Arjantin’den Kürdistan’a ‘Ölüm Uçuşları’

Meral ÇİÇEK yazdı —

22 Eylül 2020 Salı - 23:00

  • Wan’da iki köylünün TC ordusu tarafından ağır işkencelerden sonra helikopterden atılması, oradaki askerlerin o an öylesine akıl ettiği bir şey değil. Merkez tarafından en ince ayrıntısına kadar düşünülüp planlanmış bir soykırım savaşı uygulamasıdır.

Kirli Savaş terimi, TC’nin Kürtlere karşı savaşı için kullanılmadan evvel Arjantin askeri diktatörlüğüne özgü bir kavramdı. Kirli Savaş ya da İspanyolca adıyla Guerra Sucia, Arjantin’de 1976 – 1983 yılları arasında ABD’nin desteğiyle yürütülen devlet terörünü ifade ediyor. Sol-devrimci hareketin tamamen tasfiyesi amacını güden bu faşist soykırım savaşı sonucu 30 bin insan ‘kaybettirildi’. Yani ortadan kaldırıldı. Çoğunun kemikleri günümüze kadar bulunamadı.

Bulunamazdı da. Çünkü on binlerce insanı ortadan kaldırmak için faşist cunta öyle yöntemler geliştirip kullandı ki -Kürt değilse- insanın aklı durur. Rastgele kullanılan yöntemler değil bunlar; birilerinin oturup ciddi ciddi kafa yorarak geliştirdiği birer vahşet uygulamasından söz ediyoruz. ‘İnsanlığı nasıl daha fazla dehşete düşürebilirim’ diye akla hayale gelmeyen yöntemlerle esirlerini katleden DAİŞ gibi yani. Ya da gece gündüz ‘Kürtlere nasıl daha fazla acı çektiririz’ diye düşünüp duran faşist TC’nin Soysuz şürekası gibi.

Arjantin cuntasında bu yönlü nam salanlardan biri de Koramiral Luis Maria Mendia idi. 1976’da faşist darbe düzenlendiğinde deniz kuvvetleri komutanıydı. Darbeden sadece bir yıl sonra katledilen insanların cenazeleri faşistler için sorun haline geldi. ‘Ulusal Yeniden Örgütleme Süreci’ (faşist diktatörlük kendini bu şekilde isimlendiriyordu) kapsamında gözaltına alınıp ağır işkencelerden geçirildikten sonra infaz edilen binlerce insanın cansız bedeninin saklanması katiller için sorun teşkil ediyordu. Koramiral Mendia’nın aklına ‘müthiş’ bir fikir geldi: İnsanlar helikopterlerden denize ya da dağlara atılacaktı. Kirli savaşçıların ‘temiz’ çözümü buydu; denizin ortasına ya da ulaşılmaz dağların zirvelerine atılan insanların cenazesini kimse bulamazdı. Hem çok daha kolay olacaktı; zira bu durumda insanların önceden öldürülmesine gerek yoktu, diri diri helikopterden atılacaklardı.

1977 yılı itibariyle en az iki yıl süreyle her hafta Çarşamba günü gerçekleştirilen bu ‘ölüm uçuşlarında’ (İspanyolca adıyla vuelos de la muerte) tahminlere göre 2 bin insan katledildi. Ölüm seferleri için özel hava kuvvetleri taburu oluşturuldu. 5 bölükten oluşan taburun kendi komuta düzeni vardı. Her şey son derece nizamlı ve sistemli yürütülüyordu.

Faşist darbeciler şöyle düşünüyordu: Cenaze yoksa ortada cinayet de yok, dolayısıyla yargılanma ve cezalandırılma da olmaz. Ancak yanlış düşündüler. Ölüm uçuşlarının mimarı Mendia yargılanıp mahkum edildiği ev hapsinde öldü. Eski deniz subayı Adolfo Scilingo insanlığa karşı suçlardan yargılanıp 1084 yıl hapse mahkum edildi. Ölüm uçuşlarında pilot olarak yer almış Julio Alberto Poch, 2009’da İspanya’dan Arjantin’e iade edilip 30 yıl hapse mahkum edildi. Geçtiğimiz yıllarda ayrıca 54 eski subayın yargılandığı “Ölüm Uçuşları Davası” görüldü. 830 şahidin dinlendiği ve 789 mağdurun ölümünün incelendiği 5 yıllık dava Kasım 2017’de 29 ömür boyu hapis kararı ile sonuçlandı. 6 sanık beraat ederken diğerleri 8-25 yıl arasında değişen hapis cezaları aldı. İşledikleri insanlık suçlarının üstünden 40 yıl geçmesine rağmen yargılanıp cezalandırılmaktan kurtulamadılar yani.

Kürtlere karşı savaşında CIA destekli Arjantin askeri cuntayı örnek alan faşist TC, yöntem konusunda da belli ki ardılı olduğundan esinleniyor. Bir farkla; Arjantin faşist diktatörlüğü kendine muhalif gördüklerini işkenceden geçirip helikopterden aşağı atarken cenazeleri kaybettirmeyi amaçlıyordu. Geçtiğimiz günlerde Wan’da iki köylüyü ağır işkencelerden geçirdikten sonra helikopterden aşağı atan işgalci TC ordusu ise bu şekilde mesaj vermeyi amaçlıyor. O gün Çatak’taki gerilla eyleminde aldığı kayıpların intikamını köylülerden alan TC, aynı zamanda bütün Kürtlere bu şekilde tehdit ediyor. Teslim olmayan herkese aynısının, hatta beterinin yapılacağı mesajını vermek istiyor. Bu şekilde de teslim almaya çalışıyor.

İki köylünün ağır işkencelerden sonra helikopterden atılması, oradaki askerlerin o an öylesine akıl ettiği bir şey değil. Merkez tarafından en ince ayrıntısına kadar düşünülüp planlanmış bir soykırım savaşı uygulamasıdır. Bu gerçeğin iyi görülmesi lazım. Dolayısıyla bu saldırıya verilecek cevap da, TC tarafından yapılan hesabı boşa çıkaracak şekilde olmalı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.