
Ankara’da, kitlelerin demokratik taleplerini haykırmak için gerçekleştirdiği tüm eylem ve etkinliklerin en ön saflarında yer alan 73 yaşındaki Perihan Pulat, demokratik kitlelerce, “eylem perisi” olarak tanınıyor. Ankara’da gerçekleştirilen tüm eylem ve etkinliklerde yerini alan Pulat bu nedenle polisin baskısı ve hakaretleri ile karşı karşıya kalıyor. Pulat bu durumu; “İçim yanıyor, insan olmanın evrensel haklarını kullanıyorum” şeklinde tanımlıyor. Bir adı da, “neolitik anne” olan Pulat bu adı evinde televizyon, telefon ve internet bulundurmadığı için aldı.
1943 Ankara doğumlu olan 73 yaşındaki Perihan Pulat, Ankara’da kitlelerin demokratik taleplerini haykırmak için düzenlediği tüm eylemlere katılanların başında geliyor. Türkiye siyaset tarihinin ilk devrimci kadınlarından Behice Boran’ı kendine model olarak alan Pulat, 55 yılda yüzlerce eylemde aktif rol aldı. Pulat bunu yaparken yalnızca Ankara ile sınırlı kalmadı, Türkiye’nin birçok ilinde insan hakları savunucularıyla, ekolojik yıkıma karşı çıkanlarla, kadın katliamlarına karşı sokaklara çıkan kadınlarla omuz omuza oldu.
Pulat yaşı itibari ile her ne kadar farklı kentlerde yapılan eylem ve etkinliklere katılmasa da Ankara’daki hiç bir eylem ve etkinlikten geri durmuyor. Eylemlere katılırken de kendi ideolojisini yansıttığı döviz ve pankartları da yine kendi hazırlıyor. Ankara’da sosyalist, demokratik çevrelerce, evinde internet, telefon ve televizyon bulundurmadığı için ise “Neolitik anne” olarak tanımlanıyor. Diğer lakabı ise “Eylem perisi.” Pulat, kentin eylem ve etkinlik planlarını da düzenleyicilerin kurumlarını her gün ziyaret ederek öğrenip, ajanda tutuyor. Pulat bu yönüyle Ankara’da bulunanların yoğun ilgisini çekerken, Pulat adeta eylemlerin aranan yüzü olmuş durumda.
Demokratik kitlelerce saygı ve sevgiyle yaklaşılan Pulat, her eylemde ön saflarda hareket ettiği için de polisin hedefi halinde. Polis tarafından hemen her eylemde hakarete ve baskıya maruz kalan Pulat bu durumu ise şöyle tanımlıyor; “İçim yanıyor, insan olmanın evrensel haklarını kullanıyorum.” Polisin kendisine zaman zaman, “Sen halen gebermedin mi?” şeklinde hakaretler yağdırdığını belirten Pulat, hakaretlere de aldırış etmediğini, Türkiye’de genel olarak tüm insanların sistem tarafından hakarete uğradığını ifade etti. “Eylem demek barıştır. Sesiz kalmak ölümdür. Biri can verir diğeri parçalar, böler, öldürür” diyen Pulat, insanların yaşamlarının son demine kadar onurlu bir mücadele vermesi gerektiğine dikkat çekiyor. Pulat’a göre devrimcilik bir parti içerisinde bulunmaktan ziyade, 24 saat insanlık için çalışarak üretmek ve yoldaşlık ilişkilerini yaygınlaştırmak anlamına geliyor.
‘Yapılan eylemler yetersiz’
Pulat, gece gündüz birlikte hareket ettiği demokrasi güçlerini aynı zamanda eleştiriyor. Türkiye’de halkların ezildiğini, işçilerin sömürüldüğünü belirten Pulat, buna karşı geliştirilen eylem ve hareketliliğin eksik olduğunu belirterek, kitlelerin bazı eylemlerde eylemin biçimini iktidar polisinin insafına bıraktığını ve onların yönlendirmesi ile hareket ettiğini ifade etti. Bunun kabul edilemeyecek bir durum olduğunu vurgulayan Pulat, iktidar polisinin karşısında daha sağlam ve dik durulması gerektiğini de sözlerine ekledi. Türkiye gibi bir ülkede tüm insanların her dakika ve günlerinin eylemsellik ve mücadele ile geçmesi gerektiğine işaret eden Pulat, Türkiye’nin adaletten nasibini almamış bir ülke olduğunu kaydetti.
‘Gerçekleri yansıtın’
Pulat, basın emekçilerine de bir öneride bulunuyor: “HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ benim için önemli bir yere sahip. Selahattin Demirtaş ile Figen yüksekdağ, Türkiye’yi demokratikleştirebilirler. Onları iyi anlamak ve desteklemek gerekiyor. Siz basınsınız. Her şeyi siz yazıp çiziyorsunuz. Yüksakdağ ve Demiratş’ın söylediklerini de doğru temelde yazın. Halklara aktarın, gerçekleri yansıtın.”
DİHA/ANKARA