
Birçok ülke medyası gibi Fransa medyası da Ankara Katliamı’nın olası faillerini Ahmet Davutoğlu’nun işaret ettiği örgütlerin isimlerini sayarak duyurdu. Bunların arasında PKK de vardı. Kürtler başta Paris ve Marsilya olmak üzere birçok şehirde protesto için alanlara indiklerinde, bu sefer de bazı haber siteleri, Erdoğan’ın Strasbourg mitingindeki bayraklı fotoğraflara benzer fotoğrafları kullananrak, “Türkler katliamı protesto ediyor” şeklinde açıklamalar yaptı. Gerçekten de o gün akşama kadar büyük bir kafa karışıklığı yaşanıyordu. İlerleyen saatlerde ancak yavaş yavaş “Kürtler Eroğan’ı protesto ediyorlar” düzeltmeleri gelebildi. Fakat yine de failler konusunda Türk Başbakan Davutoğlu’nun söylemlerinin ötesine geçilmedi.
Sonraki günlerde katliamla ilgili Türk medyasında çıkan haberler Fransa basınında da yer aldı. Bazı ulusal gazeteler, Diyarbakır, Suruç ve Ankara Katliamı arasındaki benzerliğe dikkat çekerek, Türk devleti ve DAİŞ ile ilgili çeşitli yorumlara yer verdiler. Diğer bazı yayın organları ise Nihat Ali Özcan gibi gazetecilerin görüşlerini öne çıkartılar. Bütün bunların içinde en dikkat çeken haber Ragıp Duran’nın Liberation gazetesinde “Ankara saldırısı: İki Kürt cihatçı tespit edildi” başlığıyla çıkan haber ve yorumdu. Haberde, iki Kürt radikal İslamcı militanın DAİŞ kamplarında eğitim gördükleri belirtiliyordu. Bakur, Başûr, Rojava’da çocuk kadın, örgüt, din, mezhep, solcu, sağcı ayrımı yapmadan “Kürt katliamına” girişen DAİŞ elemanlarını, bu örgütten bağımsız gibi gösterip, katliamın başka hesaplarla yapıldığı imasında bulunmak ve onları doğdukları şehir üzerinde “Kürt” olarak tanımlamak ve bunu manşetlere taşımak ne kadar doğrudur tartışılır elbette. Ama böyle bir haber, Avrupa’da Kürtlere karşı çatırdamaya başlayan algının devamından yana olmak anlamına gelebilir.
Katliamla ilgili en önemli tespit, akademisiyen ve Ortadoğu uzmanı Fabrice Blanche’dan geldi. Blanche, basında yazılıp çizilenlerin dışında bir analizde bulundu. Le Figaro gazetesinde çıkan röpörtajında, bu kan gölünün üstlenilmemesi, faillerinin tahmin edildiğinden daha karmaşık olabileceğini öne sürdü.
Ankara Katliamı’nın olası iki faili olabileceğini öne süren Blanche, bunlardan birisi cihatçı gruplar (DAİŞ veya El Nusra Cephesi), diğeri ise ultra-Turk milyetçileridir, iddasında bulundu. Fabrice Blanche sözlerini şöyle devam etti; “Aslında DAİŞ’in Türkiye’de yaptığı ilk eylem değildir bu. Erdoğan her ne kadar Reyhanlı Katliamı’nı sol bir örgüte yüklediyse de, gerçeği başkaydı. DAİŞ, Reyhanlı, Suruç ve Ankara Katliamı’nın başlıca failidir. Yine ultra-Türk miliyetçilerin de bu katliamı yapabilecek konumları vardır. Bu aşırı milliyetçiler, Türkiye’de Kürtlerin haklarının tanınmasına şidetle karşı çıkıyorlar. Aynı derecede ilericilerin toplumu değiştirmelerine de izin vermiyorlar. Bu tür olaylara karışmış bir geçmişleri mevcuttur. Yalnız şu noktayı belirtmek gerekir, bu iki hipotezde de Ankara’daki katliam devletin içini işaret ediyor. Devletin ortaklığı olmadan bunlar gerçekleşemez.”
Röportajın devamında Blanche, Erdoğan’ın Kobanê’de Kürtlerin katliamına izin verdiğini, böylece objektif olarak DAİŞ’i desteklediğini göstermiş olduğunu ifade etti. Ayrıca Suruç Katliamı üzerindeki sır perdesinin halen aralanmadığını, yine geçtiğimiz Haziran ayında Kobanê’ye yapılan katliamda 200 kişinin öldüğünü, bu eylem sırasında DAİŞ militanlarının Cerablus ve Türkiye’den Kobanê’ye geçtiklerini ve bundan Türk gizli servisinin haberinin olmamasının mümkün olmadığına dikkat çekerek, sözlerinin devamında şöyle diyordu; “Kürtlerin Erdoğan’dan hiçbir umudu kalmadı. Erdoğan geçtiğimiz Haziran ayında ateşkesi bozarak PKK’ye karşı savaşı başlattı. ‘İç düşmana’ karşı milliyetçilerin oylarını almak istiyor. Fakat anketler AKP’nin düşüşünü ve HDP’nin yükselişini gösteriyor. Suruç’tan sonra DAİŞ’i vuracağına PKK’yi vurdu Erdoğan. Ankara Katliamı‘ndan sonra da seçimleri askıya alıp HDP’yi yasaklayabilir. Zaten Davutoğu direkt bu katliamda Kürtleri sorumlu tuttu. Hükümet medyası da Davutoğlu’yu doğrulamak için çeşitli komplo teorilerini üretme peşine düşmüştür. Bu teoriler bize absürd gelebilir ama AKP’ye oy veren kitle bu tür şeylere inanıyor.”
Öyle anlaşılıyor ki Fransa basını Ankara Katliamı’yla ilgili haberleri daha çok Türk basınından alıntı yaparak, ya da bu ülkenin gazetecilerinin yaptıkları analizlere yer vererek anlatmaya çalıştı. Tabii buna bütün basını dahil etmek elbette haksızlık olur. Ama genel anlamda basın hala Kürtlere karşı yaratılan yüz yıllık algının devam etmesinden yana gibi görünüyor.