"Kokteyl teröre” ne oldu? AKP şeflerinin ağzını bakıyorum da bıçak açmıyor. Bir tek havuzcu medyatör IŞİD’ı lanetlemiyor, Yahudi düşmanlığını kınamıyor.
Neden dersiniz?
Çünkü onlar, Taksim’deki "canlı bombanın” "kokteyl” değil, halis muhlis "sek” bir "İslamcı terörist” olduğunu, öyle Arabistan çöllerindeki vahalarda değil, kendi "ideolocya bahçelerinde” boy attığını biliyorlar.
O "ideolocya bahçesinde” yetişen Eyüp Kadınlar Kolu yöneticisinin tweeti şöyle: Keşke hepsi ölseydi”…
Kimler ölseydi?
Yahudiler…
Mavi Marmara olayından bu yana ülkenin bütün şehirlerinde, bütün, mitinglerinde, toplantılarında "Van minıtı” destanlaştıran "Yahudi düşmanı” ajitasyon ve anti-semitik "ideolocya”, şu anda AKP tabanında yüzlerce ve binlerce "canlı bomba” yarattı.
24 Temmuz savaş kararından bu yana geçen zaman içinde, aynı zamanda "Kürt düşmanı ideolocya”, Kobanê’ye, Til Abyad’a "ihraç ettiği” her militanın "geri dönüp” canlı bomba olarak Ankara Garı’nda yüzden fazla Kürdü ve dostlarını havaya uçurmasına sebeb oldu. Şimdi Taksim’de patladı.
Canlı bomba AKP’nin "ideolocya örgüsünün” içinde Yahudi, Ermeni, Êzîdî, Rum, Süryani ve Kürt düşmanlığı derslerinde yetişti.
Bu derslerin baş öğretmeni kim?
Hayır! Erdoğan’dır diyerek Cumhurbaşkanına "hakaret” suçu işlemeyeceğim. Çünkü o "başöğretmen” değil, "başöğretmenin” tilmizi. Talebesi…
Yahudi düşmanlığının başöğretmeni AKP’nin "mürşidi” olan Necip Fazıl Kısakürek… Bugün AKP’nin asıl çekirdeği onun "Büyük Doğu” dergahında yetişti. Onun "Gençliğe Hitabesi”ni hepsi ezbere bilir.
Ayşe Hür’ü dinleyelim:
"Başbakan Erdoğan 2011 Şubat ayında AKP Gençlik Teşkilatı’na Üstad’ın Gençliğe Hitabe’sinin, "dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik” isteyen satırları okudu. Erdoğan 2 Kasım 2012 tarihinde yapılan partisinin geleneksel Kızılcahamam toplantısındaki konuşmasını da aynı metnin "Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!” mısralarıyla bitirdi.”
"Dindar ve kindar gençlik” şimdi işbaşındadır.
Başöğretmen’in bu "hitabesini” ve Yahudi düşmanı laflarının tek birini Merkel’in yanında tekrarlasalar, AKP’liler o gün hapse atılır.
Şimdi Necip Fazıl’dan birkaç "tiksinti uyandıran” alıntı yapalım:
"Yahudi, topyekûn insanlık vücuduna mikrop gibi yerleşirken, kendi gizli tesir şebekesini hâkim kılmak için.. insanlığın illet bünyesini kıyamete kadar beslemek ve hastalık kıvamında tutmak borcu altındadır.“
"YAHUDİ: Önce öz peygamberine ihanet eden, tevhid bayraktarı Resul (Tûr-u Sinâ) ya çıkınca altundan bir buzağı yapıp ona tapmaya başlayan ve peygamber lanetine uğrayan, o…
Böylece, nebîler beşiği, üstün ırk İsrailoğulları içinden kopup fesad ve hiyanet mâdeni yeni bir kavim halinde dölleşen, asıl yahudiyi mayalandıran, artık hep öyle devam eden ve insanlığın başına belâ kesilen, o…“
Taksim'de işte "o" Yahudiler katledildi.
Türkiye devletinin başı Necip Fazıl hakkında, çok az zaman önce şöyle konuştu:
"Büyük Türkiye hayali. İşte Necip Fazıl budur. Bütün yokların altında, bahanelere sığınmayıp, büyük Türkiye için mücadele eden büyük bir mütefekkir. Büyük ve yeni bir Türkiye'ye başını koymuştur. Bugün 'Yeni Türkiye' diyorsak, Necip Fazıl'ın izi vardır”.
Bu iz, şimdi Diyarbakır HDP mitinginde, Suruç’ta, Ankara Garı’nda, Sultanahmet’de ve Taksim’de canlı bombacıların "parmak izine” dönüşmüş bulunuyor.
AKP yönetimini uyarmalıyız: Eğer Kürdistan’da süren savaşa son verilmez ve hızla ülkede barışçı bir ortam yaratılmazsa, AKP tabanındaki "ideolocya örgüsü” az sonra Türkiye’ye özgü, "milli ve yerli” bir IŞİD belası olarak Türkiye’nin üstüne çökecektir.
Şu hale bakın: Newroz Bayramında neler yazmak zorunda kalıyoruz, yine de:
Newroz pîroz be!
Not: Orhan Bursalı şöyle yazmış: "PKK veya IŞİD arasındaki ayrımlar ve farklar ortadan kalkmış durumda. IŞİD’in toplu kıyımlarının yerini PKK’ninkiler aldı.”
Höst!
Aklınızı başınıza alın; PKK ile oturup konuşarak "toplu kıyımları” ortadan kaldırırsınız. IŞİD’le konuşabilir misiniz?