Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2017 yılı Nisan ayı itibariyle, Türkiye’de ceza infaz kurumlarında çocuğuyla kalan mahpus sayısı: 171’i tutuklu; 345’i hükümlü olmak üzere 516. Yine aynı verilere göre cezaevlerinde birden fazla çocuğuyla kalan anne mahpus sayısı; 16’sı tutuklu; 28’i hükümlü olmak üzere 44.
Yıldız Ataş ilk gençlik yıllarından tutuklandığı güne kadar hak ve özgürlükler mücadelesinde yer aldı; ekoloji, kadın, öğrencilerin yurt ve eğitim sorunları, inanç ve kimliğinden dolayı baskıya maruz kalanlarla sürekli bir dayanışma içinde oldu. 2012 yılına gelindiğinde ise gözaltına alınıp düzmece iddialarla örgüt üyeliğinden tutuksuz yargılandı, yerel mahkemenin verdiği ceza yargıtayca onanınca 2016 yazında tutuklandı. Öngörülen tahliye tarihi 17 Kasım 2021. Yıldız tutuklanmadan önce, Tunceli Üniversitesi Sosyoloji 4. sınıf öğrencisiydi.
İlk doğum günü hapishanede
Aren Dersim ise 2016 doğumlu. İlk doğum gününü Eylül 2017’de hapishanede, babasından ayrı kutladı. Babası kamu emekçisiydi, 15 temmuz 2016 sonrası KHK’larla ihraç edilene kadar. Annesiyle birlikte hapishanede olan Aren, hayli akıllı bir bebek ve annesine göre sakin duruşu, hapishanenin ağırlığını anlamasından kaynaklanıyor.
Ataş, mektubunda oğlu Aren’le ilgili şöyle diyor: “Hapishane tarih başladığından beri gündemden düşmemektedir. Her dönem farklı nedenler, sorunlar yaşanmakta. Hele de bir bebeğin bu demir-beton arasında büyümesi hayli zor. Her taraf beton ve en canlı, yerinde durmayan dönemleri olunca da çocuklar için zorluklar yaşanıyor. Biz anneler içinde çocuklarımızı böyle görmek epey psikolojik olarak etkiliyor.” Aren oyuncaklarla oynamak yerine kitaplara ilgi duyuyor, kitapların içindeki resimleri uzun uzun inceliyormuş. Şimdi ise annesiyle maruz kaldığı bu haksızlığın son bulmasını bekliyor. Ataş, karara defalarca itiraz etse de bir sonuç alamamış; "Muhtemelen buradan çıkacağımız günü bekleyeceğiz" diyor.
Mektup Adresi:
Yıldız Ataş Sönmez
Tarsus Kampüs Kadın Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü
A-9 Koğuşu
Tarsus/MERSİN
Rehin alarak yok sayamazsınız
Hakkında geçici kapatma kararı verilen Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu binaya 16 Ağustos günü ağır silahlarla donatılmış polislerce baskın yapıldı. "Size devletin gücünü göstereceğiz" sloganları ile binaya giren polisler Özgür Gündem Gazetesi çalışanlarını darp etmeye başladı. Küfür ve hakaretlerle merdivenlerden sürüklenerek indirilen muhabirler çevik kuvvet arabasına bindirildi.
23 Mayıs 2018’de 6’sı tutuklu 14 çalışanı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı Uygur Kaan Arısoy tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İçerisinde gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve gazetenin Yazıişleri Müdürü İshak Yasul’un da bulunduğu 14 gazeteci için “Örgüt üyeliği”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Örgütlerin yayınlarını basmak veya yayınlamak” suçlamaları yöneltildi.
Gazeteci ve yönetmen
Hicran Urun bu gazetecilerden yalnızca biri. Özgürlükçü Demokrası Gazetesi editörlerinden Hicran Urun’u gösterimi yasaklanan Sur belgeselinden de biliyoruz. Sur Belgesel Kolektifi’nin hazırladığı Sûr: Ax û Welat belgeselinin yönetmeni de olan Urun, belgeselin gösteriminin yasaklanmasıyla ilgili şöyle demişti: “Belgeselin ismi 'İstanbul' olsaydı hiç böyle bir engellemeye ihtiyaç duymayacaklardı. Sur isminin onları rahatsız ettiğini biliyoruz. Ancak siz Sur belgeselini engelleyerek orada yaşananları, Sur halkını yok sayamazsınız. Sur kocaman bir gerçek ve karşımızda duruyor. Orada yaşananlar er ya da geç yüzümüze çarpacak. Bugün belgeseli engelleyebilirsiniz; ama o anneler ve gençler yaşananların birebir tanıklarıdır. Siz gözlerinizi kapatınca onlar yok olmuyor."
Gazetecilik faaliyeti yürütmeye, halkına doğruları göstermek için çalıştığı yerde 11 Nisan 2018’de tutuklanan Urun, aylardır hiçbir kanıt olmaksızın hapishanede.
Mektup Adresi:
Hicran Urun
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
İstanbul