6 aya yakın bir zamandır Kerkük’te bulunan HPG/YJA STAR gerillaları, Kerkük’teki halklar mozaiğinin savaş mevzilerinde temsil edildiğini belirtiyor. Kerkük YJA STAR komutanlarından Bahar Botan, “Pêşmerge, gerilla, Kakai Kürtleri, Türkmenler hepsi DAİŞ’e karşı aynı cephede savaşıyor. Bu belki de Kürdistan’da bir ilk” diyor.
DAİŞ’in Ağustos ayındaki saldırıları ardından HPG ve YJA STAR güçleri Güney Kürdistan savunmasında aktif bir rol üstlendi. 3 Ağustos’ta Şengal, 6 Ağustos’taki Mexmûr saldırısı ardından Kerkük ve Celawla gibi alanlara da gerilla güçleri kaydırıldı.
Haziran ayından bu yana Kürt güçlerinin denetiminde bulunan Kerkük’te Pêşmerge güçleri, HPG ve YJA STAR gerillaları birlikte savaşıyor. Beklenti ise yereldeki bu ortaklaşmanın daha da geliştirilerek ortak bir komutanlığa dönüşmesi…

Şimdi de DAİŞ eliyle

6 aya yakın bir süredir bulundukları kentteki savaş durumunu değerlendiren Kerkük YJA STAR komutanlarından Bahar Botan, Kerkük’ün Kürt güçlerinin denetimine geçmesiyle, öteden beri uygulanmak istenen “Arap Kemeri” politikasının boşa çıktığını belirtti. Bahar, “Kürdistan topraklarını Araplaştırma eski bir siyasettir. Şimdi bu siyaset DAİŞ eliyle bir kez daha devreye konuluyor. DAİŞ katliamları sadece fiziki değil, aslında en fazla da kültürel bir soykırımı hedefliyor. Özellikle Güney Kürdistan’da Kakai Kürtlerine yönelik böyle bir tehdit var. Kerkük’te de özellikle böyle halklar mozaiğini eritmeye çalışan saldırılar hep oldu” diye konuştu.
Gerillanın gelişiyle halk üzerinde yaratılan korkunun yerini direnişe, toprağını savunma istemine bıraktığını söyleyen Botan, sözlerini şöyle sürdürdü:

DAİŞ Kerkük’te de savunmada

“Gerillanın gelişi ulusal bir ruhu ortaya çıkardı. Aynı zamanda Kerkük’ün mozaiğine denk ortak bir mücadele zemini oluştu. Şimdi YNK, KDP pêşmergeleri, gerilla, Kakai Kürtleri, Türkmenler hepsi DAİŞ’e karşı aynı cephede savaşıyor. Bu belki de Kürdistan’da bir ilk.”
Kobanê ve Şengal’de olduğu gibi Kerkük’te de çetelerin savunma pozisyonuna çekildiğini ifade eden Bahar Botan, “Gerillanın gelmesinden önce aslında DAİŞ saldırı pozisyonundaydı. Ancak bu Ağustos ayından itibaren ortaya konulan direnişle değişti. Korku ve panik havası dağıldı, gerilla güven yarattı. Yenebiliriz, bu çeteleri topraklarımızdan çıkarabiliriz inancını yaydı. Savaş pozisyonu değişti. Gerillanın 30 yıllık savaş tecrübesi var. Profesyonel askeri bir gücüz. Oynadığımız rolde bu tecrübenin önemli bir payı var” diye konuştu.
DAİŞ’in denetiminde bulunan alanlar hakkında da bilgi veren Botan, “Kerkük’ün güneyi DAİŞ’in elinde. Daha çok Sünni Arap köyleri denetiminde tutuyor. Gerilla gelinceye kadar yayılmasını sürdürüyordu. Gerillanın gelişinden sonra bu tersine döndü sınırlandırıldı. Hatta bazı alanlar çetelerden geri alındı. Stratejik önemde olan Tilverde Köyü’nün kurtarılması onlar için ciddi bir darbeydi. Celawla hamlesinde gerilla önemli bir rol oynadı. Sadiye kazasının kurtarılması da benzer bir durumdu. Yine de azımsanmayacak bir bölge Kerkük’ün güneyinde çetelerin elinde” diye belirtti.

En büyük darbeyi kadınlar vurdu

Bahar Botan, DAİŞ’e en önemli darbeyi kadın savaşçıların vurduğunu ifade ederek, bunun Güney Kürdistan toplumu ve özelde de kadınlar üzerinde büyük etki yarattığını belirtti. Botan şöyle konuştu: “Bize, kadınların burada savaşması egemen erkekliği yerle bir etti, öldürdü diyorlar. Özellikle kadın gerillaların en önde mevzilerde savaşması buradaki erkekleri de kadınları da çok etkiledi. İlgi, güveni ve inancı geliştirdi. Yani bu alanda zihni bir devrim yaşandı.
DAİŞ, erkek egemenliğinin kadın karşısındaki düşmanlığının zirvesidir. Dolayısıyla onların en büyük korkusu karşısında savaşan kadınlardır. Şengal’de, Rojava’da olduğu gibi Kerkük’te bu yönüyle DAİŞ‘e önemli bir darbe vuruldu. YJA STAR’ın buradaki mücadelesi aynı zamanda kadınların bu zihniyete yanıtı oldu.”

Halklar mozaiğine uygun çözüm

Bahar Botan, son olarak hem tarihi hem de güncel gelişmeler açısından stratejik bir öneme sahip Kerkük’ün sosyal yapısına da dikkat çekerek, sorunların çözümünün özerklik modelinde olduğunu belirtti. Botan, “Kerkük hep siyasi çıkarlara, bölgesel çelişkilere kurban ediliyor. Her cephe Kerkük benim diyor ama öte yandan aslında kimsenin statüsü yok. Aslında Kerkük sosyolojisi bir halklar mozaiği. Bunun için de tek tipleştirici, sadece benimdir diyen bir formül Kerkük’ün gerçekliğine uymuyor. Bu yönüyle de demokratik özerkliğe en fazla uyan merkezlerden biri” diye konuştu.


ROJBİN EKİN/KERKÜK