- DAİŞ tarafından kaçırılan Nesrin Feysel Mîa, iki buçuk yıl süren esaretten kurtuldu. Babası, iki kız kardeşi ve iki halası hâlâ kayıp. Küçük kız kardeşini kurtarmak için kızı gibi gösteren Nesrin, “Bunu fark ettilerinde kardeşimin gözünü oydular” dedi.
Êzîdîlerin 73. Ferman olarak tanımladığı, DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014’te Şengal’e saldırısında 15 yaşındaki Nesrin Feysel Mîa, ailesiyle birlikte esir düştü. Kırk gün boyunca işkencede kalan Mîa, iki buçuk yıl süren esaretin ardından kurtuldu.
DAİŞ’in Êzîdîlere yönelik ferman saldırısını başlatmasının ardından çok sayıda Êzîdî kadın ve kız çocuğu Telafer, Reqa ve Musul başta olmak üzere farklı bölgelere götürüldü. Ancak tüm saldırılara rağmen Şengal, özgürlük gerillalarının direnişi sayesinde DAİŞ’in tamamen denetimine girmedi ve kurtarıldı. Şengal'in özgürleştirilmesinin ardından ise YPG, YJŞ ve YBŞ öncülüğünde esir alınan Êzîdîlerin kurtarılması için çalışmalar sürdürüldü. Bu çalışmalar sonucunda çok sayıda kaadın ve çocuk kurtarılarak yeniden Şengal'e döndü.
15 yaşında kaçırıldı
DAİŞ’in elinden kurtarılanlardan biri de, ailesinin çabalarıyla özgürlüğüne kavuşan Nesrin Feysel Mîa oldu. Nesrin, 22 kişiden oluşan tüm ailesiyle birlikte DAİŞ tarafından esir alındı. 3 Ağustos gecesi saat 03.00 sıralarında DAİŞ, Sibayê köyüne saldırdı. Kaçmaya fırsat bulamayan aile, daha yola bile çıkamadan DAİŞ’in eline geçti. Nesrin'in kız ve erkek kardeşleri, annesi, babası ve halaları da esir alınanlar arasındaydı. Önce Sibayê'deki merkeze götürüldüler, ardından Şengal kent merkezindeki parka sevk edildiler. Burada kadınlar, erkekler ve çocuklar birbirinden zorla ayrıldı.
40 gün süren işkence
Nesrin Feysel Mîa, Şengal'den önce Telafer'e, ardından Baduş'a götürüldü ve burada 40 gün tutuldu. O günleri Nujinha’dan Cihan Zemo ve Gülistan Ezîz’e anlatan Nesrin, “O 40 gün çok zordu. Ne su vardı ne de yiyecek. Küçük kız kardeşim açlıktan sürekli ağlıyordu. Ona verecek süt bile yoktu” dedi.
Aile parçalandı
Baduş'ta, aileleri bulunanların yakınlarının yanına gitmesine izin verileceği söylendi ve esirler Telafer'deki bir okula götürüldü. Nesrin burada ailesinin tüm üyelerine yeniden kavuştu. Bir eve yerleştirildiler ve Şiayan köyünden yağmalanan eşyalar ile hayvanları burada gördüler. Bu durum yaklaşık dokuz ay sürdü.
Bir gün DAİŞ’liler, “Erkekler camide toplansın” talimatını verdi. O günden sonra aile yeniden parçalandı ve herkes farklı yerlere götürüldü. Sonrasında birbirlerinden haber alamadılar.
‘Kemiklerini versinler’
Ailesinin katledildiyse dahi kemiklerini isteyen Nesrin Feysel Mîa yaşadıklarını şöyle anlattı: “Dokuz ay sonra bizi yeniden Telafer'e götürdüler. Babamı başka bir yere götürdüler. Ben, kız kardeşlerim, annem ve halalarım yalnız kaldık. Burada genç kadınları ayırıp farklı yerlere götürdüler. O günden sonra babamdan, iki kız kardeşimden ve iki halamdan bir daha hiç haber alamadık. Devlet bugüne kadar onların akıbeti hakkında bize hiçbir bilgi vermedi. En azından hayatta mı, öldüler mi bilmek istiyoruz. Eğer öldürüldülerse, kemiklerini bize versinler ki bayramlarda mezarlarını ziyaret edebilelim.”
‘Vücudundan et kopardılar’
Nesrin ile kız kardeşi, yaklaşık iki buçuk yıl boyunca DAİŞ çetelerinin elinde kaldı. Kız kardeşini kurtarabilmek için onu kendi kızı gibi göstermeyi düşündü. Nesrin, küçük kız kardeşine annelik yapmak zorunda kalmasını şu sözlerle anlattı: “Verecek süt yoktu. Bu yüzden her seferinde unla suyu karıştırıp ona içiriyordum. Daha sonra onun benim kızım olmadığını anladılar. Gözlerimin önünde kız kardeşimin gözlerini çıkardılar. Penseyle vücudundan et parçaları kopardılar. Şimdi kız kardeşim tek gözle yaşıyor. Onu bu halde her gördüğümde içim parçalanıyor, hep ağlıyorum. Yaşadıklarımız tarif edilemezdi. Her gün bize işkence ediyorlardı.”
40 gün kilitli kaldılar
Yaşadıklarının ayrıntılarını anlatmak istemediğini belirten Nesrin Feysel Mîa, şöyle devam etti: “Bize zorla Müslüman olmayı dayatıyorlardı. Savaşa gittiklerinde kapıyı üzerimize kilitliyorlardı. Bir defasında tam 40 gün boyunca susuz ve aç şekilde bir evde kilitli kaldık.”
Yıllar sonra ailesine kavuştu
Yıllar sonra ailesiyle yeniden bağlantı kurabilen Nesrin, bu sayede kurtarıldı. Eve döndüğünde annesinin de kurtulduğunu gördü. Nesrin, annesinin verdiği mücadeleyi şu sözlerle anlattı:
“Annem tek başına bize sahip çıktı. Kardeşlerimi büyüttü. Bir insanın babası olmayınca hayat çok zor oluyor. Annem bizim için elinden gelen her şeyi yaptı. Bugün de bizim için büyük fedakarlıklar yapmaya devam ediyor. Annemle gurur duyuyorum.”
Êzîdî toplumunun desteği
Nesrin Feysel Mîa, toplumun kendilerine yaklaşımının da iyileşmelerinde önemli rol oynadığını belirterek şunları söyledi:
“İlk zamanlarda DAİŞ’in eline düşen kadınların geri dönemeyeceği ya da evlenemeyeceği söyleniyordu. Ama toplumumuz bizi çok iyi karşıladı. Ben evlendim, Allah bana bir çocuk da nasip etti. Toplumun bize verdiği değer, taşıdığımız yükü büyük ölçüde hafifletti.”
Tek isteği haber alabilmek
Nesrin'in erkek kardeşlerinden biri de yıllar sonra kurtulmayı başardı. Ancak DAİŞ’in ağır işkenceler nedeniyle akıl sağlığını yitirdi. Aileden hala beş kişinin akıbeti bilinmiyor. Ailenin tek isteği ise onlardan bir haber alabilmek.
Nesrin Feysel Mîa, her yıl 3 Ağustos yaklaştığında yaşadıkları acıların yeniden canlandığını belirterek şöyle konuştu “Fermanın yıldönümü yaklaştıkça o günleri yeniden yaşıyoruz. Ne yaparsak yapalım yaşadıklarımızı unutamıyoruz. Babam, kız ve erkek kardeşlerim her zaman aklımda. Onların hala DAİŞ’in elinde olduğunu düşünüyorum.
Küçük kız kardeşim götürüldüğünde henüz yürüyemiyordu, iki yaşına bile girmemişti. Adı Navîn'di. Şimdi büyüdü ama bizim hakkımızda hiçbir şey bilmiyor. Diğer kız kardeşim Rengîn bugün 25 yaşında olmalı. Halalarım Cano ve Zeytûn'un da akıbetini bilmiyoruz.”
ŞENGAL