Kürtler, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün gerçekleşmesi için hukuk ve demokratik siyaset kapısından içeri giriyor

  • Bu atılım, bir yasayla ve kısa dönemli gelişmelerle sınırlı değil, bir gelecek tasavvurunu bünyesinde barındırıyor. Aslında yeniden kuruluştur. Kürt-Türk ilişkilerinin demokratik temelde güncellenmesidir.
  • Yeni bir sayfa açıyor. Demokrasinin fitilini yakma potansiyeline sahip. Yürürlüğüyle birlikte yasalar dizisi gelecek. TMK’dan TCK’ya kadar pek çok mevzuat, yeni duruma uygun düzenlenecek.
  • 'Çerçeve yasa' teklifine, zafer-yenilgi ikiliğinden bakmak, müzakere-mücadele diyalektiğini ıskalamakla eşdeğerdir. Demokrasi altın tepside sunulmayacak. Devrimci mücadele, dinamik ve bitimsizdir.

'Çerçeve yasa' teklifi yasallaşıyor. Bu teklifin oluşum süreci boyunca yaşanan tartışmalar, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar çok geniş bir coğrafyada siyasi gündemi ağırlıklı bir şekilde kapladı. Hem hukuki-teknik boyutuyla hem de ideolojik-politik temelde pek çok analiz yapıldı, uzun bir süre daha da devam edecek.

Teklif üzerine pek çok görüş ifade ediliyor. Kuşkusuz bu yorumların ve tartışmaların içinde çözüm odaklı olanları, oldukça önemli. Meseleye süreç analizi üzerinden yaklaşan değerlendirmelerin eksikliği ise fazlasıyla hissedildi. Mesele tarihsellik içerisinde kavranmadığı için birçok çevrede bu yasa teklifi sanki uzay boşluğunda duran bir cisimmiş gibi muamele gördü. Tarihsellikten kopuk, sürecin dinamiklerini yeterince kavrayamayan tartışmalar, varlığı kendinden menkul bir teklif haline getirebildi. Oysa süreç içerisinden okuma yapan bir hat, bütünselliği ortaya koyacağından pek çok hususu da yerli yerine oturtabildi. Bu hattın, önümüzdeki dönemde çok daha önemli katkıları olacaktır.

Süreç analizi üzerinden 'çerçeve yasa' teklifi, üçlü bir yaklaşımla ele alınabilir: 

* Öncesi ve hazırlık aşaması,

* Kendisi, yani içerisinde bulunduğumuz aşama,

* Yasanın yürürlüğe girmesiyle başlayacak olan bir sonraki aşama.

Sistemik ve yapısal düzlem

Meseleye, öncelikle sistemik ve yapısal bir düzlemden yaklaşmak gerekiyor. Küresel kapitalizmin hegemonya mücadelesinden işlevi yeniden biçimlenen NATO’ya, Çin ve ABD geriliminden Ortadoğu savaşlarına kadar statüko değişiyor. Özellikle bölge devletlerinin, küresel gelişmelere karşı yeniden stratejik pozisyonlarını belirlerken daha saldırgan ve yayılmacı bir anlayışla hareket etmeleri, İsrail’in Filistin meselesine yaklaşımı ile Türkiye’nin Kürt meselesine yaklaşımı özelinde kendisini belirgin bir biçimde ortaya koyuyor. Yeni ittifaklar, yeni siyasi özneler, yeni politik coğrafyalar ve yeni bir siyaset aklı gelişiyor…

Tarihi kazanmak için müdahale

Tam da böylesi koşullarda Sayın Öcalan, küresel kapitalizmi ve Ortadoğu’daki gelişmeleri kendi özgün paradigmal ölçeğinde stratejik bir okumayla devrimci radikal bir atılım geliştirdi. Tarihi kazanmak için ‘an'a müdahale etti. 27 Şubat 2025 tarihli Asrın Çağrısı’nın, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin üzerine oturduğu ekonomi-politik ve sistemik zemin budur. Dolayısıyla 'çerçeve yasa' teklifinin mümkünlüğü, her şeyden önce Sayın Öcalan’ın bu atılımının eseridir, kısa vadede sonucudur.

Gelecek tasavvurunu barındırıyor

Bu atılım, bir yasayla ve kısa dönemli gelişmelerle sınırlı değil, bir gelecek tasavvurunu bünyesinde barındıran, birçok dinamiği geleceğe büken güçlü bir ilk adımdır. Unutmayalım ki; küresel kapitalizmin şiddetlenen hegemonya mücadelesini okuyan, Ortadoğu merkezli finans-enerji-ticaret hatları ve yollarının önemini anlayan ve buna karşı yeni bir yol açan stratejik bir akıldan söz ediyoruz. Krizin çoklu ve katmanlı paradoksal tarihsel gelişiminin sergilediği bir zeminde 'çerçeve yasa' teklifinin belirlendiğini, aklımızda tutalım.

Sihirli bir yasal düzenleme değil

'Çerçeve yasa' teklifinin kendisine gelince; elbette karşımızda her derde deva sihirli bir yasal düzenleme yok. Bu yasa teklifine, Kürt sorununun çözümünü ortaya koyan, her şeyi içeren aşkın bir anlam ve işlev yüklemek doğru da değil. 'Çerçeve yasa' teklifi, en temelde Sayın Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK’nin kendisini feshetmesi ve silahlı mücadeleyi terk ettiğini açıklamasıyla ortaya çıkan yeni duruma ilişkin hususları içeriyor. Cezaevlerinde, sürgünde ve silahlı mücadelede yer almışların hukuki durumları temelinde, esasen demokratik siyasete ve toplumsal hayata katılımına dair düzenlemeler yapıyor. Sadece bir başlangıç düzenlemesi, bir ilk adımdır...

Tabii ki yeni sayfayı açıyor

Tabii ki bu başlangıç adımı, kritik bir eşiği ifade ediyor. Mücadele tarihinde yeni bir sayfa açıyor. Sürece hız kazandıracak yasaların ve uygulamaların çıkmasının startını veriyor. Demokrasinin fitilini yakma potansiyeline sahip.

Yürürlüğe girmesiyle birlikte

'Çerçeve yasa' teklifinin yürürlüğe girmesiyle başlayacak olan bir sonraki aşama ise yasalar dizisinin geleceği bir aşama olacak. TMK’dan TCK’ya kadar pek çok mevzuat, yeni duruma uygun bir şekilde yeniden düzenlenecek. Böylelikle demokratik siyaseti, demokratik örgütlenmeyi, demokratik entegrasyonu tamamen mümkün kılacak düzenlemeler gelecek. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, açılacak olan demokratik alanla birlikte ivme kazanacak. Kürtler, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl nihai çözümünün gerçekleşmesi için hukuk ve demokratik siyaset kapısından içeri girmiş olacak. Demokratik Toplum örgütlenmesiyle Demokratik Cumhuriyet’in inşasına yönelik çalışmalar, tüm boyutlarıyla hayata geçirilecek.

Mücadele, dinamik ve bitimsizdir

Tüm bunlar, elbette kendiliğinden olmayacak; mücadeleyle gerçekleşebilecek. Unutmayalım ki; her müzakere, aynı zamanda bir mücadeledir. 'Çerçeve yasa' teklifine, zafer-yenilgi ikiliğinden bakmak, müzakere-mücadele diyalektiğini ıskalamakla eşdeğerdir. Yine unutmayalım ki; devrimci mücadele, dinamik ve bitimsizdir. Kimsenin bu ülkenin ezilenlerine demokrasiyi altın tepside sunmayacağını çok iyi bilelim. Barış ve Demokratik Toplum Süreci de doğal olarak yeni bir mücadele dönemini ifade ediyor. Bu bilinçle yaklaşıldığında Kürt sorunu gibi pek çok boyutu bulunan, çok katmanlı, bölgesel ve uluslararası ayakları olan 100 yıllık devasa bir sorunun mutlak çözümüne ilişkin acelecilik, doğru değildi. Sorunun azametini ve karmaşıklığını göz ardı etmemek önemlidir.

Kürt-Türk ilişkilerinin güncellenmesi

'Çerçeve yasa' teklifini, bu majör düzey içerisine yerleştirerek anlayabiliriz. Söz konusu olan şey, aslında yeniden kuruluştur. Tarihsel Kürt-Türk ilişkilerinin demokratik temelde güncellenmesidir. Demokratik Cumhuriyet’in inşası, Ortadoğu’da statüko değişirken halkların ve ezilenlerin kendi demokratik çözümünü geliştirmesi girişimidir. Dolayısıyla mesele, asla birkaç yasal düzenlemeden ibaret değildir. 'Çerçeve yasa' teklifi de bütünsel bir değişim-dönüşüm sürecinin, ilk adımıdır. Şimdi yeni bir dönemin başındayız ve tüm geçmişin birikimini yeni döneme taşırken yeni mücadele yöntemlerini, örgütlenme formlarını, siyaset eyleme biçimlerini hızla üretmeye başlamalıyız.