
Diyarbakır Mülteci Çocukları (Flüchtlingskinder Diyarbakır e.V.) adlı dernek, 90’lı yıllarda köyleri yakılıp, yıkılan ve bu yüzden Amed kent merkezine göç etmek zorunda kalan Kürt ailelerin çocuklarının okul masraflarını karşılıyor. Dernek, ayrıca onların sosyla ve kültürel aktivitelerde yer almasını sağlıyor.
2004’te kurulan dernek çok sayıda sivil toplum örgütü ile birlikte çalışıyor. Biz de Almanya’da üye ve yöneticilerinin olduğu derneğin etkinliklerini, şu anda yürüttükleri çalışmaları dernek yöneticisi Rudolf Bürgel’e sorduk.
Derneğinizin adı “Flüchtlingskinder Diyarbakır e.V. (FLKD)”, neden Diyarbakır’daki çocuklar?
Çocuklar bizim geleceğimiz. Diyarbakır’daki yoksulluğa herkesin yardımcı olması gerekiyor. Onun için bizler 2004 yılında Almanya’nın Karlsruhe kentinde “Flüchtlingskinder Diyarbakır e.V.” (Diyarbakır Mülteci Çocukları) adında bir dernek kurduk. Çalışmalarımızı bu dernek altında yürütmeye başladık. Yaptığımız bu çalışmalarla Kürt mülteci aile çocuklarının, gençlerinin okullara gitmelerine yardım edip, kültürel ve sosyal etkinliklerde yer almalarını sağlamaya çalışıyoruz. Derneğimiz bu yardımlarıyla yoksulluktan olumsuz etkilenmeye karşı mücadele etmeyi hedefliyor. Diyarbakır’daki bu proje çerçevesinde de şu anda 500 çocuk ve genç eğitim alıyor. Bu çocuk ve gençlerin üçte ikisi kız. Eğitim yardımı, gençlerin üniversiteyi bitirmesine kadar devam ediyor ki, şimdiye kadar mezun olan bir çok genç var.
Dernek olarak Diyarbakır’da birçok kurumlarla birlikte çalışıyorsunuz. En fazla hangi sivil toplum örgütleriyle (STÖ) ilişkilisiniz?
Bu kurumlardan biri Eğitim Sen. Bu kurumla birlikte Diyarbakır’da 40 çocuk ile projemizi başlattık. Bu çocuklar 1990’lı yıllarda köyleri yakılıp, yıkılan ve bu yüzden Diyarbakır’a göç etmek zorunda kalan Kürt ailelerin çocuklarıydı. 2004 yılında başlattığımız bu projemiz, 2009 yılında Sarmaşık ile özdeşleştirdik. Eğitim Sen ve Göç-Der’deki öğretmenler Sarmaşık’ın bu eğitim projesini ücretsiz olarak desteklediler. Yani okul ödevleri yardımlarını ücretsiz olarak yaptılar. Anadil eğitimi ve okul ile öğrenci arasındaki ve ebeveynlerle ilişkiyi Eğitim Sen yürütüyor. Eğitim Sen şu anda Suriye ve Irak’tan Türkiye’ye gelen, geçici yaşam kamplarında yer alan mülteci çocuklarının da eğitimini sağlıyor.
FLKD olarak sizin Sarmaşık Derneği ile yoğun çalışmalarınıza tanık olduk. Bize bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
Diyarbakır’daki 30’dan fazla olan sivil toplum platformlarından biri de Şarmaşık’tır. Yaklaşık 100’ün üzerinde çocuğa meslek ve eğitim imkanlarını sunuyor. 250’den fazla aile, Sarmaşık’ın ‘Sarmaşık Gıda Bankası’ndan verilen temel gıda, besin yardımı ile geçimini sağlıyor. Onun için Sarmaşık ile çalışmalarımıza çok önem ve değer veriyoruz.
Bir de birlikte çalıştığınız, birlikte projeler geliştirdiğiniz ‘Göç Vakfı’ var...
Bu vakıf 2010 yılından beri Diyarbakır’da çalışmalar yürütüyor. 120 çocuk ve genç bu çalışma çerçevesinde eğitim yardımı alıyor. Bu çocuklardan 20’si bizim derneğimizin, 100’ü de Hollanda’daki STÖ’leri tarafından eğitim desteği alıyor. Bunun yanı sıra bu vakfın aracılığı ile 3002 çocuk, genel kültür ve sosyal programlarda yer alıyor. Bu her iki sivil toplum kuruluşu, yoksul olan mülteci aile çocuklarıyla yardımda bulunuyor. Bu proje çerçevesinde yüzlerce çocuk ve gence eğitim yardımı sağlanıyor.
Sayın Bürgel, bu kurum ve kişilerle çalışırken neler hedefliyorsunuz.
Hedefimiz, bütün çocuk ve gençlere meslek eğitimilerini veya üniversiteden mezun olana kadar, maddi ve manevi destek verebilmek. Bireysel kişiliğinin gelişmesine katkı sunmak. Çünkü, sokakta yaşamayı önlemek, o çocuklara okuma hakkını ve imkanını sağlamak lazım. Bunun yanı sıra en önemli sorunlardan biri olan, yoksulluktan kaynaklı olarak çalışan çocuk işçilliğini engellemek, önlemek.
1990’lı yıllarda Türk ordusunun, Kürt köylerini yakıp yıkması sonucu, 3 milyondan fazla Kürt yerinden yurdundan olmuş. Bu yüzden Diyarbakır kısa sürede milyonların şehri olup, metropolleşti. Şu anda 2 milyon civarında insan Diyarbakır’da yaşıyor. Çoğu aile çaresizlikler içinde kaldı. Bu çaresiz mağdur ailelere devletin hiç bir yardımı olmadı. Belediyeler bu yoksul ve işsiz insanlara yardım etmek için büyük bir çalışma yürütüyor. Bu insanlara kalacak yer sağlamak, ücretsiz çamaşır yıkama salonları, ücretsiz doktor, sağlık hizmeti sağlamaya çalışıyor. Tarım işlerinden gelen erkekler kısmen de olsa, sezon işçisi olarak iş buluyor. Ama Diyarbakır’da kadınların çalışma, köylerindeki gibi herhangi bir şekilde üretim yapma imkanı ya hiç yok; veya çok kısıtlı. Hala kendi köylerine dönme imkanları yok. Çünkü, Türk devlet yetkilileri buna izin vermiyor. Böylelikle var olan yoksulluk sınırı gittikçe büyüyerek, katılaşıyor.
Çocuk işçiliği gözlemleriniz ve çalışma odaklarınız arasında. Bu konuda nasıl çalışmalarınız var?
Yukarda bahsettiğimiz tüm bu kötü şart ve imkansızlıklar en çok çocukları etkiliyor. Yoksul olan ailelerin geçimi için çoğunlukla ayakkabı boyacılığı, sokakta satıcılık veya tarlalarda sezon işçisi olarak çocuklar çalışıyorlar. Özellikle çocuklar dükkan, tamirhane ve lokanta gibi işyerlerinde karın tokluğuna çalıştırılıyorlar. Okula gitmek mecburi olmasına rağmen, çoğu çocuk ailelerinin yoksulluk ve işsizlikten dolayı okul masrafı ve elbisesi alamaması yüzünden okula gidemiyorlar. Bu durumdan en çok olumsuz etkilenenler ise kız çocukları. Kız çocukların eğitimi genellikle gereksiz görülüyor. Çok sayıda çocuk ve gençler ailesiz ve sokaklarda yaşıyorlar. Bu sürece bir de DAİŞ terör örgütünün Irak ve Suriye saldırıları sonucu kaçmak zorunda kalan insanlar da ekleniyor. Kaçmak zorunda kalan bu mülteci çocuklarına yardım edebilmek için Diyarbakır’daki STÖ’leri çalışmalarımız daha da büyük bir önem kazanmaya başladı. Bizler verdiğimiz mücadelemizle savaş ve baskılardan dolayı gelecek nesillere insan onuru ve gururunu yitirmeden yaşamasını, eğitim almasını sağlamak istiyoruz.
GÜL GÜZEL/KARLSRUHE