Okullar açılıyor ve Türkiye tarihi boyunca uygulanan tekdilli eğitime devam ediyor. Kürt çocukları yine “Türküm doğruyum…” diye başlayan ‘andımız’la varlığını Türk varlığına armağan edecek.

Barış süreci deniyor hak- hukuk deniyor ama Başbakan Erdoğan hala ‘Anadilde eğitim gündemimizde yok’ diyebiliyor. Halk bunu kabullenemiyor haklı olarak. Anadilinde eğitim ve ‘Andımız’ın kaldırılması talebiyle birçok kentte kurumlar öncülüğünde yürüyüşler, imza kampanyaları düzenlendi.
Kitleler; “Dil hakkı yaşam hakkıdır. Bir toplumun varlık nedenidir. Hiç kimsenin başkasının dilini yasaklamaya hakkı yoktur. Çocuğun anadilini reddetmek, çocuğu reddetmek demektir. Çocuklara, ‘dilini ve kültürünü okul kapısında bırak gel’ deniliyorsa, çocuk kimliğinde sorun yaşar. Bir insanın kimliği diline bağlıdır. Bir insan dil ile eğitim alamıyorsa kendini geliştirmesi bağlı bulunduğu topluma uyum sağlayamaz” diyerek anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması ve ilkokullarda okutulan “Andımız”ın kaldırılması talep ettiler.
***
Konunun uzmanlarına göre Türkiye; Kürt halkına karşı izlediği bu politikasıyla Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi hükümlerinin yanı sıra, Roma Sözleşmesinin, Avrupa Konseyinin, Helsinki Nihai Senedinin ve taraf olduğu tüm öteki sözleşmelerin kendisine verdiği sorumluluk ve yükümlülükleri de yerine getirmiyor.
    Bazı dünya ülkeleri sorunu yıllar öncesinde çözmüş durumdalar. Sözgelimi İsviçre’de dil eğitimi dil gruplarının kanton idare sistemine göre yapılmaktadır. Her kantonda halkın konuştuğu dil eğitim dili olarak uygulanmakta, diğer dillerde öğretilmektedir. Böylece bir devletin içinde birden fazla dil hem eğitim dili, hem de resmi dil olarak kullanılmaktadır.
Sözgelimi Belçika toplumu Flamanca ve Fransızca eğitim veriliyor. Belçika anayasası farklı ulus ve azınlıkların varlığını onlar arasındaki farklılığı reddetmiyor.
Hollanda’da iki yerli halk yaşamaktadır. Hollandalılar ve ülkenin kuzeyinde yaşayan Frezenler. Eğitim Hollanda ve Frezen dilinde yapılmaktadır. Ayrıca, Frezenler Hollanda dilini de yabancı dil olarak öğrenmektedir.
1980 yılına kadar İspanya’da yeni bir anayasa ve yeni bir eğitim politikası belirlendi. Bu sistem içersinde Bask bölgesi ayrı bir bölge oldu. Bask dili de bölgenin resmi ve eğitim dili olarak kabul edildi. Bundan sonra Bask bölgesindeki okullara Bask dilinde eğitim imkanı sağlandı.
Kanada’nın resmi dili İngilizce olmakla beraber birkaç eyaletinde resmi dil Fransızca’dır. Diğer eyaletlerde de halkın taleplerine göre İngilizce ve Fransızca eğitim imkanı sağlanmıştır. Bu iki dil parlamento ve hükümette eşit hak ve imtiyazlara sahiptir.(Nazif Kale araştırması)
***
Bir dilin konuşuluyor olmasını yeterli saymak büyük bir ayıptır. Tartışılan konu da bu değildir. Bir dilin konuşuluyor olup olmaması değil, eğitim dili durumuna getirilmek istenmemesidir. Tüm toplumların başta gelen temel haklarından biri kendi dilleriyle düşünmek, kendi dilleriyle eğitim görebilmek, kendini o dille ifade edebilmek ve yazmaktır. Hiçbir heves, hiçbir siyaset ve alışkanlık, bir toplumun dilini ikinci dereceye düşürme hakkını kendinde bulamaz ve bu yetkisini hiç kimseye vermez, vermemelidir.
“Bu dünyada hayatta kalabilmek için beyaz adamın dilini öğrenmeliyiz, ama sonsuza kadar yaşamak için kendi dilimizi bilmemiz gerek” der bir Kızılderili atasözü.
    Anadilinde eğitim konusu, temel hak ve özgürlükler açısından birey için demokratik bir haktır. Yeni bir anayasanın seslendirildiği bu süreçte tüm kimlik, dil ve kültürlerin kendilerini eşit olarak görebilmelerinin ve ifade edebilmelerinin önündeki engeller kaldırılmadıkça hak yerini bulmayacaktır. İnsani, ahlaki, dini ya da hangi yönüyle referans alınırsa alınsın; anadili ve anadilinde eğitim hakkı kutsaldır, ananın ak sütü gibi ak ve helaldir.