Partilerine yönelik siyasi operasyonlara karşı iki koldan bölge gezisine hazırlandıklarını belirten BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, „Zaferin arifesindeyiz“ diyerek, tüm partililere örgütleme seferberliği çağrısı yaptı. Öcalan ile görüşme taleplerine yanıt verilmediğini ifade eden Demirtaş, „Öcalan’a özgürlük“ şiarıyla 9 Ekim’de alanlara çıkma çağrısı yaptı. Demirtaş, „Gemlik yürüyüşü“ tartışmalarının ise sürdüğünü belirtti.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu Kürt siyasetçilere yönelik „KCK“ adı altında düzenlenen siyasi operasyonları, Abdullah Öcalan’a yönelik görüş yasağı ve BDP’nin Meclis boykotu gibi gelişmeleri DİHA’ya değerlendirdi. Yetkili kurullarıyla biraraya geldikletini belirten Demirtaş, askeri ve siyasi operasyonlara karşı halk ile birlikte tutum içine girmeyi planladıklarını söyledi. Yaşanan gelişmeler karşısında ortaya konulan tepkinin yeteri düzeyde olmadığını belirten Demirtaş, „Örgütsel dağınıklığımızdan ve örgütsel eksikliğimizden kaynaklı olarak belki yeterli düzeyde halk tepkisini ortaya çıkaramadık. Fakat hem gerçekleşen kongremiz, kongre sonrası örgütleme komisyonun kendisini yenilemesiyle birlikte il, ilçe kongrelerinin hazırlığıyla birlikte, artık biz BDP olarak alanlarda olmaya başlayacağız“ dedi.

İki koldan bölge gezisi

Halkla buluşmak ve süreç karşısında güçlü bir refleks göstermek için iki koldan bölge gezisi yapacaklarını aktaran Demirtaş, „DTK ve BDP Eşbaşkanları olarak il ve ilçelerimizi ziyaret edeceğiz. Orada halkla buluşma toplantıları, mitingleri gerçekleştireceğiz. Bir bütün olarak aslında bulunduğumuz her platformu, her ortamı direniş ortamına dönüştürmek için hazırlıklarımızı ve tartışmalarımızı sürdürüyoruz“ dedi. Demirtaş, „BDP olarak belki bu siyasi, askeri operasyonları durdurmayabiliriz. Ama herkes bilmeli ki, bu operasyonlar BDP’yi bitirmiyor, bitirmeyecek de. Bu operasyonları yapanlar operasyonların altında kalıyorlar. Biz tutuklandıkça onlar bitiyorlar, halkımız bundan emin olsun“ diye konuştu.

Katliamlardan bile kaçınmaz

Bütün parti kadrolarına, çalışanlara, sempatizanlarına ve halka örgütlenme seferberliği çağrısı yapan Demirtaş, „Tutuklanan her arkadaşımızın yerine 10 arkadaşımız görev almalıdır. Görev yerleri boş kalmamalıdır. Amaç demokratik alanda konumlanmış bütün siyasetçileri iradesiz kılmaktır. Halkı korkutmaktır, ürkütmektir. Halkımız bugünlere kolay gelmedi. Çok büyük bedeller ödedi“ diye konuştu. „AKP geçmiş dönemde yapılanlara özendiği için aslında elinden gelse büyük katliamlar, köy yakmalar, faili meçhuller de gerçekleştirecek“ diyen Demirtaş, „Ama siyasi konjonktür buna izin vermiyor. Ancak tutuklayarak şuanda baskı sürecini devam ettiriyor. Yediden yetmişe savcıyla, mahkemeyle, polisle, muhatap olmayan yurtsever Kürt kalmadı. Bundan sonra da devam edebilir, yani devletin bunu yapmaya gücü var, polisi var, savcısı var. Ama bunu yapacak hiçbir meşruiyeti yoktur“ diye belirtti.
Yargılamaların, özel yetkili mahkemelerin bu haliyle halk nezdinde meşruiyetini yitirdiğini ifade eden Demirtaş, „Tümüyle bir halkı zindana tıkma anlayışıdır. Gerçekleştirebilseler her gün 100’lerce, 1000’lerce insanımızı almaya hazırlar. Böyle bir siyasi anlayışları, çizgileri var. Fakat devletin ve hükümetlerin çok kullandığı bir tabir var, son çırpınışlarıdır, bunlar AKP’nin son çırpınışlarıdır“ dedi. „AKP artık Kürt hareketi karşısında ideolojik olarak yenilmiştir“ diyen Demirtaş, „Kazanacağı hiç bir alan/mevzi kalmamıştır. Tümüyle bütün çirkin yüzü teşhir olmuştur. Bu panikle telaşla gücünün yettiği her yere saldırma gayreti içerisindedir. Sınır ötesi hava operasyonlarından sonuç almadı. Buradan sonuç elde edemeyince BDP’li siyasetçilere yönelerek, kendi kamuoyuna milliyetçi, ırkçı kamuoyuna karşı gaz alma operasyonu da sürdürüyor“ değerlendirmesi yaptı.

‘Zaferin arifesindeyiz’
AKP’nin BDP’lileri tutuklayarak PKK’ye şantaj yapmaya çalıştığını dile getiren Demirtaş, „Yani ‘sen eylem yaparsan ben de BDP’lileri tutuklarım’ demeye getiriyor. ‘Bizi tutuklamayın, aman aman yapmayın, etmeyin’ demeyeceğiz. Elinizden geliyorsa her gün binlercesini tutuklayın, tutuklamazsanız namertsiniz. Bütün gücünüzü kullanın. Tutuklanan her arkadaşımız başınıza bela olacaktır. Bizler de dahil hepimizi içeriye alabilirsiniz. Ama sadece size bela olacağız. Bu tutuklamalar AKP’ye huzur getirmeyecektir. ‘Biz BDP’yi tutuklarız, BDP’yi siyaseten çökertiriz, bunun üzerinden de Kürtleri teslim alırız’ diyenlere 1980’den bu yana Kürt halkının gösterdiği görkemli mücadeleyi bir kez daha hatırlatıyoruz. Zaferin arifesindeyiz, halkımızın içi rahat olsun asla ve asla geri adım atmayacağız. Halkımızla birlikte bu direnişi sürdürmeye devam edeceğiz“ dedi.

Uluslararası kamuoyuna taşınıyor
Kürt siyasetçilere yönelik tutuklamaları uluslararası kamuoyuna da taşıdıklarını ifade eden Demirtaş, şunları söyledi: „Dış İlişkiler Komisyonu’muz bu konuda zaten sürekli çalışmasını sürdürüyor. Özellikle Avrupa Birliği üyesi büyükelçilerle aylık periyodik bilgilendirmeler, toplantılar gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu ay içerisinde kapsamlı bir toplantı gerçekleştirip gelişmeleri bir kez daha onlarla paylaşacağız. Brüksel büromuz üzerinden de özellikle Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi’nde diplomatik çalışmalar, lobi çalışmalarımız, hazırlıklarımız sürüyor. Başbakan içeride yarattığı zulmü örtmek için de özellikle Kıbrıs, Filistin, Libya, Mısır, Suriye meselelerini öne çıkarmaya gayret ediyor. İçeride sanki hiç sorun yokmuş, içeride tek sorun PKK eylemleriymiş gibi konuyu çarpıtmaya çalışıyor ve kendi zulmünü örtmeye çalışıyor. Bütün dünya olup bitenden haberdar ve herkes başbakana ‘önce kendi evinin önünü süpür’ diye uyarıda bulunuyor. Fakat dış kamuoyunun da özellikle bütün bu olup bitenlere karşı sessiz kalarak onaylama tavrı içerisinde olduklarını da görmek lazım.“

Talebi yanıtsız bırakıldı
KCK Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi de değerlendiren Demirtaş, Öcalan ile görüşme taleplerine ilişkin şuana kadar olumlu ya da olumsuz bir yanıt alamadıklarını belirterek, „Sayın Öcalan üzerinden yürütülen siyaset acizliğin göstergesidir. Yani bir devlet eğer kendi hukukuyla bağladığı ve kendine ait bir cezaevindeki hükümlüye, 10 metrelik bir çukur içine koyduğu halk önderine bu kadar siyasi şantaj yaparak yaklaşıyorsa, bu onun çaresizliğini gösterir. Eli kolu bağlı bir insan, düşünceleri dışında kendini savunabileceği bir şey de yok. Öz gücü olarak da halkından başka öz gücü yok, halkından başka arkasında kimse yok. Şimdi böyle bir insana karşı üstelik de yıllarca görüşüp, diyalog kurup, protokol aşamasına gelmiş bir insana karşı tecrit uyguluyorsanız, bu ahlaksızlıktır“ dedi.
Kürtlerin Öcalan konusunda çok hassas olduğunu dile getiren Demirtaş, şunu ifade etti: „AKP Kürt siyasetinin karşısında sıkıştığı her dönemde bu hassasiyeti kaşıyor. Bu hassasiyet üzerinde bir tehdit mesajı verme içerisine giriyor. Fakat Kürtler bu tehdide bugüne kadar boyun eğmediler. Sayın Öcalan’a halkın nasıl sahip çıktığını AKP en iyi bilen siyasi harekettir. Bugüne kadar nasıl sahip çıktıysa halk, bugün de o şekilde sahip çıkmaya devam ediyor. Ve bu tecridi halkın sahiplenmesi kıracaktır. Başbakan gerçekten ‘bu savaş bitsin’ istiyorsa değiştireceği ilk politika İmralı politikasıdır. Parametre, turnusol kağıdı orasıdır. İmralı‘ya yaklaşım Kürt sorununa yaklaşımdır.“
Öcalan’ın Suriye’den çıkışının yıldönümü olan 9 Ekim’de Kürtlerin her yerde Öcalan’ın özgürlüğü için meydanlara çıkması gerektiğini belirten Demirtaş, „Kürtler bence hazırlıklarını şimdiden yapmalıdır. Her yerde Öcalan’ın özgürlüğü çerçevesinde boşa çıkmış bir komplonun artık Öcalan’ın özgürlüğüne dönüşmesi çerçevesinde meydanlarda, alanlarda görkemli sahiplenmeler gerçekleştirilmelidir. Çünkü orada ilerleme olmadığı müddetçe bu sorun çözülmeyecektir. ‘Öcalan’a özgürlük’ şiarıyla 9 Ekim’de alanlarda, meydanlarda olunmalıdır“ dedi.


SERTAÇ KAYAR - DİHA/AMED