Yaşlılığın temel davranış biçimi, tutuculaşma, riskten kaçınma, rahatını bozmama adına ilkeleri es geçme, sorunların üstünü örtme.

Bütün işaretler fazlasıyla mevcut…

Türkiye ile uzun yıllara yayılan riyakarlık ve kirli çıkar ilişkilerine bakmak yeterlidir, bunu kavramak için.

İspanya ile olan ilişkileri de (bunu derken, İspanya’yı Avrupa dışında konumlandırdığımın farkındayım, İspanyollar bile konuşurken son derece doğal bir biçimde 'Avrupa, Avrupalılar' diyerek, kendilerini dışında konumlandırıyorlar, Türkiye gibi) aynen böyledir…

Hatta, daha fazlasıdır…

Coğrafi olarak Avrupa ile daha fazla içiçe olması…

Tarihi bağları, Kültürel ve dini bağları dikkate alınarak, Avrupa tarafından TC’ye göre çok daha fazla müsamaha görmüş, kaprisleri daha fazla hoşgörü ile karşılanmış…

Diktatörlüğün demokrasiye evrilmesi sürecini çok titiz ve dikkatlice ‘yönet’mişler…

Yeni sorunların ortaya çıkmasını önlemek adına, diktatörlükten demokrasiye geçiş veya evrilme sürecini de, bizzat diktatör Franco’nun insiyatifine bırakmışlar…

Adam ölmeden once, ülkeye kral tayin etmek dahil, herşeyi planlamış…

Bu yüzden dışarıdan epey gösterişli, afili bir demokratik vitrin kurmalarına rağmen, sistemin motoru olan ekonomiye müdahale etmemişler…

Rahatı kaçmasın, başı ağrımasın diye Avrupa'da, fonlarla desteklemiş bu durumu, bir taraftan da borçlandırmış ama…

Deniz tükendi..

İspanya artık duvara dayandı, değişmek zorunda, bunun sancılarını yaşıyor…

Seçim sandığından yeniden seçim çıkmıştı…

Bu çok açık ve net olarak ortadayken, koalisyon arayışları, pazarlıkları başladı. Bu da anlaşılır bir durum, zira bu tür uzatmalar iktidarların işine geliyor, en nihayetinde yönetmeye devam ediyorlar.

Süreyi tüketmeye doğru ilerliyorlar. İki ayları kaldı, ya koalisyonu ya da sandığı kuracaklar…


Koalisyon kurma ihtimali var mı?

Var, tek ihtimal…

Şayet Halk Partisi'nin (PP) lideri Başbakan Mariano Rajoy, istifa ederse, Ciudadanos ve Sosyalist Parti, PP ile koalisyon kurabilir. Bunu Rajoy ile yapmazlar, zaten Rajoy’suz da olsa, Sosyalit Parti’nin yarısı, sol kesimi buna karşı çıkar ve sağı solu pek net olmayan diğer yarısı da, istikrar adına, PP ile koalisyonu savunur…

Kısaca, her ihtimale karşı kaybedeceği kesin olan parti, Sosyalist Parti…

Koalisyonu kabul etse, belki yarısını PODEMOS’a kaptıracak, kabul etmezse önemli oranda oylarını yine kaybedecek ve muhtemelen bu oyları sağa kayacak…

Bu yüzden sol kesim, "aman Rajoy gitmesin, kalsın ki, koalisyon olmasın" diyor. 

Başka türlü değişim olmayacak çünkü…

Belçika’nın bir buçuk yıl böyle askıda kalmasının ülkeye zarar değil, yarar sağlaması, bazı sorunların tümüyle gündemden düşmesi, İspanya’da da  özellikle solda 'Bilimsel olarak hükümetsiz kalan ülkelerin karlı çıktığı kanıtlanmıştır!' söyleminin yayılmasına neden olmuş…

Gülerek 'Aman Rajoy gitmesin, hükümet kurulmasın!' diyorlar.

Rajoy istifa etmezse (etmesi uzak ihtimal) koalisyon yok, iki ay sonra seçim var…

Muhtemelen bu seçimde PODEMOS birinci veya ikinci parti olacaktır. 


Rahmi BATUR