Amed’in Sur ilçesinde bir haftadır yıkım devam ediyor. On günü aşkın bir süredir de elektrik ve sular kesilmiş durumda. 8-10 yaşlarında çocuklar kendilerinden büyük el arabalarıyla evlerine su taşımaya çalışıyor. Gözleri öfke dolu, yüzlerinde derin acının izlerini taşıyan yaşlı kadınlar, elleri önden birleştirilmiş halde de kepçelerin evlerini yıkışını izliyor. Devlete ‘evlerimizi terk etmeyeceğiz’ sözlerindeki öfke yanında, ‘bizi yalnız bırakmayın’ sözleri de sitem yüklü. Belli ki kendilerini yalnız hissediyorlar. Devlete karşı boyun eğmemekle birlikte, dayanışma beklentileri de var. Sur’un kentsel dönüşüm adına işgal edildiğinin farkında Surlular. Yine bu işgalin sadece Sur’la sınırlı kalmayacağını da gönül gözüyle görüyorlar...
Haksız da değiller tabii. AKP devletinin Kuzey Kürdistan’da yeniden bir işgal hareketi başlattığı, Kürdistan’ın değişik kentlerinde, ilçelerinde ya kentsel dönüşüm, ya operasyon adı altında ya da fuhuş, uyuşturucu, çeteleştirme adına demografyayı değiştirmeye çalıştığı, toplumsal dokuları parçalamayı hedeflediği sır değil. Bunun karşısında ciddi bir direniş gösterildiği de ayan beyan ortada.
Bunun en iyi örneklerinden biri Sur tabii ki... 2015 Aralık ayında başlayan ve aylarca kuşatmada kalan, tarihin gelmiş, geçmiş en büyük savaşına tanıklık etti Sur halkı. Devletin tankla topla yıktığı sokaklarında kalmaya devam etti... Yirmi kişi aynı evde kalmayı göze aldı da iki yıldır TOKİ’lerde kalmayı kabul etmedi.
Bu saldırılarından sonuç almayan AKP devleti, kentsel dönüşümle toplumun dokularını parçalamayı hedefliyor. Halkın direncini su ve elektrik gibi çok zaruri yaşam ihtiyaçlarını keserek göçe zorluyor. Ramazan ayında susuz kalan Surlular şimdi sorguluyor; “bunlar bizim din kardeşimiz değil" diyor. Değil değil... Kardeşlik dinle olsaydı, Avrupa’da on yıllarca din savaşları olmazdı... Şimdi Ortadoğu yakılıp yıkılmaz, savaşın ateşiyle kavrulmazdı. Surlular bunun farkında... Kardeşlik sadece karındaşlıkta da değil, ahlaki, vicdani, insani bir değerdir. Bu değerin farkında olanlar var. İşte bu farkındalıkla Sur’un Yıkımına Hayır Platformu kuruldu. Platform çalışmalarına da başladı. Bu önemli adımın yalnız kalmaması çok önemli.
Sur, sadece Sur değildir. Sur aynı zamanda Amed’dir. Amed’in tarihi kökleridir, kültürüdür, ahlakıdır, toplumsal değeridir. Binlerce yıllık kentin çok dilli, çok dinli, çok kimlikli yaşamıdır. Derler ki Amed Surları, Amed’in sırlarını taşır. Kırklar Meclisinin, Kırklar Dağı’nın eteğindeki Qaws Köşkünde bir araya gelip kentin sorunlarını tartışarak çözüm bulma çabasının, Yedi Kardeş’in Amed’i kurtarmak için kendilerini nasıl feda ettiklerinin sırrını bilir. Ben u Sen’in, Suzan Suzî’nin, Keçi Burcu’nun da sırrını taşır. Ev sahipliği ettiği 26 medeniyetin sırrına vakıf, Amed halkının direngenliğine tanıktır. Binlerce yıldır yüzlerce işgale, saldırıya maruz kalmış, ama ayakta kalmayı, kendini korumayı bilirmiş Amed Surları.
Amed zindanının direnişine şahitlik etmiş, Zekiye Alkan’ın yaktığı ateşle bilenmiş. Aylarca Sur sokaklarında binlerce askere, tanka, topa karşı genç kadınların ve erkeklerin nasıl direndiğini görmüş Amed’in Surları. Dolayısıyla AKP devletinin Sur’u yıkma politikalarına karşı durmak sadece Surluların değil, başta Amed’in ve Kürdistan halkının da çabasını gerektirir.
Sur’un yıkılışı durdurulabilir. Yeter ki Surların sırrına vakıf olunsun...
* Amed'de Kırklar Meclisi ve Yedi Kardeş burcu için anlatılan efsaneler...