HÜSEYİN ELMALI / ANF/STRASBOURG
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öneren karar tasarısı dün tartışmaya açıldı. Karar tasarısı bu akşam saatlerinde oylamaya sunulacak. Haber yayına hazırlandığı sıralarda AB yetkililerinin huzurunda Genel Kurul’da yapılması planlanan tartışmalar henüz başlamamıştı.
AP Dışişleri Komisyonu’nda iki hafta önce 7’ye karşı 47 oyla kabul edilen raporda, Efrîn işgali ve Amed-Sur yıkımı başta olmak üzere çok ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı Kürdistan’da acilen güvenilir politik bir sürecin başlatılarak kalıcı barışçıl bir çözüm bulunması gerektiği vurgulanıyor.
Sosyal Demokrat (SD) Grup üyesi Hollandalı parlamenter ve Türkiye Raportörü Kati Piri tarafından kaleme alınan taslak rapor, Türk hükümetinin artık uygulamaları ile üyelik yolunda müzakere edilecek bir partner olmaktan çıktığını kaydederek, bu nedenle ilişkilerin resmen askıya alınmasını AB’ye öneriyor.
Efrîn işgali ve Sur’un yıkımı
Raporda, Efrîn işgalinin Kürtlerin yerlerinden sürülerek yerlerine Sünni Suriyeli mültecilerin yerleştirildiği, Kürt kültürel mirası ve tarihi için önem arz eden Sur’un imha edildiği, HDP eski eşbaşkanları ve çok sayıda milletvekilinin hapse atıldığı, HDP ve DBP’li Kürt belediye başkanları, yardımcıları ve çalışanlarının, görevden alınarak yerlerine kayyum atandığı, Kürt basının ve Kürt meselesiyle ilgilenen her kim olursa olsun özellikle hedef alındığı, Kürt meselesine barışçıl çözüm görüşmeleri sürecinin durmasından beri özellikle çok ağır insan hakları ihlallerinin uygulandığına vurgu yapılıyor. Kati Piri’nin raporunda tüm bu ihlallerin yanısıra Türkiye’de cumhurbaşkanlığı referandumundan sonra artık hukuk devleti ve demokratik ilkelerin de işlemez hale geldiği tespiti yapılıyor.
Efrîn’deki işgal ve yağmaya dikkat çekildi
Genel Kurul’da büyük oy çoğunluğu ile kabul edilmesi beklenen raporun Efrîn’deki işgale ilişkin bölümünde, Efrîn’de Kürtlere ait mallara el konulduğu yağmalandığı ve imha edildiği belirtiliyor. Raporda, Türkiye ve himayesindeki çetelerin Kürtlerin yerine Sünni kökenli Türkiye’deki Suriyeli mültecileri yerleştirdiği ve bunun demografik bir değişim amacı taşıdığına dikkat çekiliyor.
Farklı inançlara yönelik ayrımcılık
Raporda ayrıca, Türkiye’de Alevilerin inançsal taleplerinin karşılanmadığı, ayrımcılığa maruz kaldıkları, bu ayrımcı-dışlayıcı uygulamalara Asuriler dahil Hristiyanlar ve diğer azınlıkların da maruz kalmaya devam ettiğine vurgu yapılıyor.
Raporda Ilısu barajı ile sulara gömülen insanlık mirası Hasankeyf, Akkuyu nükleer santralinin taşıdığı insani risk, İstanbul Havaalanı inşaatında yaşamını yitirenler ve protesto ettikleri zannı ile hapse atılanlar, Türkiye’de çalıştırılan çocuklar sorunu, sendikal hakların suç sayılması gibi pek çok konuya da yer veriliyor. Raporda, bu konularda var olan uluslararası normlara uyulması çağrısı yapılıyor.
Cezaevleri dolduruldu
Türkiye’de hapishanelerin muhalifler, politikacılar, belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, insan hakları savunucuları ile dolduğuna dikkat çekilen raporda, bu gidişatın kabul edilemez olduğu, kınandığı ve tutukluların derhal serbest bırakılması gerektiği kaydediliyor.
Yurtdışında MİT ve Diyanet’in tehditleri
Raporda son iki yıl içinde Türkiye kökenli 16 bin insanın AB’ye iltica başvurusu yaptığı, Türkiye dışına çıkmış olanların, zorla kaçırılma dahil, MİT, Interpol, Diyanet gibi kurumlar kullanılarak takibe alındığına dair bilgilerin olduğu ve bunların AB tarafında da ciddi bir şekilde araştırılası gerektiği ifade ediliyor. Piri’nin hazırladığı raporda, Interpol’ün muhalifleri takip amacıyla kullanılmasına müsaade edilmemesi çağrısı yapılıyor.
Raporda HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararına karşı Ankara’dan verilen mesajlar ve uygulamalar kınandı, AB’den bu kararın uygulanışını mercek altına alması talep ediliyor.