
Donald Trump’ın ABD başkanlık seçimlerindeki şaşırtıcı başarısı bir şeyi son derece açık hale getirdi: Çok fazla Amerikalı – özellikle beyaz erkek Amerikalılar – kendilerini geride bırakılmış hissediyorlar. Bu sadece bir his değil; birçok Amerikalı gerçekten geride bırakıldı. Bu sadece öfkelerinde değil verilerde de açıkça görülebilir. Ve tekrar ve tekrar iddia ettiğim gibi, toplumun büyük kısmına “vermeyen” bir ekonomik sistem başarısız bir ekonomik sistemdir. Öyleyse seçilmiş Başkan Trump bu konuda ne yapmalı?
Bir yüzyılın son üçte birlik kısmında Amerikan ekonomik sisteminin kuralları tepedeki azınlığa hizmet edecek şekilde yeniden yazıldı ve bir bütün olarak ekonomiye ve özellikle aşağıdaki yüzde 80’e zarar verildi. Trump’un zaferindeki ironi, aşırı küreselleşmeye zorlayanın ve bununla ilgili travmayı yatıştıracak politika çerçevelerine karşı çıkanın şu anda önderlik ettiği Cumhuriyetçi Parti olması. Ama tarih önemlidir: Çin ve Hindistan artık küresel ekonomiye entegre oluyorlar. Ayrıca teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki üretim alanındaki iş kapasitesi küresel olarak düşüyor.
Bunun anlamı, Trump’ın iyi maaş ödeyen kayda değer sayıda işi ABD’ye geri getirmesinin imkân dahilinde olmaması. Üretimi geri getirebilir ama gelecek olan gelişmiş üretim olacağından bu daha az iş anlamına gelecek. Ve işleri geri getirebilir ama bunlar 1950’lerin yüksek maaş ödeyen işleri değil düşük maaş ödeyen işler olacaktır.
Trump eşitsizliği ele alma konusunda ciddiyse kuralları bir kere daha, sadece kendisi gibi insanlar için değil tüm topluma hizmet edecek şekilde yeniden yazmalı.
İlk yapılması gereken yatırımı desteklemek ve böylece sağlam uzun vadeli büyümeyi yeniden sağlamaktır. Özellikle Trump altyapı ve araştırma harcamalarına vurgu yapmalı. Ekonomik başarısı teknolojik yeniliğe dayanan bir ülke için şok edici ama, gayri safi yurtiçi hâsılanın temel araştırmaya ayırdığı yatırım payı, bugün yarım yüzyıl önce olduğundan daha düşük.
Gelişmiş altyapı, duraklamış olan özel yatırımlardan geri dönüşleri de arttırabilir. Kadınlar tarafından idare edilenler de dahil olmak üzere küçük ve orta ölçekli girişimler için daha büyük finansal erişim de özel yatırımları canlandırabilir. Bir karbon vergisi üçlü bir refah sağlar: Şirketler artan karbondioksit emisyonu masraflarını yansıtmak için donanımı güçlendirince daha fazla büyüme sağlanır; daha temiz bir çevre; ve gelirler altyapıyı ve Amerika’nın ekonomik uçurumunu kapatmak için çabaları finanse etmek için kullanılabilir. Ama Trump’ın iklim değişikliğini reddeden konumunu düşününce bunu kullanması olası görünmüyor (bu aynı zamanda dünyanın küresel iklim değişikliği kurallarını ihlal eden ABD ürünlerine karşı tarife uygulamasını da başlatabilir).
Gelişmiş ekonomiler arasında en kötü durumda olan Amerika’nın gelir dağılımını geliştirmek için de kapsamlı bir yaklaşım gerekli. Trump asgari ücreti yükselmeyi vaat etmiş olsa da işçilerin toplu görüşme hakları ve pazarlık gücünü güçlendirmek ve CEO tazminatlarını ve finansallaştırmasını sınırlamak gibi diğer kritik değişimleri gerçekleştirmesi çok olası değil.
Düzenleyici reform mali sektörün verebileceği zararı kısıtlamanın ötesine geçmeli ve sektörün gerçekten topluma hizmet etmesini sağlamalıdır.
Nisan ayında Başkan Barack Obama’nın Ekonomik Danışmanlar Konseyi birçok sektörde piaya yoğunlaşması gösteren bir belge yayınladı. Bu daha az rekabet ve daha yüksek fiyatlar anlamına geliyor -reel gelirleri düşürmek için ücretleri doğrudan düşürmek kadar etkili bir yöntem.- ABD, sözde paylaşım ekonomisindeki en yeni belirtiler de dahil olmak üzere, piyasa gücündeki bu yoğunlaşmayla uğraşmak zorunda.
Amerika’nın azalan oranlı – zenginlerin (sadece onların) daha zengin olmasına yardım ederek eşitsizliği körükleyen – vergi sistemi de düzeltilmelidir. Açık hedeflerden birisi sermaye kazanımları ve karları olmalıdır. Bir diğeri ise şirketlerin vergi ödemesini sağlamak olmalıdır, bu belki Amerika’da yatırım yapan ve iş yaratan şirketler için kurumlar vergisi oranını azaltmak ve bunu yapmayanlar için yükseltmekle yapılabilir. Ancak bu sistemden ana kazanç sağlayanlardan birisi olarak Trump’un sıradan Amerikalıların faydalanacağı reformları yapacağına dair sözleri inanılır değildir; Cumhuriyetçilerin hep yaptığı gibi vergi değişimleri büyük oranda zenginlerin yararına olacaktır.
Trump muhtemelen fırsat eşitliğini arttırmada da yetersiz olacaktır. ABD avantajların ve dezavantajların bir nesilden diğerine geçtiği neofeodal bir ülke olmaktan kaçınmak istiyorsa herkes için okul öncesi eğitim sağlamak ve kamu okullarına daha çok yatırım yapmak zorunda. Ama Trump bu konuda neredeyse hiçbir şey söylemiyor.
Refah paylaşımını yeniden tesis etmek makul konut ve sağlık hizmetine erişimi genişleten ve bir nebze insan gibi bir emekliliği garanti altına alan ve aile varlığı ne olursa olsun her Amerikalının kendi yetenek ve ilgi alanlarıyla ilgili lise sonrası eğitimi alabilecek durumda olmasını sağlayan politikalar gerektirir. Ama bir gayrimenkul patronu olarak Trump’un büyük bir konut programını desteklerken (en çok faydalanan kendisi gibi müteahhitler olacak) vaat ettiği Uygun Bakım Yasasının (Obamacare) yürürlükten kaldırılması milyonlarca Amerikalıyı sağlık sigortasız bırakacak. (Seçimden hemen sonra bu alanda daha dikkatli hareket edebileceğini söyledi.)
Hoşnutsuz Amerikalıların – onlarca yıldır görmezden gelinmelerinden kaynaklanan – sorunları hızla veya geleneksel araçlarla çözülmeyecek. Etkili bir strateji Cumhuriyetçi çıkar gruplarının muhtemelen hoşlanmayacağı geleneksel olmayan çözümleri değerlendirmelidir. Örneğin kişilerin Sosyal Güvenlik hesaplarına daha fazla para aktarmaları ile kendi emeklilik teminatlarını arttırmalarına izin verilmelidir, emeklilik maaşlarında da orantılı bir artış olmalıdır. Ve kapsamlı aile ve hastalık izni politikaları Amerikalıların daha az stresli iş/hayat dengesine ulaşmalarına yardım edecektir.
Benzer şekilde konut finansmanı için bir kamusal seçenek, vergilerini düzenli ödeyen herkese borcu ödeyebilme durumuna göre %20’ye kadar peşinat hakkı vermelidir. Burada faiz hükümetin kendi borç alabileceği ve kendi borcunu ödeyebileceği faizden çok az daha yüksek olmalıdır. Ödemeler gelir-vergi sistemi üzerinden kanalize edilecektir.
Başkan Ronald Reagan’ın orta sınıfın altını oymaya başlayıp büyümenin faydalarını üsttekilere vermeye başlamasından sonra çok şey değişti ve ABD politikaları ve kurumları ayak uyduramadı. Kadınların işgücündeki rolünden internetin yükselmesine ve kültürel çeşitliliğin artmasına kadar yirmi birinci yüzyıl Amerika’sı 1980’lerin Amerika’sından temel olarak çok farklıdır.
Trump gerçekten geride bırakılmışlara yardım etmek istiyorsa geçmişin ideolojik savaşlarının ötesine geçmelidir. Bu taslağını çizdiğim gündem sadece ekonomiyle ilgili değildir: Amerikalıların en kıymetli değerlerinin vaat ettiği dinamik, açık ve adil bir toplum yaratmakla ilgilidir. Ama bu birçok bakımdan Trump’un kampanya vaatleriyle tutarlı olsa da birçok bakımdan da onların antitezidir.
Kristal kürem kuralların yeniden yazılacağını gösteriyor ama bu, birçoklarını geride bırakan bu sefil yolculuğun dönüm noktası olan Reagan devriminin ciddi hatalarını düzeltecek bir yeniden yazım olmayacak. Yeni kurallar daha da çok insanı Amerikan rüyasının dışına iterek durumu daha da kötüleştirecek.