Dağdayız. Fenerbahçe ve Amedspor’un Türkiye kupası için İstanbul’daki maçını izliyoruz. Gerilla ile birlikte Türk televizyonlarındaki haberleri, gerilla üzerine yapılan tartışmaları ve haberleri izlediğinizde yapılan yorumlardan çok şey öğrenirsiniz. Çünkü gerillalar, bazı detaylardan önemli sonuçlar çıkarır ve onu sizin için değerli bir bilgi haline getirirler.

Gerilla heyecanlı. Amedspor’u ilgiyle izliyor. Deniz Naki’nin yokluğunun önemli bir eksiklik olduğunu söylüyor. Maçı izlerken maçı sunan spikerin anlatımlarına dikkat çekiyor bir gerilla. Diyor ki “Türk medyasının Kürt düşmanlığı ve Türk ırkçılığı maçı sunan spikerin ses tonuna da sinmiş. Fenerbahçe gol atarken yaşadığı heyecana karşılık Amedspor gol atarken takındığı sessizlik ve üzüntü çok şeyi anlatıyor. Amedspor başka bir ülkenin başka bir halkın takımı. Hatta düşman ülkenin takımı gibi ele alınıyor.” O gerillanın dediği haklı. Türk devleti ve ordusunun, polisinin Silvan’da, Cizre’de Sur’da duvarlara yazdığı yazılar da Kürtlere yapılan düşmanlığın göstergesi. Amedspor’a yaklaşım da… Sokakta Kürtçe konuşan gençleri ihbar eden zihniyet de düşmanlık içeriyor. AKP’nin MHP’lileşerek Türkiye’de ırkçılığı ve Kürt düşmanlığını giderek geliştirmek istemesi spordan magazine, siyasetten askeri alana kadar her alana nüfuz ediyor. Ve bu çok tehlikeli bir toplumsal iklim yaratıyor. 

Bunun için popüler kültür alanı, spor ve diğer alanlarda insanların kendi kültür ve kimliklerini savunarak, sahiplenerek yol almaları da artık siyasal bir mücadele alanı haline geliyor. Çünkü AKP Kürt düşmanlığını artık sinsice yapmıyor. Açıktan ve her alanda yapıyor. Bu nedenle de Kürtler her alanda kendi temel kültür ve kimliklerini, kurumlarını çok daha sağlam bir duygu ile sahiplenmelidir. Çünkü Kürt siyasal hareketinin olgunlaşmış düşünsel ve ahlaki yapısı AKP’nin geliştirdiği ırkçılığı yenilgiye uğratacak ve karşıtını bile demokratikleştirecek bir karaktere sahiptir.

Gelelim Türk devleti, genelkurmayı ve medyasının gerilla haberleri ile ilgili özel savaş haberleri konusuna. Birçok askeri operasyon haberinde Türk genelkurmayının yaptığı açıklama ve yapılan operasyonun çapı ve sonuçları konusunda, bizzat o alanda olan gerillalar bire bir yaşadığı ve gördüğünü anlatırken, Türk genelkurmayı ve medyasının nasıl yalan haber yaydığını çok fazla gördüm, duydum ve bizzat tanık oldum. 

Göz göre göre yalan söyleyen Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu kendi tabanını rahatlatmak için özel bir mesai harcıyorlar. Çok deneyimli bir gerilla komutanının belirttiği gibi “kendilerini yalanla, hile ve savaş ile ayakta tutmaktan başka şansı olmayan bir AKP-Tayyip Erdoğan gerçeği var” ve dolayısıyla bunların her haberine büyük bir şüphe ile yaklaşmak gerekir. Gerçekten de öyle. Bazı durumlar var ve hemen unutturulmak isteniyor. 2015 yılında Türkçeleştirip Dağlıca-Sat dağları dedikleri Geliye Doskî-Çarçela-Oremar alanındaki çatışmalarda yaşananlar neydi?

En son somut olarak 2015 sonbaharı ve kış aylarına doğru Türk devletinin tanımlaması ile Sat dağları ve Dağlıca yani Oremar-Çarçela-Geliya Doskî alanında yaşanan savaş ile ilgili aldığım bilgiler oldukça ilginç. Dağlıca hattında yıllardır gerilla karşısında yenilgi yaşayan Türk devleti 2015 sonbaharında o hattı düşürmek için canını dişine takmış, binlerce askerle operasyon üzerine operasyon yapmış. Her gün onlarca kez “Türk savaş uçakları havalandı” dediğimiz uçakların çoğu eylül-ekim-kasım hatta aralık ayında o alana yoğunlaşmış. Askerler kendi karakol tepesinde hakimiyet kurmak için on binlerce askeri araziye salmışlar. Haftalarca aylarca çatışmalar yaşanmış. Hatta Sat dağlarına yani Çarçela’yı almayı da hedeflemişler. Ama bizzat oradaki gerilla komutanından ve bazı gerillalardan birebir bilgi aldım. Çok askerin öldüğünü söylediler. Askerlerin kendi karakollarının güvenlik tepesini almak için yüzlerce kayıp verdiğini, uçakların seri bombardımanı ile ilerlemek istediklerini ancak ilerleyemediklerini söylediler.

1 Kasım 2015 seçimleri için gerillanın ilan ettiği tek taraflı eylemsizlik durumunu da fırsata çevirmek isteyen Türk ordusu sözüm ona taarruza geçmek istemiş ama aldığı darbelerle yerinde kalmış. Yani siz bakmayın JİTEM; JÖP, PÖH, bordo bereli, SAT komandoları, f16’lar, kobralar, skorskylerle, tanklarla toplarla gürültü patırtı çıkarmalarına… Oremar alanında Türk ordusunun yediği darbenin haddi var hesabı yok… Coğrafya ve mevsim koşulları nedeniyle sağlıklı bilgi akışı olmayan o bölgeden, o döneme ilişkin aldığımız bilgiler Türk ordusunun yaşadığı büyük bir bozgunmuş. Türk ordusu korkudan cenazelerini ve yaralılarını günlerce arazide bırakmış. 

Yani sözün özü AKP’nin ve Türk devletinin özel savaş haberleri, psikolojik harp politikaları da artık batağa batmış. Battıkça çamurun rengini alanlar havuz medyasında cilalanıp topluma sunuluyor. Ama çamur işte, kuruyunca dökülüyor. Derler ya “güneş balçıklar sıvanmaz” birilerinin bunu AKP’nin çok kullanışlı aptallarına özellikle anlatması gerekiyor.