Ancak pazarlıkta Türkiye'nin Rojava'yı işgal için tampon bölge, uçuşa yasak bölge ve hava saldırılarında Esad rejiminin de hedef alınması şartlarında ısrar edeceği, kabul edilmesi zor görünen bu taleplerin de kendisine manevra alanı sağlayacağı ve böylece ortağı DAİŞ ile savaşmayacağı belirtiliyor. DAİŞ ile müttefiklerine karşı cephede ve bulundukları her yerde direnişini sürdüren Kürtler ise Batılı ülkelerden daha etkili hava saldırıları ve ağır silah talep ediyor.


Görüşmeler iki gün sürecek

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile ABD Başkanı Barack Obama'nın özel temsilcisi emekli general John Allen ile yardımcısı ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Brett McGurk, Türk devletinin DAİŞ karşıtı koalisyonda oynayacağı rolü konuşmak üzere bugün Ankara'ya gidiyor. Irak, Brüksel, Amman ve Kahire ziyaretlerinin ardından bugün Ankara'ya geçecek olan Allen ile McGurk'ün askeri ve siyasi Türk yetkililerle bir araya geleceği açıklandı. ABD'li yetkililerin temasları iki gün sürecek. Aynı günlerde NATO'nun çiçeği burnunda Genel Sekreteri Jens Stoltenberg da Türkiye'de olacak. Türk devleti ile ABD ve NATO arasında pazarlıkların söz konusu olacağı anlaşılıyor. NATO Genel Sekreteri'nin Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile biraraya geleceği açıklandı. NATO Genel Sekreteri'nin Ankara temaslarının ardından Antep'e geçerek burada konuşlu ABD Patriot birliğini ziyaret edeceği duyuruldu.

Kirli pazarlık ve Kobanê

Türk devleti daha önce DAİŞ'in elindeki 49 rehineyi gerekçe göstererek koalisyonda yer almayacağını duyurmuştu. Ancak daha sonra Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan DAİŞ ile pazarlık ve rehine takası sonucu 49 kişinin kendilerine teslim edilmesi sonucunda pozisyonunu değiştirerek, çete örgütle 'her türlü mücadeleye hazır olduklarını' açıklamıştı. Ancak Rojava Devrimi'nden ve Kürtlerin Batı dünyasında artan prestijinden rahatsız olan Türk devleti, DAİŞ'i maşası ve kozu olarak kullanmaya devam ediyor. Kürt siyasi hareketi, Türkiye’yi DAİŞ'i desteklemekle, Kürtlerin üzerine salmakla suçluyor. DAİŞ'in ağır saldırısı altındaki Kobanê'deki yetkililer de ellerinde Türk devletinin DAİŞ'e desteğini ifşa edecek yeterince veri olduğunu vurguluyor. 


Türkiye şartlarını dayatıyor

Türkiye "koalisyona girerim" diyor ancak şartlarını da dayatıyor. Öncelikle Rojava sınırında tampon bölge oluşturulmasını istiyor. Ayrıca uçuşa yasak bölge ve hava saldırılarında Esad rejiminin de hedef alınmasını talep ediyor. Kürtler tampon bölgeye kesinlik karşı çıkıyor ve "olası bir girişimi işgal olarak görürüz. Bu savaş nedeni olur" diyor. Ayrıca DAİŞ'in savaş uçakları ya da helikopteri olmadığı için Ankara'nın uçuşa yasak bölge talebi de Esad rejimini düşürmeye yönelik bir hamle olarak görülüyor. Ancak ABD ve NATO, Türkiye'nin taleplerine çok sıcak bakmıyor. En son Türk Başbakan Davutoğlu'nun "Esad hedef alınırsa Suriye'ye asker göndeririz" sözlerine ABD'den "Pozisyonumuzda değişiklik yok. Öncelikli hedefimiz Esad değil IŞİD" yanıtı gelmişti.  Ne varki ABD, Suriye ve Irak'a sınır olan en büyük müttefiğini DAİŞ'e karşı savaşta yanında istiyor. ABD, DAİŞ stratejisinde Türkiye’nin askeri ve jeopolitik olanaklarını kullanmak istiyor. Bu stratejinin ve kirli pazarlığın kurbanı ise Rojavalı Kürtler. Kobanê DAİŞ'in kuşatması ve ağır saldırısı altındayken yapılacak pazarlıklarda İncirlik Üssü ve DAİŞ mücadele karşılığında Türk devletinin NATO ve ABD'den 'kardeşim' dediği Kürtlerin aleyhine olacak tavizleri koparma çabasında olacağı besbelli.

Halk YPG'den yana

Ancak Türk devletinin Ortadoğu'nun JİTEM'i olarak görülen DAİŞ gibi katiller sürüsünden oluşan bir örgütü desteklemesi hem Kürtlerin hem Türkiye'deki demokratik kamuyonun hem Batı'daki müttefiklerinin tepkisini çekiyor. Tüm dünya DAİŞ'e karşı cephe alırken, Erdoğan'ın PKK ve YPG ile DAİŞ'i eşitlemesi de Türk devletinin kirli stratejisinin açığa vuruyor. Suriye ve Irak'ta Êzîdîleri, Hıristiyanları, Türkmenleri ve Kürtleri DAİŞ vahşetine karşı koruyan ve Kobanê'de 3 haftayı aşan büyük direnişiyle YPG ve PKK ise uluslararası kamuoyunda saygınlığını ve prestijini artırmış durumda. ABD ile Avrupa devletlerinin kamuoyu hükümetlerine "Neden DAİŞ'e karşı YPG'yi ve Kürtleri korumuyorsunuz" sorusunu ve bu yönde adım atılması konusunda baskısı arttırıyor. Baskı kısmen yerini de buluyor. Koalisyon uçaklarının iki gündür gündüz vakti Kobanê'deki DAİŞ mevzilerini eskiye oranla daha etkili vurması ve Fransa'nın Kobanê için harekete geçeceğini duyurmasında hem Kürtlerin günlerdir sokaklarda haykırmasının hem de kamuoyu baskının etkisi olduğu belirtiliyor.

YPG'ye silah verilecek mi?

Kürtler cephede ve bulundukları her yerde direnişlerini sürdürüyor. Tek beklentileri DAİŞ'in ağır silahlarına karşılık kendilerini koruyabilecekleri askeri donanımı edinmek. Bunu hibe olarak da istemiyorlar. Anti tank füzesi gibi ağır silahlar satın almak istiyorlar. Ancak şimdiye kadar Batılı güçler, Türkiye'nin de baskısıyla YPG'nin bu talebini yerine getirmiş değil.  
Şimdi Kürtler, "Kobanê için harekete geçiyoruz" açıklamasında bulunan Fransa hükümetinin YPG'ye ne tür bir yardımda bulunacağını merakla bekliyor. Zira Fransız hükümetinin bu yardımları Ankara ile görüşerek yapacağını söylemesi Türk devletinin YPG'ye olası bir silah yardımı yapılmasına engel olacağı kaygısına neden oldu.

Fransa ne yapacaksa acilen yapmalı

PYD Eşbaşkanı Salih Muslum, dün ANF'deki söyleşisinde Fransa Dışişleri Bakanı'nın açıklaması geç kalmış bir açıklama olarak görse de "olumlu" bulduğunu söyledi. Muslim, "Bütün ülkelerden daha ciddi bir şekilde DAİŞ ile savaşmasını istiyoruz. Biz tank ve füzelere karşı kalaşnikoflarla savaşıyoruz. Büyük bir insan iradesini ortaya koyuyoruz. Elimizde anti tank füzeler, ağır silahlar olsaydı kimseye gerek yoktu. O kadar savaş uçaklarını kaldırmaya da gerek olmazdı. Ama söz konusu çıkar oldu mu, işler değişiyor" diyerek Batılı ülkelerin ambargosuna tepki gösterdi. PYD Eşbaşkanı, Salı günü Fransa'da temaslarda bulunduğu bilgisini de vererek, "Üst düzey görüşmelerde yaptık, durumun ne kadar acil olduğunu bütün detaylarıyla anlattık kendilerine. Ne yapılacaksa acilen yapılmalı. Bir kez daha buradan söylüyorum, zaman kaybedilmemeli" dedi.

Bombardıman yoğunlaştırılmalı

Salih Muslim, 24 gündür DAİŞ'e karşı büyük bir direniş gösteren YPG gerillalarının Kobanê'den çıkmak istemeyen kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere 10 bin civarında insanı canları pahasına savunduğunu söyledi ve ekledi: "YPG'ye ağır silah verilirse, kimseye ihtiyacı olmaz. DAİŞ'i tek başına alt eder." PYD Eşbaşkanı ayrıca koalisyon güçlerinin Kobanê'deki DAİŞ hedeflerini vurmasını olumlu gördüklerini ve hava bombardımanlarının yoğunlaştırılarak sürekli hale getirilmesini talep etti.

Güney'e 'niye sessizsin' sorusu

Güney Kürdistan'ın sessizliğini de eleştiren PYD Eşbaşkanı, Mesud Barzani hükümeti şu uyarı ve çağrıyı yaptı: "Güney Kürdistan da DAİŞ'in hedefindedir. Yarın fırsatı bulduklarında Hewlêr'e saldıracaklardır. Çünkü onlara göre Kürtler kafirdir ve yok olması gerekiyor. Onun için Güney Kürdistan hükümeti ve halkı da bunu böyle bilmeli ve Kobanê'ye sahip çıkmalı."
Kobanê'ye yapılan saldırıların Kürt iradesine yapıldığını söyleyen Muslim, Kuzey Kürdistan ve Avrupa'da serhildanlara kalkan Kürtleri de kutladı.

HABER MERKEZİ