Halkların Demokratik Partisi, bu seçimlere “Büyük İnsanlık” bildirgesiyle girdi. Bildirge, yalnızca bütün ezilen kesimlerin mücadele taleplerini içermekle kalmıyordu, aynı zamanda bu taleplerin bütüncül bir sentezini de yapıyordu. Aslında, Gezi’yle birlikte canlanan toplumsal kurtuluş arayışına verilmiş, derli toplu ve doyurucu bir yanıttı. Farklı toplumsal kesimlerin kurtuluş uğruna verdikleri mücadeleleri tek bir program altında birleştirme; bunu yaparken hiç birisini ötelememe ya da önemsizleştirmeme çabasının ve anlayışının ürünü oldu.

Bütünselliğin ve ortak kurtuluşun imkansızlığı yalanını yırtıp atan bir çıkış oldu Büyük İnsanlık Bildirgesi. Egemen sisteme karşı birleşmeyen bütün ezilen kesimlerin kendi tekillikleri içinde dağınık kalarak yenilgiye mahkum olacaklarının ilanıydı. Bütün ezilenleri bir büyük “BİZ”de birleştirmenin politik manifestosuydu. 

Aday tercihleri, bu manifestonun ete kemiğe büründüğü somut bir başlıktı. Madem ki HDP bütün ezilen kesimleri ayrımsızca sahipleniyor ve ortak demokratik kurtuluş uğruna seferber olmaya çağırıyordu; aday profili de bunu yansıtmalıydı.

Aday belirleme süreçlerinde yaşanan, yaşanmış olabilecek her türlü sıkıntıyı, sorunu bir kenara koyarak belirtelim ki, aday profilimiz Türkiye’nin bütün ezilen damarlarını içeriyordu. Çoğuldu. Rengarenkti.

Bir yanda güçlü bir sol-sosyalist kadro vardı. 1970’lerden, 80’lerden günümüze mücadele içinde yer almış, devrimci, sosyalist hareketlerin, sendikal mücadelelerin içinden süzülüp gelmiş bir kadroydu bu. Figen Yüksekdağ, Rıdvan Turan, Mahmut Memduh Uyan, Ali Alfatlı, Saruhan Oluç, Ertuğrul Kürkçü, Sezai Temelli ve daha birçokları… Sosyalist hareket, 12 Eylül’ün külleri üzerinden silkindi, politik sorumluluk üstlendi ve öne atıldı. Gezi’yle politikleşen Türk halk kitlelerinin HDP saflarında birleştirilmesinde öncü rol oynadılar.

Aynı zamanda, demokratik İslami kesimlerin etkin isimlerini de birleştirdi HDP listesi. Başörtüsü mücadelesinin simge ismi Hüda Kaya, Mazlum Der eski genel başkanı Ayhan Bilgen, yine Altan Tan, Seher Akçınar, Adem Özcaner gibi İslami mücadeleyi demokrasi mücadelesiyle birleştirmiş adaylar yer aldı HDP listelerinde. 28 Şubat’ın gadrine uğramış, ama buradan sıyrılmak için AKP gibi küresel sermayeyle kader birliğini parayla, pulla, çıkar savaşlarıyla ilişkisi olmamış bu adaylar, gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış AKP karşısında dindar kitlelerin dinle kurduğu temiz, saf ilişkiyi temsil ettiler kanımca. AKP’nin bölgede mütedeyyin kitleleri kaybetmesinde ve HDP’ye yaşanan akışta öncü rol oynadılar. 

Demokratik Alevi Hareketi, Avrupa dernekleri boyutuyla kurumsal olarak yer aldı HDP saflarında. Turgut Öker, Müslüm Doğan, Ali Kenanoğlu gibi Alevi hareketinin emektarları aday listelerinde yer aldı. 

Kürt halkının mücadelesinden süzülüp gelen adaylar, zaten listenin demirbaşıydı. Pervin Buldan, Leyla Zana, Dilek Öcalan, İdris Baluken, Selma Irmak, Ferhat Encü, Faysal Sarıyıldız ve daha sayamayacağımız niceleri!... Kürt özgürlük hareketinin 30 yıllık engin politik birikimini ve demokrasi deneyimini taşıdılar. Bir halkın tarihsel mücadelesinin sembolleri olarak AKP’nin Kürdistan’da silinip gitmesine öncülük ettiler.

Ermeniler, Süryaniler, Êzîdîler, Ortadoğu IŞİD’in vahşi zulmü altında inleyen halklar HDP listelerinde güçlü temsillerini buldular. Osmanlı’da, 1915’te, meclisten kanla tasfiye edilen Ermeni kimliği Garo Paylan’la yeniden meclise girdi. Erol Dora, Süryani kimliğinin temsilini yeni döneme de taşıdı. Şengal’de katledilen Êzîdîler ise Feleknas Uca ve Ali Atalan şahsında ilk kez Türkiye meclisinde yerlerini aldılar. Bu toplumların neredeyse tamamen AKP’den kopuşuna tanık olduk.

LGBTİ adayların seçilecek noktalarda yer alamaması, listenin önemli bir eksikliğiydi. Ancak Barış Sulu gibi adaylarımız buna hiç aldırmadan güçlü bir mücadele yürüttüler ve AKP’nin homofobik söylemle estirdiği psikolojik teröre inat ipi göğüslediler.

Adaylarımızın yarısının kadın olması, diğer partilerden en büyük niteliksel farkımızdı. Partimizin kadın partisi olma yönünü güçlü biçimde ortaya koydu. Demokratik kadın hareketinin yetiştirdiği öncü kadınlar listelerde etkin biçimde yer aldılar. Kadın kitlelerinin dikkat ve ilgisini partimize yönelten bir rengimizdi bu.

30 yaş altı 55, 35 yaş altı 110 gencin listelerde yer bulması, ihtiyar Meclis’e itirazımızdı. Gençliğin yeni yaşamın kurucu ve öncü gücü olduğunu ilanımızdı. 

Aynı anda hem Alevilerin, hem dindarların; hem sosyalistlerin, hem muhafazakarların; hem Kürt halkının hem Ermenilerin aynı partiye yüzünü dönmesi Ortadoğu koşullarında çok ender rastlanabilecek bir durumdur! Yanı başımızda Irak’ta, Suriye’de halklar birbirini boğazlarken, HDP demokratik ulus perspektifiyle, bir arada yaşamanın alternatifini sunmuştur.

Aslında adaylarımız birlikte yaşamın bir resmini sundular. Toplum, bu resmin bütününe oy verdi. %13 oy, bu birleşik resmin sonucudur.