
İşbirliği Kürtleri hapsediyor
Fransa ile Türkiye arasında yapılan anlaşma ve işbirliği Kürtleri yakından ilgilendiriyor. Zira anlaşma yasalaşmadan da Ankara ve Paris arasındaki işbirliği tüm hızıyla sürüyor. 2007 yılından itibaren kesintisiz süren işbirliği kapsamında bugüne kadar Fransa’da 254 Kürdistanlı gözaltına alındı, çoğu tutuklanarak cezaevine konuldu. Bazıları 8 ay ile 2 yıl arası cezaevinde kaldı. Bırakılanların hepsi adli kontrol altına alınarak imzaya tabii tutuldu. Kimileri yaşadığı mahallenin, kimileri ise Fransa’nın dışına çıkması yasaklandı. Tutuklanan Kürtler basın yayın organlarında iş ilişkileri, günlük yaşamları teşhir edilerek hedef haline getirildi. Yalan yanlış bilgilerle hedef tahtasına kondu. Bu süreçte işbirliğini destekleyen en önemli argüman da Türkiye ve Fransa arasındaki tüm diplomatik ziyaretler sonrası Kürtlere dönük operasyonların gerçekleşmesi. En son operasyon Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Fransa ziyareti sırasında Bordeaux ve Toullouse kentlerinde gözaltına alınan 17 Kürt’ten yedisi tutuklanarak cezaevine konuldu. Şuan Fransa cezaevlerinde 10 Kürt tutsak bulunuyor. Bunların arasında geçtiğimiz Ekim ayında bir komplo sonucu tutuklanan KNK üyesi Adem Uzun da bulunuyor.
Komünist Parti karşı çıkıyor
Anlaşmaya Kürt halkını temsil eden Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu (FEYKA) gibi kurumların yanısıra MRAP, Fransız Komünist Partisi ve çeşitli sivil toplum örgütlerinden de tepki var. Anlaşmanın derhal iptal edilmesi için Fransız Komünist Partisi (PCF) imza kampanyası başlattı ve sayısız etkinlik geliştirdi. Komünist Parti, Fransa topraklarında Kürtlere yönelik operasyonların derhal durdurulmasını, Kürtlerin faaliyetlerinin kriminalize edilmesine son verilmesini, Fransız hükümetinin ekonomik anlaşmalarını barışın hizmetine koymasını, Kürt sorununa siyasi bir çözümü teşvik etmesini ve PKK’nin ‘terörist örgütler’ listesinden çıkarılmasını talep ediyor. Anlaşmanın Kürt siyasetçilerin Türkiye’ye teslim edilmesinin önünü açacağına dikkat çeken PCF, “İnsan haklarını açık bir şekilde ihlal eden, günlük olarak gözaltılar gerçekleştiren, işkence ve cinayetler işleyen bir rejime demokratları teslim etmek suçtur” dedi.
Önce katilleri açıklayın
Kürt halkıyla dayanışma amacıyla Kürdistan Ağı’nı kuran Fransız Komünistler, Paris’te 3 Kürt kadın devrimcinin katillerinin de bulunmasını istiyor ve “Fransız hükümetinin ağır bir sorumluluğu var. Katil veya katilleri bulmak, emri verenleri ortaya çıkarmak ve mahkum etmek için başlatılan soruşturmanın tamamen bağımsız bir şekilde yürütülmesi ve sonuca götürülmesi gerekiyor” diyor.
Tehlikeli bir anlaşma
Anlaşmanın iptali için benzer bir kampanya da uluslararası yurttaş hareketi olan Avaaz.org tarafından yürütülüyor. İmza metninde, Türkiye’de “terörle mücadele” adı altında öğrenci, avukat ve seçilmişlerin de bulunduğu binlerce kişiye yönelik baskı dalgası yürütülürken, Fransa’nın temel insan haklarına aykırı ve tehlikeli bir yasa projesini kabul etmek üzere olduğu belirtildi. Kampanya metninde, sözkonusu anlaşmanın ortak bir ‘terörizm’ tanımlaması öngörmediği belirtilerek, maddelerin yoruma açık olmasının olası zararlarına dikkat çekiliyor.
Milletvekillerine son çağrı
Aralarında Komünist Partisi’nin de olduğu Fransız ve Kürt organizasyonlardan oluşan Fransa Kürdistan ile Dayanışma Koordinasyonu da oylamaya katılacak Fransız milletvekillerini “ret” oyu vermeye çağırmıştı. Kürtleri hedef alan ve bir çok maddesinin muğlak olduğu belirtilen anlaşmanın Fransa’da yaşayan bir çok Kürdün sınırdışı edilmesine yol açabileceği belirtiliyor. Milletvekillerine seslenen kurumlar, “Bu anlaşma herhangi bir şekilde terörizm kavramını açımlamıyor. Aynı zamanda demokratik ve legal eylemleri ‘terörizm’ adı altında kriminalize edecek bir anlaşma. Türkiye ile böylesi bir adli işbirliği gitmek Fransa gibi demokrasi ve insan hakları değerlerine sahip bir devlet için kabul edilemez. Yasada geçen ‘Kitlelerin demokratik kontrolü’ kavramı eylemsellikleri sınırlamak ve eylemlere karşı kontrolsüz gücün kullanılmasının önünü açıyor” diyor.
Parlamento önünde olacaklar
Kürtler ile Fransız demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler, bugün yasanın oylandığı saatlerde seslerini duyurmak için Parlamento önünde olacak. Tüm kitle örgütlerini ve insan hakları savunucularını bu yasayı reddetmeye çağıran kurumlar, yasanın insan hakları açısından kabul edilemez olduğunu vurguluyor.
SELMA AKKAYA/PARİS