- BMHK’ye “Annelik Karşısında Şiddet” raporu sunuldu. Raportör Reem Alsalem, anneliğin hukuki ve toplumsal olarak görünmez kılınmasına son verilmesi çağrısında bulundu.
Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin (BMHK) 62. oturumunda, Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Özel Raportörü Reem Alsalem, annelere yönelik sistematik şiddeti ele alan kapsamlı bir rapor sundu. Rapor, anneliğin kamu yararından ziyade “özel bir tercih” olarak görüldüğünü ve annelerin çok boyutlu ayrımcılığa maruz kaldığını vurguluyor.
Ayrımcılıklar incelendi
Raporda, annelerin “yerli, göçmen, mülteci, ergen, engelli, lezbiyen, bekar, taşıyıcı anne ve fuhuş yapan anneler” gibi farklı gruplarda maruz kaldığı kesişen ayrımcılıklar detaylı biçimde incelendi. Reem Alsalem, kamuoyu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Annelik büyük ölçüde değersizleştiriliyor ve kamu yararından ziyade tamamen özel bir tercih olarak yanlış nitelendiriliyor. Anneler çok yönlü ve kesişen ayrımcılığa maruz kalıyor, ancak yasa, politika ve verilerde ayrı bir kategori olarak tanınmıyorlar.” Raportör, annelere yönelik şiddetin aynı zamanda çocukları da derinden etkilediğini ve nesiller boyu süren zarar döngüsünü beslediğini hatırlattı.
Koruyucu annelerin mücadelesi
Yıllardır aile mahkemeleri ve çocuk refahı sistemleriyle mücadele eden sosyolog ve aktivistlerin anlattıklarına göre, çocuklarının cinsel, duygusal veya fiziksel istismara uğradığını belgeleyen koruyucu anneler, sıklıkla sistem tarafından cezalandırılıyor. Çocuklar, mahkeme kararı olmaksızın veya yeterli kanıt sunulmaksızın annelerinden koparılıp devlet tarafından işletilen koruyucu aileye veya istismarla suçlanan tarafa verilebiliyor. Bu anneler, “duygusal ihmal” ithamıyla karşı karşıya kalırken, aynı kurumların evlat edinme, taşıyıcı annelik ve benzeri uygulamaları kolaylaştırdığı belirtiliyor. Konunun uzmanları, devlet ve federal fonların bu sisteme aktığını ve annelerin şikayetlerinin yeterince soruşturulmadığını ifade ediyor. HABER MERKEZİ