UNESCO’ya göre bu dillerin sadece 300’ü devletlerin koruması altında ve “Böyle giderse 6 bin 700 dilin en azından yarısı yok olma ile karşı karşıya kalacak” diyor. 21 Şubat günü tüm asimile edilen, yok olma ile karşı karşıya kalan anadiller için küçük bir damla da olsa bir gün boyunca hatırlanmasını sağlayabilecek bir nefes adeta.

Güne ilişkin Almanya’nın Bielefeld kentinde “Anadili namustur, namusuna sahip çık” sloganı ile bir panel düzenlendi. 

Kürt Aileri İnisiyatifi’nin organizesi ve Bielefeld Belediyesi’ne bağlı Entegrasyon Dairesi desteği ile düzenlenen panele Kürdolog Dr. Zerdeşt Haco, Bielefeld Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Beatrix Hinrichs, sosyal pedagog Dr. Faraj Remmo, Bielefeld Eğitim Dairesi’nden Schulrat Drescher, Entegrasyon Dairesi’nden Nilgün İsfendiyar katıldı.

Bielefeld Belediyesi konferans salonunda yapılan panel, 21 Şubat saat 13:30’da Bielefeld Demokratik Kürt Toplum Merkezi Kürtçe kurs öğrencileri, Tamil ve Yunan çocukların Kürtçe, Bengaliş, İspanyolca, Tamilce, İtalyanca, Fransızca, Almanca, Katalanca, Yunanca, Portekizce, Baksça gibi çeşitli dillerde konukları selamlamaları ile başladı.

Öğretmenlerin, akademisyenlerin, velilerin katıldığı panelin moderatörlüğünü sosyal pedagog Mahmut Koyun üstlendi. Panelin açılış konuşmasını Kürt Aileleri İnisiyatifi adına Zarife Hussein yaptı. 


6 okulda ders veriliyor

Hüssein şunları söyledi: “Dünyada var olan dillerin sadece 300’ü devletlerin koruması altında. Geriye kalan binlerce dil tehlike sınırındadır. Biz Kürtler bu tehlikeyi yaşayan halklardan biriyiz. Bielefeld kentindeki Kürtçe dil derslerine ilişkin konuşmak gerekirse, Bielefeld ve çevresinde oldukça yüksek sayıda Kürt aile var. Dolayısıyla çocuk sayısı da fazla. Bu toplumun bir parçası olarak, ana dilimizin korunmasını, yaşatılmasını talep etmek hakkımızdır. Şu an Bielefeld’de 6 okulda Kürtçe dersler veriliyor. Bu vesile ile bu konuda emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Sonuç olarak Kürt aileleri kendi anadillerine sahip çıkmalı diyoruz. Anadili namusdur. Namusuna sahip çık.”


Aileler imkanları değerlendirmeli

Schulrat Drescher ise Kürt ailelere şu ifadeyle seslendi:  “Bielefeld kentimizde Kürtçe anadili dersi başlamıştır. Kürt aileler bu imkanı iyi değerlendirmelidir. İmkan var. Kapasitemiz var. Arzu ediyorum ki daha fazla başvuru olur. Yeter ki aileler bu konuda duyarlı olup çocuklarını Kürtçe derslerine göndersinler. Sahiplensinler. Görev anne babalarındır.”


Başarı için anadili şart

Panelistlerden Dr. Beatrix Hinrichs de anadili eğitimin önemi, anadilin entegrasyondaki rolü ve eğitim sistemine ilişkin konulara değindi. Bir çocuk için anadilin esas olduğunu belirten Hinrichs, “Anadili ile büyüyen bir çocuk, ikinci dili daha kolay ve güzel öğrenebiliyor. Almanya’da büyüyen göçmen ailelerin gençleri üzerinde yaptığımız araştırmalarda bizi şaşırtan sonuçlar çıktı. Örneğin hangi dili konuşmak istersiniz diye sorduğumuz gençler, çoğunlukla Almanca konuşmak istediklerinin cevabını verdi. Bu durum anadilin aile içindeki durumunu ortaya koymaktadır. Dolayısı ile entegrasyonu da olumsuz olarak etkilemektedir” şeklinde konuştu.

Özellikle Bielefeld’deki anadili eğitim sistemine ilişkin kendisine yöneltilen bir soru üzerine Dr. Beatrix Hinrichs “Bielefeld’deki anadili sistemini yeterli olarak görmüyorum. Problemli bir sistemi var. Örneğin Üniversite öğrencileri arasında Kürtçe öğrenmek isteyenler, üniversitede açılacak Kürtçe kurslarına da katılabilmeliler. Neden böyle bir imkan sağlanmıyor” cevabını verdi. 

Kürsüye çağrılan Kürdolog Dr. Zerdeşt Haco, Kürtlerin dünya üzerinde anadili yasaklı olan halklardan biri olduğunu belirterek tüm halkların 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nü kutladı. Haco konuşmasına dill ailelerinin durumuna değinerek Kürtçe ve Almanca’nın ne kadar birbirine yakın olduğunu ortaya koyan konuşmasına şöyle devam etti:

“Dil tıpkı bir nehir gibi akıcıdır. Semitik diller, İrani diller, Hint Avrupa dil gruplarına bağlı çokça dil vardır. Bu dillerin birbiri ile yakın akrabalıkları vardır. Örnegin Almanca ve Kürtçe buna örnektir. Bunu şu örnekler ortaya koyuyor. Na-nein, nav-name, hingiv-honig, erd-erde bunları çoğaltabiliriz. Almanca ile Kürtçe dillerinin yakın akrabalığı nedeni ile Kürtler Almancayı daha çabuk öğreniyor. Fakat politikacılar olaya farklı bakıyor” şeklinde konuştu. 


Zor şartlarda ders veriyorlar

Almanya’daki Kürtçe dil dersleri üzerine konuşan Dr. Zerdeşt Haco, “Kürtlerin yaşadığı İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de Kürtçe anadili dersleri yasaklı bir konumdadır. Buna karşın Kürtlerin siyasi nedenlerle göç ederek geldiği Almanya’da 90’lı yıllardan sonra Kürtçe dil dersleri verilmeye başlandı. Mesela ilkin Bremen ve Hamburg ilk derslerin verildiği kentlerdir. Bunu Niedersachsen ve NRW eyaletleri takip etti” dedi.  

Kürtçe dersi veren öğretmenlerin de zor koşullar altında ders verdiklerini dile getiren Haco, Kürtlerin kendi anadillerine sahip çıkmaları gerektiğine vurgu yaptı. 

Son olarak salondakilere hitaben Lübnan asılı Kürt akademisyen Dr. Faraj Remmo konuştu. Dr. Remmo, sağlık sorunu nedeni tekerlekli sandalyesinden konuşmasını yaptı. 

Kürtçe konuşan Remmo şunları söyledi: “Diller arasında empati olmalıdır. Burada biraz da entegrasyon politikasını konuşuyoruz. Ben burada Kürt olduğum kadar Almanım da. Bielefeld’de yaşayan Kürtler barış ve demokrasi yanlısı insanlardır. Kürtlerin de diğer halklar gibi kendi ana dilinde eğitim alma hakkı vardır. Diğer halklar gibi özgür yaşama hakkı vardır.”

Konuşmaların ağırlıklı olarak Almanca yapıldığı panelin son bölümünde panelistlere sorular yöneltildi.  Panele ilginin azlığı eleştiri konusu olurken, kadınların daha fazla ilgili olması gözlerden kaçmadı. Sorulara panelistlerin verdiği doyurucu cevaplarla panel sona erdi.



MURAT MANG/BIELEFELD