Emeğin sömürüsü ve emek hırsızlığı beklide insanca yaşama arzusuna vurulan ilk darbedir. Küresel sermayenin çalıp çırptığı insan emeği üzerinde, büyüyen endüstriyalizm insanlığın inkârını bağrında taşımaktadır. Sermayedar güçlerin hırsızlığı ekonominin inkârı yanında kadın ve toplumun da yaşam hakkının elinden alınmasıdır. Bu gerçek bütün halkların ve değer savunucularının en büyük mücadele gerekçesidir. 


AKP-KDP ittifakı

Tam da bu kadar acımasız gerçek ile mücadele edilirken Rojava’da uygulanan ambargo bu kirli ittifakların amacını özetler. Her günü savaş içinde olan, yerinden yurdundan olmuş, binlerce Êzidi, Arap, Asuri ve diğer halklara da kucak açmış olan Rojava, şimdi herkese insanlık dersi vermektedir. Rojava’ya uygulanan ambargo aslında sadece Rojava Kürtlerine değil, Rojava şahsında bütün Ortadoğu halklarına uygulanmaktadır. Zira Rojava bir halklar mozaiğidir. Ve Rojava’da bugün yaratılan demokratik özerk yönetim bütün bu yönelim ve ambargoya rağmen onurlu bir direnişin öncülüğünü yapmaktadır. KDP ve AKP işbirliği aracılığıyla Sêmalka kapısında sadece ambargo uygulanmıyor, eşine az rastlanır bir toplumsal yozlaşma da dayatılıyor. Örnek; halkın en ciddi sıkıntısı olan ve Rojava’da üretimi olmayan şekerin geçişine izin vermeyen KDP-AKP her gün kamyonlarla içki geçirmeye çalışmaktadır. Savaş içinde olan ve sağlık malzemesine her şeyden çok ihtiyaç duyan Rojava’ya sağlık malzemesinin geçirilmesine izin verilmez ama uyuşturucu geçirmeye çalışılır. Bu iki örnek bu kirli ittifakın boyutlarını azda olsa göstermektedir. 

Rojava halkının açlıktan ölse bile teslim alınamayacağını bile bile uygulanan bu çirkin ambargo politikası, yaratılan değerlerin teslim alınmasına dönük bir AKP-KDP projesidir. Şehit kanları ile sulanmış bu topraklarda şehitlerin emeği üzerinden pazarlık yapılmak ve emeksizce değerlere ortak olmak isteyen KDP’nin akıl hocası AKP dir. 

Bu ambargo çok zorlayıcı bir noktaya gelmiş olsa da halkta bilinçli bir direniş kültürü olduğundan onur ve gururuna yediremediği şeylere tenezzül etmemekte, şimdi bütün Ortadoğu’nun kaderini değiştirecek olan Rojava direnişinde her anlamda yerini almaktadır. Rojava halkı ilk başta İŞİD gibi cani bir yapılanmayla sınandı ve kazandı şimdi de ambargoyla sınanıyor. Bu kirli ittifakların uyguladığı ambargo, halkı özgür, özerk ve kendi kendini yöneten bir konumdan caydırmayacağı gibi, Rojava’nın bütün kantonlarını birleştirme ve ekonomisini kendisi idare edecek konumdan da vazgeçiremez. Bunun derin bilincinde olan Rojavalı kadınlar kendi çabalarıyla ambargonun olumsuz etkilerini bertaraf etmeye çalışmaktadır. Bu anlamda şu an Rojava’da her şeyin başı eğitim ve bilinçlenme diyen kadınlar, Ekonomi Akademisinde gerçek ekonomi nedir sorusuna cevap bulmak için eğitim görürler. Bu eğitimler ekonominin ideolojik faktörlerinde netleşip aktörleşmek için görülür. Rojavalı kadınlar, ekonomi konusunda eğitimlerde zihinsel olarak, netleşip pratik faaliyete geçiyorlar. 

Ekonomi alanında projelerin gerçekleşme zemini ne kadar vardır sorusuna Rojava’yı örnek göstererek cevaplar vermeye çalışırsak daha yerinde olacaktır.


Rojava’da ekonomi çalışmaları

Rojava’da şu an bin den fazla kadın erkek yasalarından bağımsız bir şekilde, ekonomi çalışması yürütmektedir. Ve bu kadınlar ziraat kooperatifinde baharat, sebze tahıl üretiminde büyük roller oynayıp ekonominin toplumsal nabzını tutmayı başarmaktadır. Bunun yanısıra süt ürünlerinin işlendiği kooperatiflerde bulunmaktadır. Ayrıca kadınlar fırın, tatlı, kafeterya, elbise ve aksesuar dükkanları da işletmektedir. Bu çalışmaların dışında atölye çalışmaları da yürüten kadınlar 6 ayrı yerde tekstil atölyesini de işletmektedir. Bir de kadınlar dört binden fazla zeytin ağacının ürünlerini işletme gibi bir işi de üstlenip bu çalışmalarını genişletmeyi planlamaktadır.

Rojava’da kadınlar bağımsız bir şekilde yürüttükleri ekonomi çalışmalarını daha da geliştirmek adına ilerde bir kadın ekonomi merkezi kurmayı, komün kooperatifleri kurmayı da planlarına dahil etmiş bulunmaktadır. Özgün kadın ekonomisini dünyada yaygınlaştırmada iddialıdır Rojavalı kadınlar, özgün zeminlerinin yanısıra genel yürütülen ekonomi çalışmalarında da yer alıp ekonominin gerçek özüne kavuşması için büyük çabalar harcamaktadırlar. 

Hakkını aramak, iyi, doğru ve güzel yaşamın arayışında olmak hakikatle bağını koparmak istemeyen insanlığın özüdür. Biliyoruz ki yaşamın anlamı tarım - çiftçi toplumların ve kadınların elinde şekillenmektedir. Esas ekonominin kutsallaşması manevi kültürün yansıdığı toplumsallıkta yatmaktadır. Kadın toplumun kutsallığını yaratan güç olarak tarihten bugüne en çok sömürülen, emeği inkâr edilen varlık olmaktadır. Adeta yaşam doğurucu bir kutsallık çalınmış ve insanlık manevi değerlerinden mahrum bırakılmıştır. Bugün en çok kadın sömürülen ulus olma gerçeğini yaşıyor ama geleceği inşa edecek, toplumu eski kutsallığıyla buluşturacak bir özgürlük mücadelesi de veriliyor.

Evrensel değer dediğimiz ahlakın en öncelikli koşulu özgürlüğüne, emeğine ve onuruna sahip çıkmak ve büyük mücadeleleri göze almaktır. Haydut devletler, küresel çetecilik yapan tekeller insan emeğini sömürerek yaşamaktadır, bu halklara ve ekonominin gerçek sahiplerine yapılan en büyük hakarettir. Bu konuma getirilmek, insanlık adına yaşadığımız en büyük trajedidir. Bu anlamda kapitalizm dışında bir yaşam yaratmak en kutsal iştir. Hakikatin ekonomizme mâhkum olmadığı, kadınların bugün onlarca projesiyle emeğin insanca yaşamak için harcandığını göreceğimiz zamanlarda yaşıyoruz. 


Hakkını aramak özgürlük işidir

Toplumsal emeğin, değerin gaspını haksızlık olarak tanımlarız, hakkını aramak ise bir özgürlük işidir. İş ve özgürlüğün özleşmediği bir yaşam sömürüye açık bir yaşamdır. Bu yüzden kendi ellerimizle ve emeğimizle yeni yaşam alanları açmanın zamanın gelmiştir. Kapitalist moderniteye karşı, demokratik modernite görevleri bizi yaratılmak istenen yaşama taşıyacak zenginliktedir ve insanca yaşamanın eylemleriyle doludur. Bu bizim hakikat savaşçısı olma ve haksızlıkların hesabını sorma görevimizdir. İnsanlık değerlerine ve tanrıça kültürüne olan bağlılığımızın gereği olarak, özgürlük değerlerini yükseltmek ve komünal bir ekonomiyi inşa etmekte biz kadınların görevidir. Kadınlar savaşın bütün zorluklarına katlandı, bu açıdan barışı en çok hak eden de kadınlardır. 


Medya Doz