AKP hükümetinin politikaları o kadar inkarcı, şovenist ve soykırımcı ki, bu politikalarını yeşil sahalara kadar uzatmıştır. Amed halkı her gün bombalanıp saldırıya uğrarken, halkın tüm değerleri de saldırı altındadır. Öyle ki, sadece Sur’da, Cizre’de, Şırnak’ta, Silopi’de, Nusaybin’de, Gewer’deki direnişçilere değil, tüm Kürdistan halkına ve değerlerine karşı bir düşmanlık beslemekte ve saldırı yürütmektedir. Ya bizdensin ya da düşmansın politikası tüm Kürtlere uygulanmaktadır. Amed sportif gibi yurtsever duygulara sahip futbol takımı da hedef tahtasına konmuştur. Bu takım çökertilmek için en iyi oyuncu olan Deniz Naki’ye de görülmedik bir ceza verilmiştir. 12 maç sahalardan uzak kalacaktır. Zaten seyirciler "Yaşasın Sur direnişi" dedikleri için de stadyumlara alınmamaktadır. 

Deniz Naki de milyonlarca Kürt gibi yurtsever duygulara sahiptir. Kürt halkının kendi kimliği ve diliyle özgür ve demokratik yaşama kavuşmasını istemektedir. İspanya’da Barselona ve Atletiko Bilbao nasıl takımlarsa Amed Sportif de Türkiye'de öyle bir takımdır. Kürdistan'ın kalbi olan Amed’in futbol takımıdır. Takımın futbolcularının önemli bir bölümü Kürt ve yurtseverdir. Kürdistan'daki düşünce yapısı ve duygular ne ise futbolcularınki de odur. 

Deniz Naki, bireysel sosyal medya hesabından "savaş olmasın, çocuklar ölmesin, barış gelsin" demiş. Sonun da "Bijî Azadî" demiş. Bu hükümete göre, Tayyip Erdoğan zihniyetine göre Kürtçe "Yaşasın Özgürlük" demek en büyük suçtur. Kürtçe "Bijî Azadî" deniyorsa, bu, Kürtler ve Kürdistan içindir; o zaman bölücülük yapılıyordur, bu nedenle suç işlenmiştir. Tayyip Erdoğan kafası ters tepeceğini düşünmezse Deniz Naki gibi düşünen tüm Kürt yurtseverlere gözdağı vermek için savcıları harekete geçirir. Hatta KCK’nin futboldaki kolu diyerek zindanlara attırır. 


Özel savaş alanı olarak futbol

Bilindiği gibi yıllarca Diyarbakır Sporun maç için gittiği stadyumlarda bile "kahrolsun PKK" sloganları atılmıştır. Başta Bursa olmak üzere bu sloganların atıldığını biliyoruz. Kürtlere stadyumlarda her türlü küfür yapılabilir. Kürt düşmanlığı "kahrolsun PKK" denilerek gösterilir. Eskiden Diyarbakır Spor, şimdi Amed Sportif yuhalanır. Bu, her stadyumda yapılır, ama hiçbir sahaya kapatma cezası verilmez. Daha yakın zamanda Konya’da Amed, Suruç ve Ankara katliamına uğrayanlar yuhalanırken, IŞİD alkışlanmıştır. Aslında AKP'nin stadyumlarda istediği budur. Tayyip Erdoğan nasıl ki esnafı devrimcilere, demokratlara karşı bir güç olarak ilan ettiyse, futbol takımlarının stadyumlardaki şovenist haykırışlarını da bir vatani görev olarak görmektedir. Zaten AKP hükümeti Kürtlerde nüfus artış oranı daha fazla, Kürt nüfusu artıyor, bu nedenle Türk kadınları daha fazla doğum yapmalıdır, demiştir. Bunu da bir vatani görev olarak ilan etmiştir. Kürtler üzerinde öyle bir kültürel soykırım yürütülmektedir ki, politikalar uçkurlara kadar vardırılmıştır. 

1990’lı yıllarda özel savaşın örgütlendiği alanlardan biri de futbol sektörüydü. Haluk Ulusoy 1990’lı yıllarda kirli savaşçılarla yakın ilişki içindeydi. Kürtlere karşı özel savaş politikaları ekseninde futbolda da işler bu eksende düzenleniyordu. Fatih Terim de futbol camiası içindeki bir özel savaş elemanıydı. Haluk Ulusoy itiraf yapsa futbol alanının nasıl bir özel savaş alanı olarak kullanıldığı görülür. 

1990’lı yıllarda Amedli gençler futbol peşine takılsın diye Diyarbakır Spor lige sokuldu. Diyarbakır Sporun ligde kalması özel savaş kararı gereğiydi. Ancak bu rolünü oynamadığı görülünce ligden düşürülmüştür. Eskiden ligde görünmek istenen Amed takımları şimdi ligde görülmek istenmiyor. Çünkü şimdi bir kimlik sembolü haline gelmişlerdir. Eskiden valiler tarafından, özel savaş elemanları tarafından kontrol edilen takımlar şimdi kontrol edilemiyor. Gençliğin yurtsever tutum göstermesinin bir sembolü haline geliyor. Bu nedenle Amed Sporun lige çıkması ve yurtseverliğin bir sembolü haline gelmesi istenmiyor. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Kürt toplumu yurtsever bilince sahip olduğu gibi, taraftarlar da bu bilince sahip olacaktır. Kürtlerin hiçbir sembolü kabul edilmezken Amed Sportifin sembol haline gelmesi tabii ki kabul edilmemektedir. Amed Sportife düşmanlık bu nedenle yapılmaktadır.


Deniz Naki artık bir semboldür

Amed Sportif renklerini Kesk û Sor û Zer yapmak istemiş, Futbol Federasyonu "bu renkler olmaz, bunlar bölücü renklerdir" deyince, Amed Sportif sarıyı kaldırıp yerine beyaz koymuş. Bir zamanlar Kürdistan'da trafik lambalarının bile değiştirilmek istenmesi gibi! Görüldüğü gibi renkler de suç işlemektedir. Bir zamanlar birinci sigarasının içilmesinin komünistlik görülmesi gibi! 

Amed Sportif’in Bursaspor’u yenmesi hazmedilemedi. Şovenist zihniyetle bakıldığı için Kürtlerin Türkleri yenmesi gibi görüldü. Öyle ki sanki ulusal onurları kırılmış gibi bir ruh haline düştüler. Bursaspor teknik direktörü Hamza Hamzaoğlu tam bu ruh hali içindeydi. Şovenizm o kadar ruhlarına işlemiş ki, bir Kürt takımına yenilmek bile zorlarına gitmiştir. Herhalde başka bir üçüncü lig takımı Bursa’yı eleseydi o takım spor basınında haftalarca işlenirdi. Ne var ki bu başarıyı Amed Sportif elde edince spor basını görmezden gelmiştir. Hatta Amed Sportif taraftarlarının söylediğine göre önceden bu maçlar tekrar tekrar verilirken, Amed Sportif kazanınca tekrarları verilmemiştir. İşte bölücülüğün daniskası budur. Hem kendileri ayırımcılık, bölücülük yapıyor, hem de Amed Sportif, Deniz Naki ve Kürtleri bölücülükle suçluyorlar. 

Herkesin bir siyasi düşüncesi olduğu gibi Deniz Naki’nin de vardır. Eskiden futbolcuların siyasi düşüncesi olmazmış algısı bulunuyormuş. Öyle ki, "ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu" terimi vardı. Ama öyle değil, Türkiye'de futbolcuların da siyasi düşünceleri vardır. Metin Kurt sosyalist olarak bilinirdi. Metin Kurt’un sempatizanı birçok futbolcu da olmuştur. Ancak futbolcuların ve futbol camiasının 1990’lı yıllarda özellikle şovenist ve Kürt düşmanı olmaları için özel çaba gösterilmiştir. Bu politika şimdiye kadar da sürdürülmüştür. Şu anda çoğunluğu şovenist ve milliyetçi olsa da demokrat olanlar da vardır. Çünkü onlar da bu toplumun içinden çıkmaktadırlar. 

Deniz Naki artık bir semboldür. Kürtler onu hiç unutmayacaktır. Kürt halkının özgürlük tarihinde yerini alacaktır. Metin Kurt gibi futbol içindeki onurlu yerini alacaktır. Deniz Naki’ye verilen cezalar onun için onur madalyasıdır. Deniz Naki, AKP gerçeğini çok net açığa çıkarmıştır. Tabii ki Deniz Naki Cizre’de çocuklar öldürülürken, yaralılar susuz bırakılıp ölüme terk edilirken ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu diyemezdi. O, bu halkın evladıydı. Hem de soykırıma uğramış Dersim halkının evladı! Kürtler içinde Dersimliler kadar soykırımı iyi anlayan ve derinliğine hisseden başka bir halk topluluğu olamaz. Dersim’de beyaz soykırıma uğrayanlar ne kadar inkarcıysa, soykırımı bilince çıkaranlar da o kadar yurtseverdir. Tıpkı Sakine Cansız gibi!


Demokratik özgür birliğin sembolü

Amed Sportif ve Deniz Naki olayı Türkiye gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Kürt düşmanlığı yapmak, şovenist milliyetçi faşist olmak Kürtlerin değerlerine küfür etmek takdir edilen bir görevdir, ama savaş olmasın, Kürtlerle Türkler eşit halde barış içinde yaşasın demek suçtur. Türkçe "yaşasın özgürlük" demek suç değil, ama Kürtçe "Bijî Azadî" dersen bu en ağır suçtur. Bu dünya Türkiye'nin nasıl bir ülke olduğunu anlamak istiyorsa Amed Sportif’e ve Deniz Naki’ye verdiği cezalara baksın yeter. Artık Amed Sportif ve Deniz Naki olayı bir semboldür. Bir zamanlar Fransa’da Dreyfus, Amerika’da Rosemberckler davasına benzer bir durumla karşı karşıyayız. Zaten şu anki Türkiye MC Cartyi dönemindeki keyfi suçlama dönemini geçmiştir. 

Bu dönem Amed Sportifte oynayan tüm futbolcular onurlu yurtseverler ve demokratlar olarak tarihe geçeceklerdir. Bu açıdan sadece Deniz Naki değil, tüm Amed Sportif futbolcularını bu tutumlarından dolayı kutluyoruz. 

Tüm Dersimliler de Deniz Naki ile gurur duymalıdırlar. Başka yerlerde de futbol oynayabilirdi; ama o daha az bir transfer parası ve maaş alacağı Amed Sportifi tercih etmiştir. Çünkü o Türkiye süper liginde oynayacak kadar nitelikli genç bir futbolcudur. Özellikle düşüncesi ve inancından taviz vermeyen karakteriyle kişiliğini ortaya koymuştur. Daha önce Kürdistan'da yapılan bir haksızlığa karşı çıktığı için Gençlerbirliği formasıyla futbol oynarken faşistlerin saldırısına uğramıştır. Bu saldırıyla iradesi kırılmak istenmiştir. Deniz Naki gibi bir yurtsever demokrat futbolcuyu barındıramayacaklarından Gençlerbirliği’nden ayrılmıştır. Deniz Naki’nin Amed Sportif tercihine tüm Kürdistan halkı saygı duymalı ve Deniz Naki’ye sahip çıkmalıdır. Tabii ki Dersim halkı hemen sahip çıkmıştır. Deniz Naki bu sahiplenmeyi hak etmiştir. 

Amed sportif aslında demokratik özgür birliğin sembolüdür. Türkiye'yi bölenlere, Kürtleri düşman görenlere karşı halkların kardeşliğini savunan bir semboldür. Amed Sportif hem Kürt halkının özgür yaşam isteğinin sembolüdür, hem de Türkiye'nin siyasi birliği içinde özgür yaşama iradesidir. Demokratik Türkiye'de Kürtlerin özyönetim içinde yaşamak istenmesinin ortaya konmasıdır. Amed Sportif Türkiye ligi içinde mücadele etmek istiyor. Türkiye'nin 21 plakalı şehri olmasından rahatsız değildir. Atletico Bilbao ve Barselona gibi Türkiye'nin rengi olmak istiyor. 

Arda Turan bile Türkiye için İspanya’da Katalan ve Baskların demokrasi içinde birlikte yaşamalarını örnek verdi. Herhalde bu konuşmayı Türkiye'de yapsaydı Deniz Naki gibi cezalarla karşılaşırdı. Deniz Naki de İspanya’da Katalan ve Basklar gibi Kürtlerin sorunlarının demokratik yollardan çözümünü ve bu temelde özyönetime ve barışa kavuşmasını istemiştir. Tarih AKP Hükümetini suçlayacak, Amed Sportif futbolcularını da onurlu duruşlarından dolayı takdirle anacaktır.