Ankara Katliamı'yla ilgili soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yayın yasağının kaldırıldığını açıkladı.  Yasağın kaldırılması ardından Savcılık tarafından paylaşılan bilgilerde çete üyelerinin Antep'te hücre evi olarak kullandığı alanlarda çok sayıda mühimmatın ele geçirildiği de ileri sürüldü. Depo olarak nitelendirilen çeşitli yerlerde bomba yapımında kullanılan tonlarca amonyum nitrat ve düzeneğin bulunduğu ifade edilirken, bu depolardan birinin de şehrin merkezindeki Değirmiçem Mahallesi'ndeki Ökkeş Bahri Caddesi üzerinde bulunan bir apartman binasının alt kısmı olduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında tutuklanan eskort Y.Ş adlı kişi de saldırganları Antep'ten Ankara'ya götürdüğünü anlatmıştı. 


DAİŞ'e güvenli bölge

Antep, DAİŞ kontrolündeki Cerablus'a yakınlığı nedeniyle Türk devletinin çetelere lojistik destek için açtığı bir üs konumunda. 

Özellikle YPG/YPJ güçlerinin Girê Sipî'yi (Til Ebyad) ele geçirmesi ardından bu hat çeteler için daha önemli bir hal aldı. Amed, Suruç ve Ankara kullanılan tetikçiler de yine bu hat üzerinden gelerek saldırılarını gerçekleştirdi. 


Antep'te gizleniyorlar

Antep'te DAİŞ ve benzeri gruplarda savaşan çok sayıda kişinin saklandığını söyleyen İHD Başkanı Hasan Önder Sulu, “IŞİD ve benzeri cihatçı gruplara katılan kişilerin Hacıbaba, Çıksorut ve Vatan mahallelerinde gizlendiği iddia ediliyor. Mart ve Temmuz aylarında Vatan ve Güzelvadi mahallesinde iki kişi IŞİD üyesi olduğu iddiasıyla öldürüldü. Üstelik öldürülenler Türkiye vatandaşıydı. Antep'ten IŞİD’e çok sayıda katılım yaşandı. Hatta bunlardan bazılarının cenazesi geldi. Bir kısmının sağ olarak döndüğü ve halen kentte gizlendiği iddia ediliyor” dedi. 


Savcılık resmen açıkladı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, saldırıda kullanılan 2 tetikçiden birinin Yunus Emre Alagöz olduğu açıklandı. Alagöz’ün Antep’teki buluşma noktasında hücreevinden çıkarken görüntüsünün kaydedildiği anlaşıldı. Aynı görüntülerde, soruşturma kapsamında aranan dokuz kişinin bir bölümünün de olduğu belirlendi.


İkincinin kimliği belirlenmedi

İkinci intihar bombacısının ise fotoğrafla teşhis edildiği ve açık kimliğinin belirlenmesi için çalışmaların devam ettiği bildirildi. İkinci canlı bombanın önce bir başka isim olduğu ortaya atılmış ancak daha sonra bu kişinin yabancı uyruklu olduğu anlaşılmıştı. DNA eşleştirmesi yapılamadığından kimliği saptanamayan ikinci canlı bombanın eşgali, ifadeler doğrultusunda netleştirildi ve robot resmi çizildi.  

Savcılık, twitterdeki paylaşımları nedeniyle ilgili gözaltına alınan 4 kişiden 3'ünün serbest bırakıldığını, 1'i hakkında ise adli kontrol kararı verildiğini belirtti. 20 şüpheliden 11'inin gözaltına alındığını da kaydeden savcılık, 4 kişinin tutuklandığını üçü hakkında adli kontrol kararı alındığını ekledi. 

Canlı bombaları medya kaçırmış!

Savcılık, 9 şüphelinin kaçmasından da medyayı sorumlu tuttu. Bazı basın yayın organlarının 'sorumsuz yayınlar'la şüphelilerin baş harflerini yazmak suretiyle kaçmasına sebep olduklarını ileri süren Savcılık, yayın yasağının kaldırıldığını açıkladı. 

Saldırıdan dört gün sonra, “Soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel, sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren her türlü medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri ve benzeri yayınların yapılmasına yasaklanmasına karar verildiğinden, söz konusu kararın infaz edilmesi için gereği rica olunur”denilerek geçici ‘yayın yaasağı’ getirilmiş, Diken dahil bazı medya kuruluşları bu yasağa uymamıştı.


AFAD kampı DAİŞ'e çalışıyor


DAİŞ'li Mahmut Gazi Tatar'ın ailesi, çete faaliyetlerinin merkezi olarak Adıyaman'daki AFAD kampını işaret etti. 

Türk devletinin 'aranan' canlı bomba listesinde bulunan ve YPG tarafından tutuklanan çete üyesi Mahmut Gazi Tatar'ın ailesi ANF'ye konuştu. Tatar ailesi, oğullarının bu kampta kalan Suriyeli bir kadın ile evlenen akrabaları Abdulkadir Gözükara tarafından DAİŞ’e gönderildiğini söyledi. 

Baba Abdullah Tatar, “Oğlum ortadan kaybolduğu gün emniyete gittik. Oğlumun DAİŞ’e katıldığından şüphelendiğimi söylemem rağmen ne bir arama kararı ne de başka bir tedbir alınmadı” diye konuştu.


 HABER MERKEZİ




Kimyasalı da Türkiye'de üretmiş



AKP, Ankara Katliamı'nda tetikçi olarak kullandığı DAİŞ'e desteğini sadece lojistik ve eleman devşirmekle sınırlı tutmamış, çetelerin kullandığı kimyasal da Türkiye'de üretilmiş. 

Ankara Katliamı'yla bir kez daha gündeme gelen AKP-DAİŞ ilişkisine dair yeni bilgiler ortaya çıktı. CHP, DAİŞ'in Türkiye'de bazı hükümet yetkililerinin bilgisi dahilinde kimyasal ürettiğini ve bunu önümüzdeki günlerde belgeleyeceklerini açıkladı. 

CHP Milletvekili Eren Erdem'in "DAİŞ'le MİT katliamdan 10-15 gün önce görüştü" iddiası ardından, CHP'li vekiller DAİŞ'in elindeki kimyasal silahların Türkiye'de üretildiğini açıkladı. 

Ardahan'daki basın toplantısına CHP'li vekiller Gürsel Tekin, Barış Yarkadaş ve Eren Erdem katıldı. 


CHP belgeleri açıklayacak

Erdem, “Suriye’de sarin gazının kullanımı ile alakalı Birleşmiş Milletlerde açılmış bir soruşturma var. Sarin gazının IŞİD’in kullandığı ortaya çıkmıştır. Sarin gazının Türkiye’de yapıldığı, bir takım belgelerle önümüzdeki hafta ortaya konulacaktır" dedi. İnsanlık suçu kapsamındaki silahların Türkiye'de hükümet yetkilileri bilgisi dahilinde aktarıldığını da kaydeden Erdem, "Silahların Türkiye’den hangi hükümet yetkilileri ve hangi kurumların bilgileri dahilinde buralara aktarıldığını belgeleyeceğiz” diye konuştu. 

CHP Genel Sekteri Gürsel Tekin de, “Bu iddiaları herhangi gelişmiş bir ülkede, bırakın belgesini bilgisini, bu iddia bile bir hükümeti 5 dakika ayakta tutmaz. Eğer bunlar doğru çıkarsa bu hükümetin ayakta kalma ihtimali sıfırdır” dedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, DAIŞ çetelerinin Haseke kentine bağlı Rajm Al-Tfihi Köyü’ne yönelik operasyonda zehirli gaz kullandığını açıklamıştı.