
Aslında anadilde eğitim siyasal bir talep değildir. İnsanın doğuştan hakkıdır. Anadilde eğitim, yaşama hakkı gibi bir haktır. Zaten Kürtlerin dili ve kültürü yasaklanarak, Kürtçenin eğitim dili olması yasaklanarak Kürtlerin yaşam hakkına son verilmek amaçlanmıştır. Kültürel soykırım en başta da anadilde eğitim yasağıyla yapılmıştır. Sadece bununla yetinmemiş, konuşulması bile esas olarak yasaklanmıştır. Şimdi Tayyip Erdoğan’ın “anadilde eğitim olmaz” demesi kültürel soykırımda ısrarı ifade etmektedir. Zaten “milletin bölünmesine neden olacak adımlar atmayız” demesi de bu anlama gelmektedir.
Türk devleti cumhuriyet sonrası Kürdistan’ı Türk uluslaşmasının en temel yayılma alanı olarak görmüştür. Bunu Türkiye Cumhuriyetinin en temel projesi olarak gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Nasıl ki tüm imkanlar temel projelere sunulursa Kürtlerin kültürel soykırımının gerçekleşmesi için tüm imkanlar da seferber edilmiştir. Tayyip Erdoğan bugün inkar ve asimilasyonu biz bitirdik dese de bu doğru değildir. Bu sadece bir propagandadır. Bu propagandaya dayanak yapılan dil ve kültürdeki kimi yumuşamalar kesinlikle kültürel soykırımı engellemeyen yumuşamalardır. Hatta kültürel soykırımın örtüsü olarak kullanılmaktadır. Zaten İlker Başbuğ dil ve kültürde bazı yumuşamalar konusunda kendisine soru sorulduğunda, tek millet olmayı önlemeyecek adımlar atılabilir, demiştir. Erdoğan da bu sözü tamamlayacak biçimde tek millet olmamızı engelleyecek adımlar atmayız demektedir. Anadilde eğitim olmaz demesi de bununla ilgilidir.
Tek millet, yani Türklük yaratmaktan vazgeçilmediği için anadilde eğitim olmaz deniyor. Türk ulusu dayatması bırakılıp demokratik ulus ve Türkiye ulusu zihniyetine ulaşılsaydı Kürtçe eğitime böyle yaklaşılmaz, Kürtçe de, Çerkezce de, başka bir dilde de anadilde eğitime hayır denmezdi.
Türk devletinin tek millet yaratma zihniyetini kırmak ve demokratik ulus zihniyetine kavuşturmak açısından anadilde eğitimde ısrar etmek, bu yönlü etkili eylemler yapmak da önemlidir. Özellikle Kürdistan ve Türkiye’de anadilde eğitim konusunda bir konsensüsün oluştuğu bu süreçte anadil eğitimine yönelik eylemler yapmak önem kazanmış bulunmaktadır. Bir haftalık boykot ve okullar açıldığında halkın çocukları için anadil eğitimi istemesi, bu isteğini il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine yürüyüş yaparak ortaya koyması bu konuyu mutlaka gündeme taşıyacaktır. Kuşkusuz bu talepleri demokratik çözüm mücadelesinden koparmadan, onu güçlendiren biçimde ele almak da gerekmektedir.
Bu eylemlerin güçlenmesi için basının bu konuyu etkili gündem yapması, mahallelerde bu yönlü toplantılar ve tartışmalar yapılması tüm demokrasi güçlerinin bu konuda düşünce ve tutumunu ortaya koyması önemlidir. Eğer önümüzdeki günlerde böyle bir yaklaşım ve çalışma olursa bu eylemlerin de etkili olacağı açıktır.
Bu konuda özellikle ailelerin harekete geçmesi gerekir. Çünkü anadilde eğitim her şeyden önce ailelerin talebi olmalıdır. Annelerin çocuklarının kendi dilleriyle eğitim görmesini istemesi en doğal haklarıdır. Babalar da çocuklarını kendi dili ve kültürüyle eğitmekten sorumludur. Hiçbir canlının yavrusu kendi sesi dışında ses çıkarır mı? Çıkarırsa kendi yavrusu olabilir mi? İnsan topluluklarının dil farklılaşması aynı zamanda bir kültür farklılaşmasıdır. Tek renkli, tek kültürlü bir insanlık, insanlıktan çıkma olacağına göre, aileler en başta da bu sorumluluklarını yerine getirmelidirler.