Demokratik Özgür Kadın Hareketi  (DÖKH) aktivisti Fatma Kaşan, 30 Mart 2014’te yapılacak yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. DÖKH olarak BDP ve HDP’li kadın adayları desteklediklerini söyleyen Kaşan,Kürdistan’da yürüttükleri yerel seçim çalışmalarına, demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesi ekseninde yaklaştıklarını belirtti.  Kaşan, 2014 seçimlerini kadın hareketi açısından demokratik özerkliğin inşasını geliştirme ve kurumsallaştırmada bir evre olarak gördüklerini ifade etti.

Kota dışında da başvurulabilir

Kürdistan’da seçim süreci boyunca kadın aday sayılarını ikiye katladıklarını belirten Kaşan,“Bu seçimde en küçük komünden başlayarak, belediye başkanlığına kadar bütün yerellerde, kadınların bu seçimi demokratik bir yarış esprisiyle ele almasını sağlayacak bir çalışma yürütüyoruz” dedi. Kaşan, seçilecek kadın profiline ilişkin çok kapsamlı toplantılar gerçekleştirdiklerini ve son derece hazırlıklı olduklarını belirtti. Kota uygulamasının kadınlar için ayrılmış bir alan olduğunu kaydeden Kaşan, kadınların kota uygulamasının dışında kalan alanlarda da başvurmalarını istedi.

Adaylar farklılıkları benimsemeli

Kadın ve erkek adaylar arasında hizmet anlamında siyasal bir fark olmadığını dile getiren Kaşan, “Kadın erkek ilişkilerinde özgürlük çizgisini ve onun sosyal yaşam düzeyini geliştiren ve bu anlamıyla politik bir duruşa ve politik uygulamalara sahip olacak kişilerin olmasına önem vereceğiz” dedi. Kürdistan’da halkın özgürlük mücadelesine bağlılık ölçülerinin yanı sıra farklı etnik ve inanç hareketlerini yapılarını benimseyecek aday profillerine önem vereceklerini söyleyen Kaşan, bunu “Ya eğilim yoklamasıyla ya da ön seçim ile halkın ortaya çıkaracağı iradeyi gözeteceğiz. Demokratik katılım aynı zamanda rekabet şartlarını gerektiren bir uygulamadır ama temel hedef değildir” sözleriyle ifade etti.

Kadın belediyeciliğinin farkı

Kadın belediyeciliği ile erkek belediyeciliği arasında farklılık olduğunu dile getiren Kaşan, “Şimdiye kadar 27 Kadın Danışmanlık Merkezi kuruldu, üç sığınma evi -ki, biz ona özgür yaşam evleri diyoruz- açıldı. Yine yüzlerce kadın parkı ve genele dönük parklar açıldı. 17 kadın kooperatifi açıldı. Kadın belediye başkanlarının olduğu yerlerde toplumsal değişim yüzde 100’dür. Çünkü kadın hiyerarşik, iktidarcı yaklaşmıyor. Kadınların olduğu yerlerde kent mimarisi kadına göre düzenleniyor. Bu, kadın belediyeciliğinin getirdiği bir farklılıktır. Kaldırımların düzenlenmesinden tutalım, kadınlar için yaşam alanların çoğaltılmasına kadar, kadına duyarlılık çok daha fazladır. Hiçbir erkek “kadın sorunlarına dönük neyi geliştirebilirim” konusunda kendisini direk sorumlu görmez” diye belirtti.

Amaç temsiliyeti eşitlemek

Hedeflerinin yerel yönetimlerde kadın sayısını yükseltmek olduğunu söyleyen Kaşan, “Amacımız kadın temsiliyetini eşit temsiliyetlere çekmek. Bunu sadece klasik bir kadın-erkek eşitliği için yapmıyoruz. Demokratik özgür kadın hareketinin farklılığı budur. Esas amacı; toplumsallığı geliştirmek, toplumsal ilişkileri demokratikleştirmektir. Bunun içerisinde kadın erkek özgürlüğünü sağlamak ve toplumsal kurtuluşunu kadın kurtuluşuyla birlikte geliştirmektir. Bu nedenle kadın, yerel yönetim seçimlerinde böylesine yüksek bir iddiayla ortaya çıkıyor. Yoksa klasik biçimiyle diğer partilerdeki gibi “100 erkek, 3 kadın olsun, biz bu işi böyle götürelim’ biçiminde yaklaşmıyoruz. Bizimkisi tümden kadın kurtuluşuyla toplumsal kurtuluş çizgisinin iç içe geçen bir mücadelenin toplumla birlikte paylaşılmasıdır. Bu amaçla biz kadın belediyeciliğine anlam veriyoruz” diye kaydetti.


Eşbaşkanlık sistemi 8 yıllık mücadelenin sonucu
Kadın belediyeciliğinin Türkiye, Ortadoğu ve dünya genelinde örnek alınan, aynı zamanda çalışmalarının örnek model olarak gösterildiğine dikkat çeken Fatma Kaşan, şunları belirtti: “Türkiye’de kadın belediyeciliği konusunda ciddi bir farkındalık yaratıldı. Bu diğer partilerin de son derece dikkatini çekti. Öyle ki bu konuda rol kapmaya çalışan bir noktadadır. Bu, Türkiye demokrasisi açısından önemli. Bizim kadın belediyelerimiz neyi geliştirdiyse, bunlar Türkiye’de geliştirilmeye değer modeller olarak görüldü. Örnek olarak Kadın Danışmanlık Merkezleri’nin Kürdistan’da yoğun bir biçimde açılması, kadın sorunlarıyla ilgilenmesi, gittikçe Türkiye genelinde teşvik edici politikalara neden oldu. Doğrudan bir katılımcılık sağlandı. Siyaset demokratikleştirildi. Türkiye siyaseti açısından öncülük yaptı. Artık diğer siyasi partiler eşbaşkanlık sisteminden bahsediyor. 8 yıl önce kimse bize inanmadı, sadece kadınlar kendilerine inandılar. Kürt kadınları bu konuda ısrarcı oldu. Bunu bütün alanlarda kurumlardan tutalım siyasi partilere kadar hayatın her alanında uyguladılar. Bu şimdi Türkiye’de bir hak olarak ortaya çıktı. Bu kazanım 8 yıllık bir mücadelenin sonucudur.”
Son olarak Amed ve Colemêrg’de kadın belediyeciliğini esas alacaklarını belirten Kaşan, şunları söyledi: “Amed, Sakine Cansız direnişçiliğinin yaşam bulduğu bir kenttir. Sakine şahsında E Tipi Cezaevi’nde kadın direnişi bitirilmek istendi ama Sakine, Amed’in bu zindanlarında bütün Kürtler adına direnişi yükseltti. Biz de kadın arkadaşlarımızın demokratik mücadele anlayışıyla bu şehri sahipleneceğini düşünüyoruz. Hakkari’nin ise mücadeleciliği konusunda öz kültürünü ve yaşam tarzını asimilasyona karşı korumuş olması, burayı kadın hareketi açısından önemli bir yer kılmıştır. Ana dille yaşamı sürdürme ve sosyal yaşamda Kürt kadınına yönelik değerleri koruyan bir yerdir” dedi.


PERİHAN KAYA/SARYA GÖZÜOÐLU/JINHA/AMED