Siyasi çekimserlik ve mahkumiyet
Fransa'da sosyalistler iktidara geldiğinden beri, işsizlik sürekli artış gösteriyor. Satın alma gücünde ise sürekli bir düşüş var. Sosyalistler, işverenlerin lehine bir dizi reform benimsemiştir. Kemer sıkma politikaları ve demokratik olmayan AB'ye uyum, Sarkozy'yi tahrik eden bir politika solda bıkkınlık yarattı.
Bugün işçiler, çalışanlar, küçük çiftçiler, esnaf, emekliler ve işsizlerin tümü ihanete uğramış gibi bir duyguyla yaşıyor. Otoritenin gücünü tanımadılar. Bu hoşnutsuzluk, düş kırıklığı ve öfke özellikle gençler arasında başka sonuçlar yarattı. Kriz karşısında uygulanan politika ve medyanın da oynadığı rolle, sol seçmen, sandığa yani seçime katılım sağlamadı. Bu reddediş, vaad edilmiş ve yerine getirilmemiş tüm sözlere, zedelenmiş siyasi krize ve onun tohumlarına karşı alınmış bir tavrı içeriyor. Çünkü siyasi ve ekonomik krizin çok ciddi sonuçlarını yaşıyorlar.
Sonuçlar;
Çekimser durumunda olanlar, herhangi bir sosyal ilerleme olmadığında sokakta seferber olan sağa kaydı. Sağında başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü 13 şehirde mevcut ortamı ve hoşnutsuzluğu değerlendirme çabasıyla aldılar. Bu her zaman değişkenlik yaratacak bir durum. Ama tüm bu politikalarla yabancı düşmanlığı ve yaratılan yeni sosyal algı endişe verici bir biçimde yaygınlaştı.
Sosyalistler farklı şehirlerde oy artışı da yaşadı ama bu sağcı fikirlerin olmadığını göstermiyor. Sağın yükselişi Sosyalist Parti'nin çöküşünü açıklıyor. Sosyalist Parti, seçmen tarafından ciddi olarak cezalandırıldı. Bu bütünüyle çöküş değil elbet ama zayıflatıyor. Bu nedenle solun yıllardır elinde olan "kaleler" çöktü ve kaybedildi.
Çevreciler yani Yeşiller, bu hükümete katıldılar. Bu nedenle "Biz onlardan daha iyi yapabiliriz" fikri toplum tarafından kabul görmüyor.
Sol Cephe müttefikleri ile Komünist Partisi ise seçmenin sola karşı duyduğu hoşnutsuzluktan etkilendi ama onurlu bir şekilde seçimden çıktı. Seçilen belediye başkanları da bu onuru taşıyor.
Siyasi olarak "Bu durumdan Hollande ne tür dersler çıkardı" diye sorulduğunda tek cevap olarak hükümet değişikliğine gidildi. Eğitim, sağlık, kamu harcamalarında büyük kesintilere giderek 50 milyon Euro gibi bir bütçe oluşturma niyetindeler. Bu politika kemer sıkmayı güçlendirecek, işsizlik artacak. Bunu uygulamak için sayın Valls, Ayroult'un yerine atandı. Bu hükümetin adını da 'mücadele' koydular. Sosyalist Parti'nin pozisyonunda sağcı bir politika ve söylemin meşhur temsili yaratıldı. Hollande, ekonomik liberalizme doğru bir adım attı. Bunun yerine sosyal adalet taleplerini yansıtmak düşünülmedi. Bu işverenlerin hükümetidir.
İşsizler, işçiler ve sol seçmenin felaketi daha da büyüyor. Avrupa Birliği, Fransa'yı hizaya getiriyor. Onlar için soldan sağa kaymanın kökeninde, yüksek finans dayatması var. Bu hükümetin Fransa'nın ve insanların ihtiyaçları ile ilgili olacağını çevreci ve alternatif yeni bir ilerici projesi sunacağını düşünmüyorum. Seçmenler, vaatleri olmayan bir Sosyalist Parti için oy kullanmaktan yoruldu. Kırık kalpli insanları yenilemek ve alternatif bir politika geliştirmek için Komünist Parti ve Sol Cephe ise, finans ve Avrupa'nın "para-kral" yüzüne karşı seferber olmalı.
Prof. Pascal Torre
Analiz: Hollande politikasına güçlü bir ret!