Yıllarca Özgür Basın’da çalışan Engin Kişin (Rojhat), bir grup arkadaşıyla birlikte PKK’nin 1999 yılında geri çekilme sürecinde Agirî’de kurulan pusuda yaşamını yitirir. Kendisi için “O bir rüya gibiydi” diyen anne Kişin, Engin’i, arkadaş ve yoldaş düşkünü, deli dolu bir insan olarak anlatıyor. 

PKK’nin 1999 yılında “sınır ötesine” çekilme sürecinde Çewlik-Amed kırsalından yola çıkan bir grup gerilla Agirî’nin Sinekli Yaylası’nda pusuya düşürülür. Grubun içinde bulunan ve pusuda yaralanan arkadaşını kurtarmaya çalışan Engin Kişin (Rojhat) arkadaşıyla birlikte yaşamını yitirir. 9 Eylül 1999’da yaşamını yitiren Kişin’in yaşam hikayesi ise Kürdistan’da yaşanan zulmün ve buna karşı yürütülen mücadelenin adeta kısa bir özeti. Çewlik’in (Bingöl) Cafran Köyü’nde 1978 yılında dünyaya gelen Kişin devletin baskıları sonucu 1990’lı yıllarda İzmir’e göç etmek zorunda kalır. 


‘Özgür Basın alanında çalıştı’

İzmir’de okuduğu yıllarda “ağabeyi Tekin Kişin’in PKK üst düzey yöneticisi olması“ gerekçesi ile birçok kez gözaltına alınan Kişin, günlerce işkence görür. Yürüttüğü faaliyetlerden dolayı tutuklanan Kişin, Bingöl ve Diyarbakır cezaevlerinde kalır. Özgür Halk dergisinin İzmir, İstanbul ve Ankara bürolarında uzun süre basın alanında çalışan Kişin, 1995 yılında dağların yolunu tutar. Kişin, dağda kaldığı 4 yıllık süre içerisinde ise bir kez omzunda, bir kez de ayağından iki defa yaralanır. 

Kişin’in annesi Hemsiye Kişin, oğlunun köyü çok sevdiğini, köye geldiğinde ise zamanının tamamını arkadaşlarıyla geçirdiğini söylüyor. Anne Kişin, keyifli ve şakacı olarak anlattığı oğlunun evin küçüğü, deli dolu, tez canlı biri olarak ifade ediyor. Anne Kişin, “Engin sözümden hiç çıkmazdı. Hiçbir zaman beni üzmedi. Arkadaş, yoldaş düşkünüydü. O bir rüya gibiydi” dedi. Anne Kişin, “Bir abisi şehit, diğer abisi cezaevinde tutukluydu. Engin ağabeylerinin yaşadıklarından çok etkilendi. Devletin baskıları da devam edince Engin dağların yolunu tuttu. Bir oğlumu toprağa verdim. Bir anne olarak Engin’i de kaybetmekten korkuyordum hep” diyor. 


‘Oğlumu yıkamadan toprağa verdim’

Yaşamını yitiren Kişin’in cenazesi günlerce ailesine verilmiyor. Anne Kişin ve yakınları Agirî’deki çatışma bölgesine giderek verildikleri mücadele sonucu ancak 19 gün sonra cenazeyi alabiliyor. Oğlunun cenazesini doğduğu Cafran Köyü’nde toprağa verdiklerini belirten anne Kişin, “Oğlumun cenazesini köye getirene kadar yolda defalarca askerler ile polisler tarafından engellendik. Oğlumu son defa doğduğu eve getirmek istiyorduk. Ama devletin baskısı, tehdidi yüzünden direk mezarlığa götürüp toprağa verdik. Oğlumu devlet öldürdü, yıkamadan toprağa verdim” diyerek, tepkisini dile getiriyor.  Çocuklarının şehit olması sonrasında da devletin baskılarının devam ettiğini ifade eden anne Kişin, 2001 yılında “PKK’ye yardım ve yataklık” ettiği gerekçesi ile tutuklanıp 3 ay cezaevinde kalıyor. 


‘Şahadetini 2 yıl sonra öğrendim’

Oğlunun yaşamını yitirdiğini o tarihte cezaevinde olduğu için 2 yıl sonra öğrendiğini belirten baba Selim Kişin ise, yıllarca Kürt halkının verdiği mücadelesinin bir parçası oldukları için onur duyduklarını söylüyor. 

Ablası Nurten Kişin de, “Evin küçüğüydü, evin nazlısıydı. Çok kibar bir çocuktu. Gitti bir daha haber alamadık. Sonunda ulaştık ama naşına ulaştık” diyerek, özlemini ifade ediyor. 


 DİHA/ÇEWLIK