HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, MYK üyeleri Ali Ürküt, Pervin Oduncu, Alp Altınörs, Dilek Yağlı ve HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım ile birlikte ESP’yi ziyaret etti. Demirtaş ve beraberindeki heyeti, ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy, Sosyalist Kadın Meclisleri Sözcüsü Fadime Çelebi, ESP yöneticilerinden Orhan Çelebi ve ESP İl Başkanı Ali Haydar Akdeniz karşıladı. 

Demirtaş burada gazetecilerin sorularını yanıtladı.


Arınç gidip alçaklığı görsün 

“TSK bombalanan bölgelerde sivillerin olmadığını açıkladı. Bülent Arınç da ‘Bu alçakça yalandır’ dedi. Siz ne diyorsunuz?” sorusuna Demirtaş, şöyle lanıt verdi: “Bizim dünkü toplantılarımız sonrasından hava saldırılarında sivillerin katledildiği Zergelê köyüne HDP heyetinin gitmesi kararlaştırıldı. Gidip olay yerinde katliamın yaşandığı yerde tespitler yapacaklar. Eğer Dışişleri Bakanlığı veya AKP yetkilileri veya Bülent Arınç arzu ediyorsa, gidip alçaklığı bizatihi yerinde görmek istiyorsa, buyursun gelsin. Alçaklık nedir, orada tespit edelim. Biz ille öyle oldu demiyoruz, gidip göreceğiz. Buyursunlar heyetimize dahil olsunlar. Raporlasınlar, Türkiye’ye de dönüp açıklasınlar. Bir kaç gün sonra da raporları açıklayacağız.”


Bahçeli haddini bilsin!

Demirtaş, HDP’nin tabanına ve HDP’ye oy verenlere hakaret eden MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin sözlerinin hatırlatılması üzerine de şöyle konuştu: “HDP İstanbul’da üçüncü partidir. Bu Türkçeyi doğru dürüst konuşamayan Türk milliyetçilerinden daha fazla oy almıştır. HDP İstanbul’un en fukara semtlerinden oy almıştır. Öyle üçüncü parti olmuştur. Elbette zenginler de HDP’ye oy vermiş olabilir. Hepsi bizim için çok saygındır. Seçmenimize küfür hakaret edene de bin misliyle aynen iade ediyorum. Seçim öncesi hırsızdan hesap sorarız deyip, seçim sonrası hırsızın Saray’ında zevki sefa sürenler midir şerefli olanlar? Şeref kavramını kullanmaya kalkmasınlar, hadlerini bilsinler. MHP seçim meydanlarında verdiği bütün sözleri unutarak, benimle yürü diyenleri Saray’ın bahçesine götürmüş durumda. Savaş koalisyonu kurulmuş durumda. Zannediyorum erken seçime bu savaş koalisyonuyla gidecekler.” 


GÜNEY KÜRDİSTAN BİR PARTİ DEÐİL

Böyle dönemlerde Kürt hareketlerinin birbirlerini zora sokacak açıklamalar yapmasının kesinlikle hiç kimseye kazanç getirmeyeceğini dile getiren Demirtaş, şöyle konuştu: “Güney Kürdistan bir hükümet, bir devlettir. Bir partiden ibaret değildir. Dolayısıyla bütünlüklü davranıp, Kürtlerin bir birinin çıkarına zarar vermeyecek pozisyon almaları konusunda daha fazla hassas davranmaları lazım. Bu mevzu iki parti, iki hareket arasındaki kriz olmaktan çıkmalıdır. Ulusal bir meseledir bu. 

*  Dolayısıyla partiler böyle dönemlerde birbirini zora sokacak, bir birinin hamlelerini boşa çıkartacak tutumlardan kesinlikle kaçınmalıdır. Bizim beklentimiz Kürdistan hükümetinin ve Güney Kürdistan devletinin kendi topraklarına dönük sivillerin de katliamlarına yol açan saldırı karşısında tereddütsüz bir tutum almalarıdır. Amasız, ancaksız. Kürt tarafını ve Kürt hareketini eleştirecek veya haksız bir şekilde zora sokacak tutumlar kimseye kazandırmaz. 

* Kürdistan Bölge Hükümeti’nin bazen Sayın Barzani’nin ya da KDP’nin yaptığı açıklamalar Türkçeye çevrilirken, bazen bilinçli çeviri yanlışlıkları, bilinçli çeviri hataları nedeniyle dezenformasyonlar yapılıyor. Buna da dikkat edilmesi lazım. Açıklamaların orjinali ve açıklamaların niyeti tam olarak nedir, Kürtler bununla ilgilenmeli. 

Psikolojik savaş yöntemi ile Kürtleri birbirinin karşısına düşürmeye çalışan ucuz hamlelere böylesi dönemlerde hiçbir Kürt hareketi prim vermemelidir. Bu konuda da oldukça hassas olunması lazım. 


Kandil’deki katliam geçiştirilemez

Özellikle Kandil bölgesindeki sivil katliam konusunda Kürdistan hükümetinin sesini dünyaya duyuracak çok net bir tutum alması lazım. Bütün dünyaya mesaj vermesi ve uluslararası mekanizmaları devreye sokacak bir devlet tutumu göstermesi gerekir. Orada devlet sizsiniz, sizin topraklarınızda, sizin yurttaşlarınız başka bir devletin hava saldırılarında katlediliyorsa bu durum amasız ancaksız uluslararası alana taşınmalı ve burada “Türkiye ile ilişkiler bozulur mu, bozulmaz mı?” gibi bir kaygıdan çıkılmalıdır artık. Bu Türkiye ile ilişkileri bozmaz, tam tersine bu tür suçlar tehşir edilirse bu Kürtleri, Güney hükümetini güçlendirir, zayıflatmaz. AKP’nin suçlarına göz yumulursa veya sesiz kalınır, alttan alınırsa esas o zaman Güney hükümeti zayıflar, oradaki irade zayıflar.


KURUMLAR DAHA AKTİF OLACAK

Halka dönük saldırılar, tutuklamalar, gözaltılar, özellikle cenazelere dönük hakaretvari yaklaşımların kabul edilmeyeceğini; halkın bu konuda kesinlikle inisiyatifli olması gerektiğini söyleyen Demirtaş, “Halk güçlü bir irade ortaya koymalı ve cenazelerini alıp kesinlikle onların şanına, onuruna yakışır bir şekilde defnetmelidir. Cenazelerin sahipsiz bırakılması bir halkın onursuzlaştırılması girişimidir. Kurumlarımızın, yapılarımızın bu konuda daha aktif olması lazım. Biz, DTK, DBP, HDK hep birlikte eşbaşkanlarla koordinasyon toplantısı yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Kurumlarımızla bu konuda her birinin kendi rolünü, misyonunu oynayabileceği bu süreçte kesinlikle bu rolden kaçmaması lazım. DTK’nın, DBP’nin, HDP’nin ve HDK’nin bu süreçte ayrı ayrı rol ve misyonları var ve tamamlayıcı olmak zorundayız. Bu tamamlayıcılık ve koordinasyon iyi olursa ben inanıyorum ki hükümetin başlattığı bu saldırı dalgası çok kısa sürede kırılacaktır” şeklinde konuştu.


Korku yaymaya çalışıyorlar

Mevcut iktidar yönetiminin psikolojik üstünlüğü ele geçirmeye; zayıf ve geçici bir iktidar görünümünden çıkıp seçim öncesinden daha güçlü bir iktidar izlemini vermeye çalıştığına dikkat çeken Demirtaş, AKP ve önderliğinin, HDP’nin etrafından buluşmuş olan demokrasi güçlerini dağıtmaya gayret edip topluma şu mesajı vermek istediğini söyledi: “Biz seçimle de gitmiyoruz. Biz sandıkla bile artık kaybetmeyiz. Dolayısıyla herkes pozisyonunu ona göre alsın. Biz bu ülkenin artık kalıcı iktidarıyız. Sandıkla bile götüremezsiniz.” 

Korku yaymaya çalıştıklarının altını çizen Demirtaş, bazı insanların ve kesimlerin şu ortayolcu pozisyonu almaya başladığına dikkat çekti: “Ya bunlar sandıkla bile gitmiyorsa artık demek ki bizim bunlara karşı pozisyon almamamız lazım yoksa zarar ederiz.” 

Bunun giderek topluma bir korku/kaygı halinde yaygınlaştırılmaya çalışıdığını belirten Demirtaş, “Bizim bu psikolojik saldırı dalgasını da kırmamız gerekiyor” dedi.