişleri bakanı -ki büyük ihtimale öyle olacak- yasağı sürdürme kararı alırsa o zaman İçişleri Bakanlığı’na dava açacağız ve davada Adalet Divanı’nın verdiği kararı da baz alarak, bu kararın hukuk dışı olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini söyleyeceğiz.
Hukuk yolu zorlanmalı
Adalet Divanı’na yapılan başvuruda yer alan hukukçular arasında yer alan Avukat Mahmut Şakar’ın ise milletvekili Engel ve Av. Theune’nin açıklamalarına ilişkin görüşleri şöyle: ”Adalet Divanı’nın ‘terör listesi’ne ilişkin verilen kararının Almanya’ya uygulaması önemli bir konu. Şu ana kadar Kürt halkına yönelik hukuki saldırıların en fazla geliştirildiği ülke Almanya. Almanya’nın diğer ülkelerden farklı bir yönelimi var. ’93 ve sorasındaki hukuki süreçlerde Almanya kendi iç hukukuna göre pek çok yargılama gerçekleştirdi. Özellikle 129b maddesi Kürtlere uygulandıktan sonraki uygulamaların biraz terör listesiyle de bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu madde mantık olarak Almanya dışındaki uygulamaları da kapsıyor. Uluslararası bir terör örgütü olma iddiasını taşıyor. Bunun temel kriterlerinden birisi de Avrupa Birliği terör listesiydi. Dolayısıyla AB terör listesine karşı verilen bu karar aynı zamanda 129b maddesinin dayanaklarını da önemli ölçüde zayıflatmış durumdadır. Bu noktada bir girişimde bulunulabileceğini düşünüyorum.
Pilot davalar açılabilir
Bu karardan sonra bizler Almana ve Almanya dışındaki pek çok hukukçuyla da tartıştık, bu kararın ulusal yasalarda nasıl değerlendirileceği, nasıl uygulanacağı kendi aramazda bir tartışma konusu. Her hukukçunun yaklaşımı farklılık arz edebiliyor, hukuk öncelikle bir yorum sorunu. Bu kararın güncel meselelere nasıl uygulanacağı elbette her hukukçunun yorumunda farklılık arz edilebiliyor. Ama bizim genel olarak şöyle bir eğilimiz var; Belli bazı noktalarda girişimde bulunulabileceğini düşünüyoruz.
Bir taraftan bazı pilot davalar, deneysel davalar uygulanabilir. Böylesi bir tartışmada aramızda yürüyor.
Ortak strateji belirlenecek
AB Konseyi 15 Ocak 2019 tarihine kadar, Avrupa Adalet Divanı’na itiraz edebilir. İtiraz süresini bekleyeceğiz. Tartışmalarımızı o zamana kadar olgunlaştırmayı düşünüyoruz.
Ondan sonraki süreçte yerelleri de kapsayacak bir stratejinin nasıl gelişeceğine dair somut bazı adımlar atmayı düşünüyoruz.
Bu kararın her halükarda Kürtlere karşı uygulanan tüm ulusal hukuklardaki yönelimlere bir pozitif anlamda bir katkısı olacak, savunmayı ciddi anlamda güçlendirecek bir katkısı olacak. Ama birebir iç hukukta nasıl dikkate alınacağına ilişkin tartışmayı da sürdürmeyi düşünüyoruz. Hukuksal yorumumuzu bu noktalarda odaklamayı düşünüyoruz.
Daha sonraki süreçte de Almanya ve Almanya dışındaki hukukçularla bir araya gelip bu kararın nasıl uygulanabileceğine dair ortak bir strateji geliştirmek için çaba sarf edeceğiz. Birkaç ay içerisinde bu bahsettiğim çalışmaları yürütmeyi düşünüyoruz.