Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırısını sürdüren Türkiye’yi ‘ikna’ etmeye çalışan ABD, bir yandan yaptırımlara ‘hafif’ tonda başlarken diğer yandan da bir heyeti Ankara’ya gönderiyor.
Türk devletine ateşkes çağrısı yapan bir karar tasarısı, Temsilciler Meclisi’ne sunuldu. Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Eliot Engel ile Cumhuriyetçi Michael McCaul imzasıyla sunulan tasarıya her iki partiden üyeler destek veriyor. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Türkiye’ye işgali durdurma, hemen ateşkes ilan etme ve bölgede barış ile istikrarı yeniden tesis için müzakerelere başlama çağrısı yapmak üzere Ankara’da olacaklarını açıkladı. Başkan Yardımcısı başkanlığındaki heyet, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’den oluşuyor. Robert O’Brien dün Ankara’da Türk Dışişleri Bakanı ile hazırlığı konuştu. Erdoğan, ateşkes ve görüşmeyi reddediyor. Gelecek heyet ile önce görüşmeyeceğini açıklayan sonra düzelten Erdoğan’ın bölgedeki istikrarsızlığın kaynağı olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Pompeo, ”Trump görüşmemizi önemsiyor” dedi.
Ateşkes tasarısı Kongre’ye sunuldu
Türkiye’ye ateşkes ilan etme çağrısı yapan bir karar tasarısı Temsilciler Meclisi’ne sunuldu. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Eliot Engel ile aynı komitenin Kıdemli Üyesi Cumhuriyetçi Michael McCaul imzasıyla sunulan tasarıya her iki partiden üyeler destek veriyor. Önce Temsilciler Meclisi’nde oylanacak olan tasarının daha sonra Senato gündemine alınması bekleniyor.
Karar tasarısı, Senato’ya da Dış İlişkiler Komitesi’nin Kıdemli Üyesi Demokrat Robert Menendez ve Komite Üyesi Cumhuriyetçi Todd Young tarafından sunuldu. Karar tasarısında, ABD yönetiminin Türkiye’nin Suriye’de Kürtlere yönelik askeri bir operasyon düzenlemesini engelleme çabalarını sona erdirme kararına karşı çıkıldığı belirtiliyor ve şu çağrılar yapılıyor:
- Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kuzeydoğu Suriye’deki tek taraflı askeri operasyonunda bir an önce ateşkes ilan etmesi ve Suriye ile ilgili mevcut anlaşmalara saygı göstermesi,
- ABD’nin yerinden edilmiş kişiler veya Suriye’de süregelen şiddetten etkilenmiş kişiler de dahil olmak üzere insani yardımlarla Suriyeli Kürt toplulukların desteklenmesine devam etmesi,
- ABD’nin Türk ordusunun itidalli davranmasını ve Suriye’ye yönelik mevcut anlaşmalara saygı göstermesini sağlamak için uğraşması,
- Beyaz Saray’ın DAİŞ’in uğradığı mağlubiyetini devamını sağlamak için net ve belirgin bir plan sunması.
ABD’de karar tasarılarının bağlayıcılığı bulunmuyor. Ancak Kongre’deki genel eğilimi ve oluşan görüş birliğini ortaya koyması açısından önem taşıyor.
Türkiye’ye ateşkes çağrısında bulunan karar tasarısının hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti üyelerinin ortak imzasıyla ve Kongre’nin her iki kanadında da sunulması, ABD yasama organında Türk işgaliyle ilgili olarak ortaya çıkan anlayışı gösteriyor.
Demokrat Parti’den destek çağrısı
Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi ve Senato’daki Demokrat azınlığın lideri Chuck Schumer, Kongre üyelerinden, her iki parti temsilcilerinin imzasıyla sunulan ve Türkiye’ye ateşkes çağrısı yapan tasarıya destek vermesini istedi.
Pelosi ve Schumer’in ortak yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: ”Başkan Trump, Türkiye’ye Kürt ortaklarımıza saldırma konusunda yeşil ışık verdiğinden bu yana hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’daki Demokratlar ve Cumhuriyetçiler birlik olup, sayısız hayatı tehlikeye atan, Kürt ortaklarımızı tehlikeye sokan ve dünyadaki güvenilirliğimize zarar veren, pervasızca atılmış bu adımı hızlı ve ciddi bir şekilde kınadı. Dahası, Başkan Trump’ın bu eylemi yalnızca bölgesel güvenlik üzerinde risk yaratmakla kalmıyor, DAİŞ’in yeniden ayağa kalkmasıyla kendi vatanımızda güvenliğini riske atıyor.
Bu insani felaketin sona ermesi için, her ne kadar gerekli olsa da, yaptırım paketinin tek başına yetersiz olacağını her zaman dile getirdik. Bugün Kongre’nin her iki kanadını ve her iki partisini temsil eden liderler olarak, Başkan Trump’ın Suriye’deki tehlikeli eylemlerini reddediyoruz. Tek bir sesle, Başkan Trump’a Kürt toplumunu destekleme, Türk ordusunun itidalli davranmasını sağlamak için çalışma ve DAİŞ’i mağlup etmek için net bir strateji ortaya koyma çağrısı yapıyoruz. Bu karar aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da Suriye’deki tek taraflı askeri operasyonunda bir an önce ateşkes ilan etme çağrısı yapıyor.”
Hemen yapması için gidiyor
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de Türkiye’ye işgali durdurma, ateşkesi hemen yürürlüğe koyma ve müzakerelere başlama çağrısı yapmaya gideceğini söyledi. Açıklaması şöyle: ”Başkan Trump’ın talimatıyla, yarın Türkiye’ye işgali durdurma, hemen ateşkes ilan etme ve bölgede barış ile istikrarı yeniden tesis için müzakerelere başlama çağrısı yapmak üzere Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’den oluşan heyete liderlik edeceğim.”
Robert O’Brien geldi
Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien dün Ankara’da Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla görüştü. İkili, Türkiye’nin işgali ve Amerika Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Türkiye ziyaretine ilişkin detayları konuştu.
Erdoğan söyledi, kıvırdı
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ateşkesi ve ABD’nin arabuluculuğunu reddederek, gelecek heyet ile değil, ancak Trump gelirse görüşeceğini, bur soru üzerine aniden söyledi. Bir saat sonra söylediğinin ne anlama geldiğini anlamış olacak, sözlerini geri aldı dün Çavuşoğlu ile görüşen O’Brien ile görüşmemeyi kastettiğini ileri sürdü.
Pompeo: Erdoğan sorumlu
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’ya gönderdiği yetkililerden biri olan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Fox Business Network’e son durumla ilgili açıklamalar yaptı. Pompeo, şu değerlendirmelerde bulundu:
- Suriye’deki duruma bir çözüm bulma arayışındayız.
- ABD’nin amacı ABD-Türkiye ilişkilerini koparmak değil, Türkiye’yi bu tür davranışlara girme kapasitesinden mahrum bırakmak.
- ABD Suriye’de vakum oluşmamasını garantiye almak için uğraşıyor.
- Bölgedeki istikrarsızlıktan Erdoğan sorumludur.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme beklentisi içindeyiz. Başkan Trump bunu ABD hükümetinin en üst düzeyinde yapıp kendisiyle yüz yüzde görüşmemizin önemli olduğu hissiyatında; Erdoğan’ın durması lazım, Suriye’ye bu istilayı durdurması lazım.
Beyaz Saray’da toplantı
Reuters haber ajansı, ABD Başkanı Trump’ın Kongre’nin dış politika ve güvenlik alanındaki en üst düzey isimleriyle Türkiye’nin işgal saldırısı ardından Suriye’deki son durumu görüşmek üzere bir araya geleceğini yazdı. Trump’ın davet ettiği isimler arasında Senato’nun Cumhuriyetçi çoğunluk lideri Mitch McConnell, Temsilciler Meclisi’nin Başkanı Demokrat Parti’den Nancy Pelosi ile Senato ve Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler ve Silahlı Hizmetler komitelerinin başkan ve kıdemli üyeleri de yer alıyor.
Yaptırım tasarısını Perşembe’ye
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Türkiye’ye yaptırımlar getirilmesini öngören karar tasarısını Perşembe (bugün) sunacağını açıkladı.
Graham, gazetecilere yaptığı açıklamada, ”Türkiye’ye yaptırım uygulanmasına ilişkin tasarıyı Perşembe günü sunacağım. Ve yönetimin Başkanlık Kararnamesi ile Türkiye’ye karşı attığı adımları memnuniyetle karşılıyorum” dedi.
Graham’ın Demokrat Senatör Chris Van Hollen ile birlikte hazırladığı tasarıda Türkiye’ye bir dizi askeri ve finansal yaptırım öngörülüyor. Bu yaptırımlar şöyle sıralanıyor:
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in ABD’deki malvarlıklarına yaptırım uygulanması
- Türk ordusuna maddi, malzeme ve teknolojik destek satan ya da sağlayan veya uçak, uçak parçası, silah vb gibi malzemelerle ilgili bilerek işlem yapan yabancılara yaptırım uygulanması
- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanımı için ülke içinde geliştirilen petrol ve doğalgaz üretiminin devamına yönelik mal, hizmet, teknoloji veya bilgi sağlayan ya da bu üretimi destekleyen yabancı kişilere yaptırım uygulanması
- ABD’nin TSK’ya savunma malzemeleri, hizmeti ve teknolojisi ile mühimmat satışı ve teslimatının yasaklanması
- Türkiye’ye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alması nedeniyle ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanması
- ABD’ye seyahat eden Türk liderlere vize kısıtlamalarının getirilmesi
- Erdoğan’ın net malvarlığıyla ilgili rapor hazırlanması
Halk Bank dosyası açılıyor
ABD’nin New York kentindeki federal savcılarca, Halkbank hakkında aralarında İran’a karşı yaptırımların delinmesi ve dolandırıcılığın da bulunduğu 6 ayrı suçtan dolayı iddianame hazırlandı. 45 sayfalık iddianamede “Halkbank üst yönetiminin Türk hükümetinin üst düzey yetkilileri tarafından desteklendiği ve korunduğu” ifadesi yer aldı.
New York Savcılığı, Halkbank hakkında, İran yaptırımlarını delme, dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarıyla dava açtı. Savcılık milyarlarca dolarlık paranın aklandığı şemada sadece Halkbank’ın olmadığı Türkiye hükümetinin en üst düzey yöneticilerinin de bulunduğunu belirtti. Savcılık bankanın milyarlarca dolarlık kara parayı aklarken Türk hükümetinin en tepesinden destek aldığını ve korunduğunu ve ayrıca bu işten Türk yetkililerin (bakanların) yüzmilyonlarca dolarlık bir rüşvet çarkı oluşturduğunu belirtti.Ön iddianame bu “şebeke”ye Erdoğan, müstakbel damadı ve birkaç bakanın da dahil olduğunu anlatıyor.
Lavrov: Devam edeceğiz
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kürtler ile Şam arasında anlaşmalara varılıp bunun yerine getirilmesini teşvik etmeye, Suriye ile Türkiye arasında sınır güvenliğinin sağlanması için işbirliğine katkıda bulunmaya devam edeceklerini söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Soçi’de Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) Partner Ülkeleri İstihbarat Ve Güvenlik Kuruluşları yöneticileri arasında düzenlenen toplantının açılışında konuştu. Lavrov’un gündeminde, Türkiye’nin işgal saldırısı ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile yapılan anlaşma vardı.
ABD’nin politikalarına dikkati çeken Lavrov, “Bu dar görüşlü politikanın meyvelerini bugün topluyoruz. Bu politikanın sonucu yeni bir çatışma oldu. Bu çatışma nedeniyle bölgedeki DAİŞ’liler, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve dünyanın başka bölgelerine yayılmaya başladı. Bu durumun sorumlusu ne yapıp ne edip DAİŞ saflarında olan ya da kamplarda olan vatandaşlarını geri almayı kabul etmeyen Avrupa ülkeleridir. Müstakbel teröristlere vatandaşlık veren ülkeler de bu kişilerin sorumluluğunu üstlenmeli” dedi.
Rusya’nın Türkiye ile Şam hükümeti arasında güvenliğin sağlanması için arabuluculuk için katkıda bulunacağını dile getiren Lavrov, “Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde hareket etmeye, Kürtler ile Şam arasında anlaşmalara varılıp bu anlaşmaların yerine getirilmesini teşvik etmeye, Adana Mutabakatı’nda öngörüldüğü gibi Suriye ile Türkiye hükümetleri arasında ortak sınırlarında güvenliğin sağlanması için arabuluculuğa katkıda bulunmaya devam edecek” diye konuştu.
Silah ambargosu yayılıyor
Fransa, İngiltere, Almanya, Hollanda, Norveç, Finlandiya, Çekya, İtalya ve İspanya’nın ardından Kanada da, Türkiye’ye silah satışlarını askıya aldı. AB’nin de başbakan ve devlet başkanları bugün toplanıp ortak bir kararı tartışacak.
Kanada Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, başta askeri malzemeler olmak üzere yeni ihracat izinlerinin askıya alındığı duyuruldu. Açıklamada, Türkiye’nin işgal saldırılarının hali hazırda oldukça kırılgan olan bölgedeki istikrara büyük oranda zarar vereceğinin altı çizildi.
Saldırıların bugüne kadar DAİŞ’e karşı mücadelede edinilen başarılara zarar verdiği vurgulanan açıklamada, “Yaşanan son gelişmeler ışığında Kanada hükümeti, Türkiye’ye yönelik yeni ihracat izinlerini geçici olarak askıya aldı” denildi.
Harekat nedeniyle hava savunma sistemini geri çekeceğini belirten İspanya ve kanada ile birlikte şimdiye kadar bu kararı alanlar: Fransa, İngiltere, Almanya, Hollanda, Norveç, Finlandiya, Çekya ve İtalya.