
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 16 Eylül'de başlayacak yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde yapılan eylemler ve TZP Kurdî'nin bir haftalık boykot kararıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Kürdistan'da kültürel soykırımın temeli olan Türkçe eğitimin her gün ‘Türküm, doğruyum...varlığım Türk varlığına armağan olsun’ andıyla başlatılacağı anımsatılan açıklamada, bu gerçekliğin Kürtler üzerinde günlük olarak nasıl bir zulüm; fiziki soykırımdan daha ağır bir soykırımın uygulandığının göstergesi olduğu vurgulandı.
1924'ten beri
Kürt halkına yönelik 100 yıldır uygulanan bilinçli ve planlı yok etme suçun, seyirci olan uluslararası güçlerin de ortak olduğu belirtilen açıklamada, şu tarihi hatırlatmalara yer verildi: "Özellikle 1924 Anayasası'yla birlikte Kürtleri sistemli ve planlı olarak yok etme politikası izlenmiştir. Şark Islahat Planı ve Dersim Raporları bu soykırımın resmi devlet belgeleridir. Kürdistan bu soykırımla Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirilmek istenmiştir. Bunun için her yol denenmiş. Anadilde eğitim yasağının konuşma yasağına vardırılması, Kürt kültürü üzerindeki yasak ve baskılar, Kürdistan'ın ekonomik ve sosyal olarak yaşanamaz hale getirilip 10 milyona yakın Kürt’ün Türkiye ve Avrupa’ya göçertilmesi, barajlarla doğanın ve kültürün yok edilmesi ve insansızlaştırmayla demografik yapının bozulması kültürel soykırımın en gözle görülen uygulamaları olmuştur. Kürtlerin neredeyse yarıdan fazlasının anadillerini unutması ve bu unutma sürecinin devam etmesi kültürel soykırımcı sömürgeciliğin ne kadar acımasızca uygulandığını ortaya koymaktadır."
PKK'nin müdahalesi
PKK'nin ortaya çıktığı yıllarda Türk devletinin Kürtleri tarihe gömüp Türkleştirme politikasını başarıya götürdüğüne inandığına dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, PKK'nin başlattığı mücadeleyle bu kültürel soykırımcı sömürgeciliği ortadan kaldırmayı amaçladığının altını çizdi. 40 süren mücadeleyle Türk devletinin bu soykırımcı sömürgecilik gerçeğinin tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildiğini kaydeden Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt toplumunun da soykırımcı sömürgeciliği kabul etmeyen, buna karşı mücadele eden bir düzeye ulaştıdığını ifade etti.
Yumuşama manevralarıyla örtbas
Buna rağmen Türk devleti ve AKP Hükümeti'nin kimi yumuşatma manevraları eşliğinde hala kültürel soykırımcı politikalarda ısrar ettiğinin altını çizen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şu hususlara dikkat çekti: "Yapılan göstermelik yumuşamalar kültürel soykırımı ortadan kaldırmak için değil, üstünü örtmek için kullanılmaktadır. 'Anadilde eğitim kesinlikle olmaz, anadilde eğitim milleti böler' söyleminde bulunurken 'okullarda anadilde seçmeli dersi kabul ettik' denilmesi bunu göstermektedir.
AKP'nin bugünkü dil, kültür ve kimlik ile ilgili politikası eski politikanın iflası sonucu, eski zihniyet ve amacı yeni koşullarda sürdürmeyi ifade etmektedir. Bu açıdan AKP'nin 'Biz inkarı ve asimilasyonu bitirdik, asimilasyon insanlık suçudur' söylemi Kürtleri ve kamuoyunu aldatmaya yönelik demagojidir. Anadilde eğitime yaklaşım AKP'nin bu gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır."
Çocuklarınızı göndermeyin
Türk devletinin Kürt dili üzerindeki asimilasyon ve kültürel soykırım politikasına karşı tutum alınması ve mücadelenin geliştirilmesi gerektiğini teşvik eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle tamamladı: "Bunun için Kürt diliyle ilgili kurumların, okulların açılmasıyla başlatacakları bir haftalık okul boykotunun tüm halkımız tarafından desteklenmesi önemlidir. Aileler bir hafta boyunca çocuklarını okullara göndermemelidir. Okulların açıldığı gün il ve ilçelerde Milli Eğitim Müdürlükleri önünde tüm aileler ve çocukları 'Anadilde Eğitim İstiyoruz!' yürüyüşleri yapmalıdır. Bu yürüyüşlere sadece aileler ve çocuklar değil, siyasi görüş ve düşüncesi ne olursa olsun tüm Kürdistanlılar katılmalıdır.”
ANF/BEHDİNAN