DTK öncülüğünde düzenlenen “Eğitimde Anadilin Önemi” konulu çalıştayın sonuç bildirgesinde, kolektif hakların siyasi statü ile teslim edilmesi ve anadilde eğitimin yasal güvenceye alınması istendi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Dil Komisyonu öncülüğünde Ahmedê Xanî Dil Akademisi, TZPKurdî, Kürt Yazarlar Derneği, Eğitim Sen, Amed Kürt Enstitüsü gibi dil ve eğitim kurumlarının Amed’de düzenlediği “Eğitimde Anadilin Önemi” konulu çalıştayın sonuç bildirgesi açıklandı. DTK Dil Komisyonu tarafından DTK binasında düzenlenen basın toplantısı ile açıklanan sonuç bildirgesinde, iki dilli düzenlenen çalıştayda tartışılan konular ve varılan sonuçlara dikkat çekildi. Sonuç bildirgesini okuyan DTK Dil Komisyonu Üyesi Osman Özçelik, “Tarihin derinlerinden gelen ve bugün geniş bir alanda milyonlarla ifade edilen bir Kürt nüfus tarafından kullanılan bu dil, kadim bir dildir. Bu kadim dili yüzyıllardır kullanan, yaşatan ve bugüne ulaştıran Kürt halkı, ulus olmanın tüm özelliklerini taşımaktadır. Tam da bu sebeple bir ulusun sahip olduğu haklara sahiptir. Eğer bir ulus (veya aynı anlama gelmek üzere bir halk) varsa o ulusun dili de vardır, dil varsa o dil ile eğitim de vardır ve olmalıdır” dedi. 

Her türlü tartışmaların üstünde

Dilin bir halkın ve ulusun en vazgeçilmez hakkı ve bu dil ile eğitimin her türlü tartışmaların üstünde olduğunu vurgulayan çalıştay bileşimi, anadil ile eğitim hakkı, çocuk hakları ve bir bütün olarak kolektif hakların kullanılmasını öngören uluslararası anlaşmaların Türkiye tarafından çekince konularak uygulanmamasını çağdışı bir tutum olarak değerlendirdi. Özçelik, bu değerlendirmeyi aktardıktan sonra şunları söyledi: “Başta Türkiye hükümetleri olmak üzere, Kürt halkını kendi dar ve tekçi ulusal yayılma alanı içine alan devletler veya hükümetler onyıllarca yürüttükleri asimilasyon, sistemli dil ve kültür kırımı politikalarında başarılı olamamışlardır. Kürt dili sahip olduğu lehçelerle birlikte tüm canlılığı ile 21. yüzyılın şafağına ulaşmışsa eğer bu aşamadan sonra bu dil ile eğitimi uygulamamak gerici ve zora dayalı devlet politikası olur ancak.”

Kendi dilini ‘seçmeli’ olarak kullanamaz
Kürt dili üzerindeki asimilasyon politikalarına dikkat çeken Özçelik, şöyle devam etti: “Her defasında Almanya, Bulgaristan ve Yunanistan’daki Türkler söz konusu olduğunda Türkiye Hükümeti Başbakanı asimilasyonun bir insanlık suçu olduğunu söylerken, Türkiye sınırları içinde bulunan Kürt yurttaşların dilini ve kültürünü asimile etmede bir beis görmemektedir. Bu konudaki ikiyüzlü politikasında ısrar etmektedir. Kürt halkının kendi dilinde, kültüründe ısrar etmesi ve bu konuda direnmesi karşısında ise aldatıcı ve oyalayıcı tutumlar sergilemektedirler. Kürt halkının varlığını kabul eden devlet bu halkın kolektif haklarını ve ulus olmaktan doğan haklarını ise görmezden gelmektedir. Kolektif haklar yerine bireysel hakları koymakta, seçmeli ders gibi yanıltıcı ve oyalayıcı politikayı izlemeyi tercih etmektedir. Seçmeli dersin ancak yabancılar için geçerli olabileceğini ifade eden çalıştay bileşimi, Kürtçe, Kürt halkının dilidir ve bu halk kendi dilini ‘seçmeli’ olarak kullanamaz diye vurguladı.”

Anayasal ve yasal güvence 


Yeni anayasa yazım sürecine dikkat çeken Özçelik, “Anayasanın gerçekten ‘yeni’ olması için, Kürtçenin resmi bir dil olarak anayasada yer alması gerektiği vurgulandı. Anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulması olmazsa olmazdır. Eğer yeni anayasa anadil ile eğitimin yolunu açmazsa, o zaman bu anayasa yeni olmaz, şu ana kadar yapıldığı üzere 12 Eylül Anayasası’nın bir düzeltmesi olur. Bu da Türkiye’nin demokrasi sorunu dahil hiçbir sorununu çözmez. Toplumu oluşturan kişilerin hem kendileri ile hem de toplum ile barışık bir yaşam kültürünün oluşması için anadile müdahale etmeyen, anadil ile eğitimi yasaklamayan gerçek demokratik sisteme geçilmelidir” dedi.

Temel sonuçlar
Özçelik, çalıştayda açığa çıkan sonuçları şöyle sıraladı:
- Kürt halkının varlığı bir ulusun varlığı olarak kabul görmeli ve bundan doğan kolektif hakları belirlenecek bir statü ile teslim edilmelidir.
- Anadil eğitimi ve anadilde eğitim yasal ve anayasal düzeyde kabul görmeli, güvenceye alınmalıdır.
- Her türlü ırkçı, faşist ve ayırımcılığa yol açan yasa ve yönetmelikler eğitim sisteminden çıkarılmalı, insan temeli bir eğitim sisteminin önünün açılması sağlanmalıdır.
- Dil, su ve hava gibi bir yaşam hakkı olmanın da ötesinde bir zorunlu ihtiyaçtır. Bu aynı zamanda Kürt halkının siyasal talebidir. Bu talebin doğal bir şekilde ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde çözülmesi, toplumda var olan tüm sorunların çözüm yollarının açılması anlamına geleceğinden toplumsal barışın ve gerçek demokrasinin gelişimine de yol açacaktır.

AMED




Yoksa Türkiye’yi terk edeceğim


Anadilde eğitim verilmediği için iki yıldır okulları boykot ederek 6 çocuğunu okula göndermeyen baba Hıdır Ercan, çocuklarına anadilde eğitim verilmezse Türkiye’yi terk edip, Federal Kürdistan Bölgesi’ne gideceğini söyledi.
Hıdır Ercan, çocukları Öcalan, Mazlum Doğan, Mahsum Korkmaz, Şoreşger Beritan, Dersim ve “w” harfi Türk alfabesinde olmadığı için kimliği verilmeyen Welat Şervan ile beraber Gatasaray Lisesi önünde açıklama yaptı. Baba Ercan ve çocukları, “Bê ziman jiyan nabe! Anadilsiz yaşam olmaz!” pankartı açarak, sık sık, “Bê ziman jiyan nabe”, “Anadilde eğitim istiyoruz” sloganı attı. Çevredeki yurttaşların ilgi gösterdiği ve destek verdiği açıklamada, ilk olarak Kürtçe konuşan Dersim Ercan, 15 Mayıs’ın Kürt Dil Bayramı olduğunu belirterek, “Dil bedendir bedenine sahip çık” dedi.
Baba Hıdır Ercan ise, “anadilim Kürtçedir” diyerek, Kürtçe eğitim-öğretim verilmesi için 2002 yılından beri dilekçe verdiğini, 3 ay cezaevinde yattığını ve baskıdan dolayı Mardin’den İstanbul’a göç ettiğini aktardı. 2010 yılından beri Kürtçe eğitim-öğretim verilmesi için Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milli Eğitim Bakanı ve daha bir çok devlet kurumuna dilekçe verdiğini ifade eden Ercan, bazılarının cevapsız kaldığını, bazılarının yasaları gerekçe gösterdiğini, bazılarının ise kurslarda çözüm bulduğunu belirtti. Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde Kürtçenin resmi dil ilan edilmesini isteyen baba Ercan, “Talebim; çocuklarımın Kürtçe eğitim-öğretim görmesi için bir komisyonun eve gelip, sorunun çözülmesi için görüşmesidir” diye konuştu. Bir çözüm gelişmezse, çocukları anadillerinde eğitim görmez ise Türkiye’yi terk edeceğini ve Federal Kürdistan Bölgesi’ne gideceğini kaydeden Ercan, yetkililere seslenerek, “çözüm geliştirin” dedi. Açıklamanın ardın Ercan ve çocukları “Zimanê Kurdî” ezgisini birlikte söyledi.