Tayyip Erdoğan hafta sonunda Amed’e bir “çıkarma” yapacakmış…

Yanında 10 Bakan ve Milletvekili, bir de bunlara ilave olarak Barzani bulunacakmış…
“Başbakan düşman topraklarına mı ayak basıyor ki, sen buna ‘çıkarma’ diyorsun” diye bana kızmayın. Laf bana ait değil.
Türk Başbakanının Kürt topraklarına “çıkarma” yapacağını ben söylemem. Neden söyleyeyim? Yarın bir “Türkiye Kürdistan’ı bölgesel yönetimi” kurulduğu zaman bile, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, aynı zamanda “Türkiye Kürdistan’ı Bölgesel Yönetiminin” de Başbakanı olacak.
Yani Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, yarın “Türkiye Kürdistan’ı Bölgesel Yönetimi” başkenti Amed’i zayeret ettiğinde de bu ziyaret kesinlikle bir “çıkarma” olarak “aşağılanmayacak”. Denecek ki, Başbakandır, Türkiye Kürdistan’ı Bölgesel Yönetiminin de Başbakanıdır, hoş gelmiş safa getirmiş…
Lafı uzattım. Çünkü Başbakan, “Diyarbakır’a çıkarma yapacak” dediğimi kimsenin düşünmesini istemem. Bu yalnız “ayıp” olmaz, aynı zamanda “düşmanlaştırma” olur… Akla meşhur “Barış Harekatını” getirir. “Başbakan çözüm çıkarması yapacak” denince böyle olur. Bu iş “Kıbrıs çıkarmasına”, yani “işgaline” ve “ilhakına” çağrışım yaptırır.
O nedenle, Kürt sorununda barışçı çözüm isteyen bir insan olarak, ben şahsen, asla “Başbakan Amed’e çıkarma yapacak” diye ortalığı telaşa vermem…
Ben vermem ama, Başbakan’ın Danışmanı, inadına mı yapıyor, Kürt halkının sinir uçlarıyla oyun mu oynuyor bilmem, tam da böyle konuşuyor. Dünkü yazısında kelimesi kelimesine şöyle dedi:
“Başbakan 10 kadar bakan ve milletvekiliyle hafta sonunda Diyarbaakır’a adeta bir çıkarma yapacak…”
Danışman bilinç altında yatanı açığa böyle vuruyor; Diyarbakır’ı “fethedilecek” bir hedef gibi görmek, “fütuhatçı Osmanlılığın” dışa vurumundan başka bir şey değil.
Kürdistan’a karşı bu “fütuhatçı” zihniyet öylesine derindir ki, fırsat bulsa, “Irak Kürdistan’ı Bölgesel Yönetimini” de tarihten silmeye çalışır. AKP’nin akıl köşelerinde, böyle bir niyet var mıdır?  
Vardır. Bölglesel konjonktür değişse, AKP’nin yönettiği devlet, “Kürdistan bölgesel yönetimini” bir kaşık suda boğar.
Bunun iki kanıtı var:
Birincisi, AKP Hükümetinin Kuzey Kürdistan’a statü tanımamak için yaptıklarına, kendi sınırları dışındaki Batı Kürdistan’a karşı El Kaide çeteleriyle yürüttüğü savaşın eklenmesidir. Rojava’da “Suriye Kürdistan’ı Bölgesel Yönetimi”nin kurulmaması için kanlı bir savaşı kışkırtan AKP Hükümetinin “Irak Kürdistan’ı bölgesel yönetimini” ilk fırsatta tarihten silme hevesiyle yanıp tutuştuğunu iddia etmek, hiç de abartma olmaz.
İkinci kanıt ise şudur: AKP şu ana kadar, Irak Anayasası ve uluslararası hukuk tarafından tanınan ve “Irak Kürdistan’ı Bölgesel Yönetimi” diye resmileştirilen hukuki statüyü tanımamıştır. Bu statüyü resmen tanımamak için, “güney Kürdistan’a” hala “Kuzey Irak” demekte ve “Kürdistan bölge yönetimi” kavramı yerine “Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi” sıfatını yakıştırmaktadır. Başbakan’ın Danışmanı da dünkü yazısında tastamam şöyle demiştir:
“Diyarbakır gezisinin sürprizi ise Kuzey Irak Bölglesel Yönetim Başkanı Mesud Barzani’nin de bu ziyarete eşlik edecek olması ve başbakanla görüşmenin bu şehirde gerçekleşecek olması….”
Şimdi soralım: Başbakan’ın “doğal olması” gereken bir “gezisini”, “Diyarbakır çıkarması” diye tanımlayan ve Amed’e seçimlerde kendisine destek olsun diye “kullanmak” üzere çağırdığı Barzani’nin resmi, anayasal sıfatını tanımayan bir anlayışa sahip olan AKP’nin “çözüm” sürecindeki samimiyetine kim inanınır?
Ve Barzani bu “çıkarmaya” alet olmayı ve resmi, anayasal sıfatının ayaklar altına alınmasını Güney Kürtleri adına nasıl hazmeder?
Barzani kendi sıfatının arkasında durmasa da, Amed halkı, AKP’ye, “Güneyde” bir “Kürdistan bölge yönetimi” olduğu gerçeğini er ya da geç kabul ettirir…